İş Kazası Tazminatı: Haklarınız, Süreç ve Hukuki Rehber 2026

📅 20 Mart 2026 ⏱ 25 dk okuma ✍️ Sadaret Hukuk

İş kazası tazminatı, Türkiye'de her yıl yüz binlerce çalışanı etkileyen ciddi bir hukuki konudur. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu çerçevesinde iş kazası mağdurları ve yakınlarının tazminat hakları kapsamlı olarak düzenlenmiştir. Büromuz, iş ve istihdam hukuku alanındaki deneyimiyle iş kazası tazminat davalarında müvekkillerine profesyonel hukuki destek sunmaktadır.

İş kazası, 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesinde tanımlanmıştır. Buna göre sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, emziren kadın sigortalının çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda ve sigortalıların işverence sağlanan bir taşıtla işe gidiş gelişleri sırasında meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hale getiren olay iş kazası sayılmaktadır.

İş kazası tazminatı; maddi tazminat, manevi tazminat ve ölümlü iş kazalarında destekten yoksun kalma tazminatı olmak üzere üç ana kalemden oluşmaktadır. Her bir tazminat türü için farklı hesaplama yöntemleri ve hukuki gereksinimler bulunmaktadır. 2026 yılı itibarıyla güncellenen mevzuat hükümleri, iş kazası tazminat süreçlerinde önemli değişiklikler içermektedir. Bu rehberde, iş kazası sonrası yapılması gerekenlerden tazminat hesaplama yöntemlerine kadar tüm süreçleri detaylı olarak ele alacağız.

Türkiye'de iş kazası oranları, özellikle inşaat, maden, metal ve kimya sektörlerinde endişe verici boyutlarda seyretmektedir. İş kazalarının büyük çoğunluğu, işverenlerin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerini yeterince yerine getirmemesinden kaynaklanmaktadır. Güncel mevzuata mevzuat.gov.tr üzerinden erişebilirsiniz.

İş kazası tazminatınız konusunda hukuki desteğe mi ihtiyacınız var?

Ön Görüşme Alın

İş Kazası Tanımı ve Yasal Çerçeve

İş kazası kavramı, 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesinde geniş bir şekilde tanımlanmıştır. Bu tanıma göre iş kazası, yalnızca işyerinde ve iş sırasında meydana gelen kazalarla sınırlı değildir. İşverence yürütülen iş nedeniyle işyeri dışında geçen zamanlarda, işveren tarafından sağlanan taşıtla işe gidiş gelişlerde ve hatta emzirme molalarında meydana gelen kazalar da iş kazası kapsamındadır. Bu geniş tanım, işçilerin korunmasını güçlendirmektedir.

İş kazasının hukuki sonuçları, sosyal güvenlik hukuku ve borçlar hukuku olmak üzere iki farklı alanda ortaya çıkmaktadır. Sosyal güvenlik hukuku kapsamında SGK, iş kazası sonucunda geçici iş göremezlik ödeneği, sürekli iş göremezlik geliri ve ölüm halinde cenaze yardımı ile ölüm aylığı sağlamaktadır. Borçlar hukuku kapsamında ise işçi veya yakınları, işverenden maddi ve manevi tazminat talep edebilmektedir. Bu iki hukuki süreç birbirinden bağımsız olarak yürütülmektedir.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin iş kazalarını önleme yükümlülüğünü kapsamlı olarak düzenlemektedir. İşveren, çalışanlarının sağlık ve güvenliğini sağlamak amacıyla risk değerlendirmesi yapmak, gerekli koruyucu önlemleri almak, çalışanları eğitmek ve iş sağlığı ve güvenliği organizasyonunu kurmakla yükümlüdür. Bu yükümlülüklere aykırılık, işverenin tazminat sorumluluğunun temelini oluşturmaktadır.

İş kazasının cezai boyutu da önemlidir. Taksirle yaralama (TCK m. 89) ve taksirle ölüme neden olma (TCK m. 85) suçları, iş kazalarında en sık gündeme gelen ceza hukuku düzenlemeleridir. İşverenin veya iş güvenliği uzmanının iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almadaki ihmali, cezai sorumluluk doğurabilmektedir.

İş Kazası Sonrası Yapılması Gerekenler

İş kazası sonrasında doğru adımların atılması, hem sağlık sürecinin hem de hukuki sürecin başarılı yönetilmesi açısından kritik önem taşımaktadır. Kazanın hemen ardından ilk öncelik yaralının sağlık kuruluşuna ulaştırılması olmalıdır. Hayati tehlike söz konusuysa 112 acil yardım derhal aranmalıdır. Yaralının durumuna göre en yakın hastane acil servisine veya iş yeri hekimine başvurulmalıdır.

İş kazasının işverene derhal bildirilmesi gerekmektedir. İşveren ise kazayı SGK'ya bildirmekle yükümlüdür. 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesine göre işveren, iş kazasını kazanın olduğu günden sonraki 3 iş günü içinde Sosyal Güvenlik Kurumu'na bildirmek zorundadır. Sağlık hizmeti sunucuları ise 10 gün içinde bildirim yapmak zorundadır. Bildirim süresine uyulmaması halinde işverene idari para cezası uygulanmaktadır.

Kaza yerindeki delillerin korunması, tazminat sürecinde hayati öneme sahiptir. Kaza yerinin fotoğraflanması, varsa güvenlik kamerası kayıtlarının talep edilmesi, tanıkların iletişim bilgilerinin alınması ve kaza koşullarının detaylı olarak kayıt altına alınması gerekmektedir. İş güvenliği uzmanı tarafından kaza inceleme raporu hazırlanması da önemli bir delil kaynağıdır.

Sağlık sürecinde tüm tıbbi belgelerin eksiksiz muhafaza edilmesi zorunludur. İlk muayene raporu, tedavi sürecindeki tüm epikriz ve konsültasyon raporları, ameliyat raporları, fizik tedavi raporları, ilaç reçeteleri ve tedavi faturaları titizlikle saklanmalıdır. Bu belgeler hem SGK başvurularında hem de tazminat davalarında esas alınacak deliller arasında yer almaktadır.

SGK Hakları ve Sosyal Güvenlik Yardımları

Sosyal Güvenlik Kurumu, iş kazası sonucunda sigortalıya ve yakınlarına çeşitli yardımlar sağlamaktadır. Geçici iş göremezlik ödeneği, iş kazası nedeniyle çalışamayan sigortalıya tedavi süresince ödenen bir gelir desteğidir. Ayakta tedavide günlük kazancın 2/3'ü, yatarak tedavide 1/2'si oranında ödeme yapılmaktadır. Ödeme süresi, iş göremezlik halinin devam ettiği süre boyunca devam etmektedir.

Sürekli iş göremezlik geliri, iş kazası sonucunda meslekte kazanma gücünün en az %10 oranında azaldığı tespit edilen sigortalıya bağlanan bir gelirdir. İş göremezlik oranı %10 ile %99 arasında ise oranla bağlantılı olarak kısmi gelir bağlanmaktadır. %100 iş göremezlik halinde ise tam sürekli iş göremezlik geliri bağlanmaktadır. Bu gelir, sigortalının yaşam boyu düzenli bir gelir kaynağına sahip olmasını sağlamaktadır.

Ölümlü iş kazalarında SGK, hak sahiplerine ölüm aylığı ve cenaze yardımı sağlamaktadır. Ölüm aylığı, sigortalının eşine, çocuklarına ve gerekli koşulları sağlayan anne-babasına bağlanmaktadır. Cenaze yardımı ise defin masraflarının karşılanması amacıyla yapılan bir kerelik bir ödemedir. Ölüm aylığının miktarı, sigortalının prime esas kazancı ve hak sahiplerinin durumuna göre belirlenmektedir.

SGK'nın iş kazası sonrası sağladığı yardımlar, işverenin tazminat sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır. Ancak SGK tarafından yapılan ödemeler, işverenin tazminat hesabında mahsup edilmektedir. SGK, iş kazası nedeniyle yaptığı ödemeleri kusurlu işverene rücu etme hakkına sahiptir. Bu rücu davası, SGK ile işveren arasında ayrıca yürütülmektedir.

İş Kazası Tazminat Türleri ve Hesaplama

İş kazası tazminatı üç ana kalemden oluşmaktadır: maddi tazminat, manevi tazminat ve ölümlü kazalarda destekten yoksun kalma tazminatı. Maddi tazminat, kazanın neden olduğu somut mali kayıpları kapsamakta olup tedavi giderleri, kazanç kaybı, iş gücü kaybı tazminatı ve bakıcı giderleri gibi kalemleri içermektedir. Hesaplama, aktüeryal yöntemlerle bilirkişi tarafından yapılmaktadır.

İş gücü kaybı (maluliyet) tazminatı, iş kazası nedeniyle çalışma kapasitesinde meydana gelen azalmanın mali karşılığıdır. Maluliyet oranı, SGK Sağlık Kurulu veya Adli Tıp Kurumu tarafından belirlenmektedir. Hesaplamada işçinin yaşı, mesleği, gelir durumu, maluliyet oranı ve muhtemel çalışma süresi (aktif dönem ve pasif dönem) dikkate alınmaktadır. Hesaplama genellikle progresif rant yöntemi ile yapılmakta ve TRH 2010 yaşam tablosu esas alınmaktadır.

Manevi tazminat, iş kazasının yarattığı acı, elem ve ıstırabın bir nebze olsun telafisi amacıyla hükmedilmektedir. Miktarı mahkemenin takdirinde olup kazanın ağırlığı, kusur oranı, maluliyetin derecesi, işçinin yaşı ve tarafların ekonomik durumu gibi kriterler dikkate alınmaktadır. Ölümlü iş kazalarında mağdurun yakınlarına da manevi tazminat hakkı tanınmaktadır.

Destekten yoksun kalma tazminatı, ölümlü iş kazalarında hayatını kaybeden işçinin bakmakla yükümlü olduğu yakınlarına ödenen tazminattır. Hesaplamada ölenin yaşı, geliri, muhtemel yaşam süresi, hak sahiplerinin yaşı ve destek payı oranları dikkate alınmaktadır. SGK tarafından bağlanan ölüm aylığı, destekten yoksun kalma tazminatından mahsup edilmektedir.

İşverenin İş Güvenliği Yükümlülükleri ve Kusur Sorumluluğu

İşverenin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülükleri, 6331 sayılı İSG Kanunu'nda kapsamlı olarak düzenlenmiştir. İşveren, risk değerlendirmesi yapmak, gerekli koruyucu ve önleyici tedbirleri almak, kişisel koruyucu donanımları sağlamak, çalışanları eğitmek, iş sağlığı ve güvenliği organizasyonunu kurmak (iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi atamak), çalışma ortamını izlemek ve acil durum planlaması yapmakla yükümlüdür.

İşverenin kusur sorumluluğu, iş kazası tazminat davalarının temel dayanağını oluşturmaktadır. İşverenin iş güvenliği yükümlülüklerini yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi halinde kusuru bulunduğu kabul edilmektedir. Kusur oranının tespitinde, işverenin aldığı önlemlerin yeterliliği, risk değerlendirmesinin yapılıp yapılmadığı, çalışanların eğitim durumu, kişisel koruyucu donanımların sağlanıp sağlanmadığı ve denetim mekanizmalarının işlerliği gibi kriterler değerlendirilmektedir.

İşçinin müterafik (birlikte) kusuru bulunması halinde tazminat miktarı kusur oranında indirilmektedir. İşçinin kişisel koruyucu donanımı kullanmaması, güvenlik kurallarını ihlal etmesi veya alkollü çalışması gibi durumlar işçinin müterafik kusuruna yol açabilmektedir. Ancak işverenin denetim ve gözetim yükümlülüğü, işçinin kusurlu davranışlarını da kapsamaktadır; işveren, işçinin güvenlik kurallarına uymasını sağlamakla yükümlüdür.

Kaçınılmazlık ilkesi (umulmayan hal), iş kazası tazminatında tartışılan bir diğer konudur. İş kazasının tamamen kaçınılamaz bir olay sonucu meydana gelmesi halinde, bilirkişi raporunda kaçınılmazlık oranı belirlenebilmektedir. Kaçınılmazlık oranı, tazminat hesabında indirim faktörü olarak uygulanmaktadır. Ancak kaçınılmazlık oranının belirlenmesi titiz bir değerlendirme gerektirmekte olup işverenin tüm önlemleri almasına rağmen kazanın gerçekleşmiş olması gerekmektedir.

İş Kazası Tazminat Davası Süreci

İş kazası tazminat davası açılmadan önce zorunlu arabuluculuk başvurusu yapılması gerekmektedir. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca iş kazası tazminat talepleri, dava öncesi zorunlu arabuluculuk kapsamındadır. Arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamazsa dava açılabilmektedir. Dava, iş kazasının meydana geldiği yer veya işverenin yerleşim yeri iş mahkemesinde açılmaktadır.

Dava sürecinde bilirkişi incelemesi kritik öneme sahiptir. Mahkeme, kusur tespiti için iş güvenliği bilirkişisinden, maluliyet oranının belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu veya üniversite hastanesinden, tazminat hesaplaması için aktüerya bilirkişisinden rapor talep etmektedir. Bu raporlar, tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınmakta olup tarafların rapora itiraz etme hakkı bulunmaktadır.

İş kazası tazminat davalarında zamanaşımı süresi, TBK m. 72 hükmüne göre zararın ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl, her halde kaza tarihinden itibaren 10 yıldır. Ancak iş kazası aynı zamanda bir ceza hukuku suçu teşkil ediyorsa ve ceza zamanaşımı süresi daha uzunsa, tazminat davası için de ceza zamanaşımı süresi uygulanmaktadır. Bu durum, mağdurların hak kaybını önleyen önemli bir güvencedir.

İş kazası tazminat davaları ortalama 12-24 ay sürmektedir. Adli Tıp Kurumu maluliyet raporunun beklenmesi, bilirkişi raporlarının hazırlanması ve SGK kayıtlarının celbi gibi süreçler davanın süresini uzatabilmektedir. İstinaf ve temyiz süreçleri dahil edildiğinde toplam süre 2-4 yıla uzayabilmektedir.

Maluliyet Oranı Tespiti ve Tazminata Etkisi

Maluliyet oranı, iş kazası tazminat hesaplamasının en belirleyici unsurlarından birini oluşturmaktadır. Maluliyet oranı, iş kazası sonucunda işçinin meslekte kazanma gücündeki azalma yüzdesini ifade etmektedir. Bu oran, SGK Sağlık Kurulu, Adli Tıp Kurumu veya üniversite hastaneleri maluliyet heyetleri tarafından belirlenmektedir. Maluliyet oranının doğru tespiti, tazminat miktarını doğrudan etkilemektedir.

Maluliyet değerlendirmesinde Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği esas alınmaktadır. Bu yönetmelikte, vücudun farklı organlarına ilişkin iş göremezlik oranları detaylı olarak belirlenmiştir. Değerlendirmede Balthazard formülü kullanılarak birden fazla sakatlığın toplam iş göremezlik oranı hesaplanmaktadır.

Maluliyet oranının tazminat hesaplamasına etkisi şöyle işlemektedir: aktüerya bilirkişisi, işçinin maluliyet oranı, yaşı, geliri, muhtemel yaşam süresi ve muhtemel çalışma süresini dikkate alarak tazminat miktarını hesaplamaktadır. Aktif çalışma döneminde oran daha yüksek tutulurken, pasif dönemde (emeklilik sonrası) asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmaktadır. SGK tarafından bağlanan sürekli iş göremezlik geliri peşin sermaye değeri, hesaplanan tazminattan mahsup edilmektedir.

Maluliyet oranına itiraz hakkı her zaman mevcuttur. SGK Sağlık Kurulu kararına itiraz edilmesi halinde dosya Adli Tıp Kurumu'na gönderilebilmektedir. Adli Tıp Kurumu raporu ile SGK raporu arasında farklılık bulunması halinde mahkeme, genellikle Adli Tıp Kurumu raporunu esas almaktadır. İtiraz süreçlerinin etkin yönetimi, tazminat miktarını önemli ölçüde etkileyebilmektedir.

Meslek Hastalıkları ve İş Kazası İlişkisi

Meslek hastalıkları, 5510 sayılı Kanun'un 14. maddesinde tanımlanmıştır. Sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleri meslek hastalığı olarak kabul edilmektedir. Meslek hastalıkları, iş kazasından farklı olarak ani bir olay sonucu değil, uzun süreli maruziyetle ortaya çıkmaktadır.

Meslek hastalığının tespiti, SGK tarafından yetkilendirilmiş sağlık kuruluşları tarafından yapılmaktadır. Meslek hastalığı tanısı konulması için hastalığın iş koşullarından kaynaklandığının tıbbi olarak ispatlanması gerekmektedir. Meslek Hastalıkları ve İş ile İlgili Hastalıklar Listesi, tanı sürecinde referans olarak kullanılmaktadır.

Meslek hastalığı tazminat hakları, iş kazası tazminat haklarıyla büyük ölçüde paralel düzenlenmiştir. Maddi tazminat, manevi tazminat ve destekten yoksun kalma tazminatı hakkı meslek hastalığı mağdurları için de geçerlidir. Ancak meslek hastalıklarında zamanaşımı süresinin başlangıcı, hastalığın tespit edildiği veya tespit edilmesi gereken tarihten itibaren hesaplanmaktadır.

Asbest maruziyeti, gürültüye bağlı işitme kaybı, kimyasal maddelere maruziyet, toz maruziyeti sonucu pnömokonyoz ve tekrarlayan hareketlerden kaynaklanan kas-iskelet sistemi hastalıkları, Türkiye'de en sık görülen meslek hastalıkları arasında yer almaktadır. İşverenin meslek hastalıklarını önleme yükümlülüğü, iş kazalarını önleme yükümlülüğü kadar kapsamlıdır.

İş Kazasında Cezai Sorumluluk ve Savcılık Soruşturması

İş kazaları, ceza hukuku kapsamında savcılık soruşturmasına konu olmaktadır. Yaralanmalı iş kazalarında taksirle yaralama (TCK m. 89), ölümlü iş kazalarında taksirle ölüme neden olma (TCK m. 85) suçları soruşturulmaktadır. Bilinçli taksir halinde cezalar artırılarak uygulanmaktadır. Soruşturma, işveren, iş güvenliği uzmanı, şantiye şefi ve diğer sorumlular hakkında yürütülmektedir.

Ceza davasının sonucu, tazminat davasını doğrudan bağlamamakla birlikte dolaylı olarak etkilemektedir. Ceza mahkemesinde kesinleşen maddi olgular (kazanın oluş şekli, güvenlik önlemlerinin durumu) hukuk mahkemesince de esas alınmaktadır. Ceza davasında belirlenen kusur oranı ise hukuk mahkemesini bağlamamakta, hukuk mahkemesi ayrıca bilirkişi incelemesi yaptırabilmektedir.

İş güvenliği uzmanının cezai sorumluluğu da iş kazalarında sıkça tartışılan bir konudur. İş güvenliği uzmanının risk değerlendirmesi yapmaması, güvenlik önlemlerini denetlememesi veya eksik rapor düzenlemesi halinde cezai sorumluluk doğabilmektedir. Ancak iş güvenliği uzmanının yetkisinin ve sorumluluğunun sınırları, somut olayın koşullarına göre değerlendirilmektedir.

İşçi sağlığı ve iş güvenliği alanındaki düzenlemelerin güncel hali ve yaptırımlar konusunda Adalet Bakanlığı resmi web sitesinden yargı süreçleri hakkında genel bilgi edinebilirsiniz. Ayrıca 6331 sayılı Kanun ve ilgili yönetmeliklerin güncel metinleri mevzuat.gov.tr adresinden takip edilebilir.

İnşaat, Maden ve Yüksek Riskli Sektörlerde İş Kazaları

İnşaat sektörü, Türkiye'de en fazla iş kazasının yaşandığı sektörlerin başında gelmektedir. Yüksekten düşme, göçük, elektrik çarpması ve malzeme düşmesi gibi kazalar, inşaat sektöründe en sık görülen iş kazası türleridir. 6331 sayılı Kanun'a göre inşaat işleri "çok tehlikeli" sınıfında yer almakta olup bu sektörde iş güvenliği yükümlülükleri daha kapsamlıdır.

Maden sektörü, iş kazası açısından en yüksek risk taşıyan sektörlerden birini oluşturmaktadır. Göçük, grizu patlaması, su baskını ve zehirli gaz maruziyeti gibi kazalar, maden sektörüne özgü riskler arasında yer almaktadır. Maden İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği, maden sektörüne yönelik özel güvenlik düzenlemelerini içermektedir.

Yüksek riskli sektörlerde iş güvenliği denetimlerinin sıklığı ve kapsamı artırılmıştır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı iş müfettişleri, bu sektörlerde düzenli denetimler yapmakta ve ihlaller tespit edilmesi halinde idari para cezaları uygulamaktadır. Denetim raporları, iş kazası sonrasında işverenin kusur tespitinde önemli bir delil olarak değerlendirilmektedir.

İnşaat ve maden sektörlerinde iş kazası tazminat miktarları, genellikle diğer sektörlere kıyasla daha yüksek olmaktadır. Bunun temel nedenleri, bu sektörlerde meydana gelen kazaların ağırlığı, maluliyet oranlarının yüksekliği ve ölümlü kaza oranlarının fazlalığıdır. İşverenlerin bu sektörlerde yüksek tazminat riskleriyle karşı karşıya olması, iş güvenliği yatırımlarının önemini artırmaktadır.

İş Kazası Mağduru musunuz?

Tazminat haklarınız, SGK başvurusu ve dava süreciniz için yanınızdayız.

İş Güvenliği Önlemleri ve İşçinin Hakları

İşçinin iş güvenliği konusundaki hakları, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile kapsamlı olarak düzenlenmiştir. İşçi, işverenin aldığı iş güvenliği önlemlerine uymakla yükümlü olmakla birlikte güvenli olmayan çalışma koşullarını reddetme hakkına da sahiptir. Kanunun 13. maddesi uyarınca ciddi ve yakın tehlike ile karşı karşıya kalan çalışanlar, gerekli iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri alınana kadar çalışmaktan kaçınma hakkına sahiptir. Bu hakkın kullanılması, işçinin iş sözleşmesinin feshini gerektirmemektedir.

İş güvenliği eğitimi, işverenin en temel yükümlülüklerinden biridir. İşveren, çalışanlarına işe başlamadan önce ve düzenli aralıklarla iş sağlığı ve güvenliği eğitimi vermek zorundadır. Eğitim içeriği, işyerindeki riskleri, koruyucu önlemleri, kişisel koruyucu donanımların kullanımını, acil durum prosedürlerini ve ilk yardım bilgilerini kapsamalıdır. Eğitim verilmeden işçinin çalıştırılması, iş kazası meydana gelmesi halinde işverenin ağır kusurlu sayılmasına neden olmaktadır.

Kişisel koruyucu donanımların (KKD) sağlanması ve kullanımının denetlenmesi de işverenin sorumluluğundadır. Baret, güvenlik ayakkabısı, koruyucu gözlük, eldiven, iş elbisesi ve düşme önleme donanımları gibi KKD'ler işverence temin edilerek çalışanlara ücretsiz olarak verilmelidir. İşverenin KKD sağlamaması veya çalışanın KKD kullanımını denetlememesi, iş kazası tazminatında işverenin kusur oranını önemli ölçüde artırmaktadır.

İş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi atanması, 6331 sayılı Kanun kapsamında işverenin zorunlu yükümlülüklerindendir. Tehlike sınıfına ve çalışan sayısına göre iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve diğer sağlık personeli görevlendirilmek zorundadır. Bu profesyonellerin görevleri arasında risk değerlendirmesi yapılması, çalışma ortamının izlenmesi, çalışanların sağlık gözetiminin sağlanması ve iş kazalarının önlenmesine yönelik tedbirlerin önerilmesi yer almaktadır. İş güvenliği düzenlemelerine mevzuat.gov.tr üzerinden ulaşılabilmektedir.

İş Kazası Davasının Yargılama Süreci

İş kazası tazminat davası, iş mahkemesinde açılmaktadır. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca iş kazasından kaynaklanan tazminat davaları, arabuluculuk dava şartına tabi değildir; bu nedenle doğrudan dava açılabilmektedir. Yetkili mahkeme, davalının yerleşim yeri veya işin yapıldığı yer iş mahkemesidir. Dava dilekçesinde kaza olayı, kusur durumu, zarar kalemleri ve talep edilen tazminat miktarları ayrıntılı olarak belirtilmelidir.

Dava sürecinde bilirkişi incelemesi kritik bir aşamayı oluşturmaktadır. Mahkeme, genellikle kusur bilirkişisi, hesap bilirkişisi (aktüer) ve gerekli hallerde teknik bilirkişi atamaktadır. Kusur bilirkişisi, iş güvenliği uzmanlarından oluşmakta ve kazanın nedenlerini, işverenin aldığı önlemleri ve tarafların kusur oranlarını tespit etmektedir. Hesap bilirkişisi ise tazminat miktarını aktüeryal yöntemlerle hesaplamaktadır. Bilirkişi raporlarına tarafların itiraz hakkı bulunmakta olup mahkeme, gerekli gördüğünde ek rapor veya yeni bilirkişi incelemesi yaptırabilmektedir.

İş kazası davasında ceza davasının etkisi de önemli bir konudur. İş kazası sonucunda işveren veya sorumlu kişiler hakkında taksirle yaralama veya taksirle öldürme suçlarından ceza davası açılabilmektedir. Ceza davasındaki kusur tespiti, hukuk davasını doğrudan bağlamamakla birlikte maddi olguların tespiti bakımından önem taşımaktadır. Hukuk hakimi, ceza davasında belirlenen maddi olgularla bağlıdır; ancak kusur değerlendirmesini bağımsız olarak yapabilmektedir.

İş kazası davalarında sıklıkla kısmi dava veya belirsiz alacak davası olarak açılma yöntemine başvurulmaktadır. Tazminat miktarının tam olarak belirlenememesi nedeniyle dava, bilirkişi raporu sonrasında ıslah yoluyla artırılabilecek şekilde açılmaktadır. Bu yöntem, fazla harç ödenmesini önlemekte ve tazminat miktarının bilirkişi raporuyla kesin olarak belirlenmesine imkan tanımaktadır. İstinaf ve temyiz yolları da iş kazası davalarının uzamasına neden olabilmekte; toplam süreç 2-5 yıl arasında değişebilmektedir.

İş Kazasının Hukuki Tanımı ve Kapsam

İş kazasının hukuki tanımı, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13. maddesinde yapılmıştır. Buna göre iş kazası; sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle, sigortalının görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, emziren kadın sigortalının çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda ve sigortalının işverence sağlanan bir taşıtla işe gidiş gelişi sırasında meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen veya ruhen engelli hale getiren olaydır.

İş kazası kavramı, işyeri sınırları dışında meydana gelen olayları da kapsamaktadır. İşverenin talimatıyla başka bir yere gönderilen işçinin yolda veya görev yerinde geçirdiği kaza, servis aracıyla işe gidip gelirken meydana gelen kaza ve iş seyahati sırasında gerçekleşen kazalar da iş kazası olarak değerlendirilmektedir. Önemli olan, kaza ile iş arasında uygun nedensellik bağının bulunmasıdır. Bu nedensellik bağının tespiti, her somut olayda ayrıca değerlendirilmektedir.

Meslek hastalığı, iş kazasından farklı olarak uzun süreli maruziyetin sonucunda ortaya çıkan sağlık sorunlarını kapsamaktadır. 5510 sayılı Kanun'un 14. maddesine göre meslek hastalığı, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleridir. Meslek hastalığının tespiti, SGK tarafından yetkilendirilen sağlık kurumları tarafından yapılmaktadır.

Alt işveren (taşeron) ilişkisinin bulunduğu işyerlerinde iş kazası sorumluluğu özel bir düzenlemeye sahiptir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı iş güvenliği yükümlülüklerinden alt işverenle birlikte sorumludur. Bu müteselsil sorumluluk, iş kazası tazminat davalarında hem asıl işverenin hem de alt işverenin birlikte davalı olarak gösterilmesini mümkün kılmaktadır. İş kazasının hukuki tanımına ilişkin düzenlemelere mevzuat.gov.tr üzerinden erişilebilmektedir.

SGK Başvuru Süreçleri ve Hak Kaybını Önleme

İş kazası sonrası SGK haklarının etkin bir şekilde kullanılabilmesi için başvuru süreçlerinin zamanında ve doğru bir şekilde yürütülmesi gerekmektedir. İş kazasının SGK'ya bildirilmesi, 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca işverenin yükümlülüğündedir. İşveren, kazayı kazanın olduğu günden sonraki 3 iş günü içinde e-Bildirge sistemi üzerinden SGK'ya bildirmek zorundadır. Bildirim süresine uyulmaması halinde işverene idari para cezası uygulanmakta ve bildirimin yapılmadığı süreye ilişkin geçici iş göremezlik ödeneği işverenden tahsil edilmektedir.

İşverenin iş kazasını bildirmemesi veya geç bildirmesi halinde işçi veya yakınları bizzat SGK'ya başvurabilmektedir. Başvuruda kaza tespit tutanağı, sağlık raporları, tanık beyanları ve işyeri kayıtları gibi deliller sunulmalıdır. SGK, müfettiş marifetiyle kazanın iş kazası niteliğinde olup olmadığını araştırmaktadır. Müfettiş incelemesinde kazanın gerçekleşme koşulları, işçinin sigortalılık durumu, kazanın işle ilgisi ve nedensellik bağı değerlendirilmektedir. Müfettiş raporu sonucunda kazanın iş kazası olarak kabul edilmemesi halinde itiraz yolları açıktır.

Sürekli iş göremezlik geliri başvurusunda SGK Sağlık Kurulu tarafından maluliyet oranının tespiti yapılmaktadır. Maluliyet oranının tespiti için işçinin tedavisinin tamamlanmış olması ve kalıcı iş gücü kaybının belirlenebilir duruma gelmesi gerekmektedir. SGK Sağlık Kurulu kararına itiraz, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu'na yapılmaktadır. Yargısal aşamada ise Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu'ndan rapor alınması talep edilebilmektedir. Maluliyet oranının doğru tespiti, hem SGK geliri hem de tazminat hesaplaması bakımından kritik öneme sahiptir.

Hak kaybını önlemek için dikkat edilmesi gereken hususlar arasında zamanaşımı süreleri öne çıkmaktadır. SGK'ya iş kazası bildirimi için yasal sürelerin kaçırılmaması, geçici iş göremezlik ödeneği talebinin süresinde yapılması, sürekli iş göremezlik geliri başvurusunun tedavi tamamlandıktan sonra zamanında yapılması ve tüm tıbbi belgelerin eksiksiz muhafaza edilmesi gerekmektedir. Ayrıca iş kazası ile ilgili tüm yazışmaların kayıt altında tutulması ve noter aracılığıyla yapılması ispat bakımından önem taşımaktadır. SGK başvuru süreçlerine ilişkin detaylı bilgiye SGK resmi internet sitesinden ulaşılabilmektedir.

İş Kazası Tazminatının Detaylı Hesaplama Yöntemleri

İş kazası tazminatının hesaplanması, aktüeryal bilirkişiler tarafından uluslararası kabul gören yöntemler kullanılarak yapılmaktadır. Hesaplamanın temel parametreleri arasında işçinin kaza tarihindeki yaşı, mesleği, gelir düzeyi, maluliyet oranı, muhtemel yaşam süresi ve SGK tarafından yapılan ödemeler yer almaktadır. Hesaplamada kullanılan yaşam tablosu olarak TRH 2010 (Türkiye Hayat Tablosu) esas alınmakta; bu tablo, Türkiye'deki ortalama yaşam süresini yansıtmaktadır.

Maddi tazminat hesaplaması, aktif dönem ve pasif dönem olmak üzere iki aşamada yapılmaktadır. Aktif dönem, işçinin çalışma yaşamının sona ereceği yaşa (genellikle 60 veya emeklilik yaşı) kadar olan süreyi kapsamaktadır. Pasif dönem ise emeklilik yaşından muhtemel ölüm yaşına kadar olan süreyi ifade etmektedir. Her iki dönem için ayrı ayrı hesaplama yapılmakta; aktif dönemde işçinin gerçek geliri, pasif dönemde ise asgari ücret esas alınmaktadır. Maluliyet oranı, hesaplanan toplam kazanç kaybına uygulanarak tazminat miktarı belirlenmektedir.

Progresif rant yöntemi, iş kazası tazminatı hesaplamasında en yaygın kullanılan yöntemdir. Bu yöntemde her yıl için ayrı ayrı hesaplama yapılmakta ve gelecekteki kazanç kaybı iskonto oranı uygulanarak bugünkü değerine indirgenmektedir. İskonto oranı, mahkemelerce genellikle teknik faiz oranı olarak belirlenmektedir. Hesaplamada ayrıca işçinin gelirindeki muhtemel artışlar, enflasyon oranı ve reel ücret artışı gibi faktörler de dikkate alınabilmektedir. Bilirkişi raporundaki hesaplamaya taraflar itiraz edebilmekte ve yeni bir bilirkişi incelemesi talep edebilmektedir.

SGK tarafından bağlanan gelir ve aylıkların tazminattan mahsubu da hesaplamanın önemli bir aşamasını oluşturmaktadır. Peşin sermaye değeri yöntemiyle SGK ödemelerinin bugünkü değeri hesaplanmakta ve toplam tazminattan düşülmektedir. Mahsup işlemi, mükerrer ödemenin önlenmesi amacıyla yapılmaktadır. Ancak manevi tazminattan SGK ödemeleri mahsup edilmemektedir. Kusur indirimi de tazminat hesabında uygulanmakta olup bilirkişi raporunda belirlenen kusur oranına göre tazminat miktarı indirilmektedir. İş kazası tazminatına ilişkin yasal düzenlemelere mevzuat.gov.tr üzerinden erişilebilmektedir.

İş Kazası Davalarında Zamanaşımı Süreleri

İş kazası tazminat davalarında zamanaşımı süresi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi uyarınca 10 yıldır. Bu süre, kaza tarihinden itibaren işlemeye başlamaktadır. Ancak iş kazası sonucunda cezai soruşturma da yürütülmesi halinde, ceza davası için öngörülen daha uzun zamanaşımı süresi tazminat davası için de geçerli olmaktadır. Bu düzenleme, TBK m. 72 hükmünden kaynaklanmakta olup mağdurun hak arama süresinin ceza zamanaşımı ile sınırlandırılmamasını sağlamaktadır.

Zamanaşımı süresinin başlangıcı, iş kazasının gerçekleştiği tarihtir. Ancak zararın sonradan ortaya çıkması veya zararın boyutunun sonradan belirlenmesi halinde zamanaşımının başlangıcı tartışmalı olabilmektedir. Meslek hastalıkları gibi zararın geç ortaya çıktığı durumlarda zamanaşımı, zararın öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlamaktadır. İş kazası nedeniyle süregelen tedavi sürecinde yeni bir zarar ortaya çıkması halinde de yeni zarar bakımından zamanaşımı ayrıca değerlendirilmektedir.

Zamanaşımını kesen ve durduran haller de dikkate alınmalıdır. Dava açılması, icra takibi başlatılması, borçlunun borcu kabul etmesi ve taraflar arasında görüşme yapılması zamanaşımını kesen hallerdir. Zamanaşımının kesilmesi halinde süre yeniden işlemeye başlamaktadır. SGK tarafından yürütülen soruşturma ve inceleme süreçleri, zamanaşımını etkileyebilmektedir. İşçinin fiil ehliyetinin bulunmaması veya yasal temsilcisinin olmaması gibi haller ise zamanaşımının durmasına neden olabilmektedir.

SGK'ya yapılacak başvurularda da ayrı zamanaşımı süreleri bulunmaktadır. İş kazasının SGK'ya bildirimi için işverene tanınan süre 3 iş günüdür. Geçici iş göremezlik ödeneği talebi, tedavinin sona ermesinden sonra makul sürede yapılmalıdır. Sürekli iş göremezlik geliri başvurusu için belirli bir zamanaşımı süresi öngörülmemiş olmakla birlikte, başvurunun gecikmesi hak kaybına yol açabilmektedir. SGK kararlarına itiraz süresi 30 gündür. İş kazası davalarında zamanaşımı hesabının doğru yapılması, hak kaybının önlenmesi açısından kritik öneme sahiptir. İş hukuku zamanaşımı düzenlemelerine mevzuat.gov.tr üzerinden ulaşılabilmektedir.

İş Kazasında İşverenin Hukuki ve Cezai Sorumluluğu

İş kazası sonrasında işverenin hukuki sorumluluğu, kusur sorumluluğu ve kusursuz sorumluluk olmak üzere iki temel kategoride değerlendirilmektedir. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu uyarınca işveren, çalışanların sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlüdür. İşverenin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almaması, risk değerlendirmesi yapmaması, çalışanlara gerekli eğitimi vermemesi veya kişisel koruyucu donanım sağlamaması halinde kusur sorumluluğu doğmaktadır. Kusur oranı, bilirkişi raporuyla belirlenmekte ve tazminat hesaplamasında doğrudan etkili olmaktadır.

İşverenin cezai sorumluluğu, iş kazası sonucunda işçinin yaralanması veya ölümü halinde gündeme gelmektedir. Türk Ceza Kanunu'nun ilgili maddeleri uyarınca taksirle yaralama veya taksirle öldürme suçları kapsamında işveren veya işveren vekilleri hakkında ceza davası açılabilmektedir. Bilinçli taksir halinde ceza miktarı artırılmaktadır. İş güvenliği önlemlerinin bilinçli olarak alınmaması veya mevcut tehlikelerin göz ardı edilmesi, bilinçli taksir olarak değerlendirilmektedir. Ceza davasının sonucu, hukuk davasındaki kusur tespitini de etkileyebilmektedir.

SGK'nın işverene rücu hakkı, iş kazası sonrasında işverenin mali yükümlülüklerinin bir diğer boyutunu oluşturmaktadır. 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesi uyarınca iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin mevzuat hükümlerine aykırı hareketi sonucu meydana gelmişse SGK tarafından işçiye yapılan ödemelerin tamamı işverenden tahsil edilmektedir. Rücu davası, SGK tarafından doğrudan işverene karşı açılmaktadır. SGK'nın rücu alacağı hesabında, işçiye bağlanan gelirin peşin sermaye değeri esas alınmaktadır.

İşverenin iş kazası sonrası yerine getirmesi gereken bildirim yükümlülükleri de önemle takip edilmelidir. İş kazasının gerçekleştiği tarihten itibaren üç iş günü içinde SGK'ya bildirim yapılması zorunludur. Kazanın kolluk kuvvetlerine bildirilmesi, kaza yerinin korunması ve olay yeri incelemesinin yapılması da işverenin sorumlulukları arasındadır. Bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi halinde idari para cezası uygulanmaktadır. Ayrıca iş kazası bildirimi yapılmaması, SGK denetim elemanlarınca tespit edildiğinde işveren aleyhine ek yaptırımların uygulanmasına neden olabilmektedir. İş sağlığı ve güvenliği mevzuatının tam metnine mevzuat.gov.tr üzerinden erişilebilmektedir.

İş Kazası Davalarında Güncel Gelişmeler

İş kazası davalarında yargı pratiği, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının güçlendirilmesiyle birlikte önemli değişimler geçirmektedir. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun yürürlüğe girmesiyle işverenlerin önleme yükümlülükleri genişletilmiş ve risk değerlendirmesi yapma zorunluluğu getirilmiştir. İş kazası davalarında mahkemeler, işverenin risk değerlendirmesi yapıp yapmadığını ve tespit edilen risklere karşı gerekli önlemleri alıp almadığını titizlikle incelemektedir. İş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi görevlendirme yükümlülüğünün yerine getirilmemesi, işverenin kusur oranını artıran önemli bir faktör olarak değerlendirilmektedir. Mahkemeler, iş kazası nedenlerini araştırırken sistemik sorunları da ortaya koymaya yönelik kapsamlı bir değerlendirme yapmaktadır.

Meslek hastalıklarının iş kazası kapsamında değerlendirilmesi, güncel yargı uygulamalarında giderek daha fazla önem kazanan bir konudur. Uzun süreli zararlı maddelere maruz kalma, ergonomik olmayan çalışma koşulları ve psikolojik baskı sonucu ortaya çıkan sağlık sorunları, meslek hastalığı olarak nitelendirilebilmektedir. Meslek hastalığının tespitinde SGK sağlık kurulları ve Adli Tıp Kurumu raporları belirleyici rol oynamaktadır. İşverenin meslek hastalığına karşı koruyucu önlemler alma yükümlülüğünün kapsamı, yargı kararlarıyla genişletilmiştir. Meslek hastalığı nedeniyle açılan tazminat davalarında ispat yükünün dağılımı, iş kazası davalarından farklılık gösterebilmektedir.

İş kazası sonrasında işçinin işe iade hakkı ve iş güvencesi, çalışanların korunmasında önemli bir boyutu oluşturmaktadır. İş kazası geçiren işçinin tedavi süresince iş sözleşmesinin feshedilemeyeceği, İş Kanunu'nun koruyucu hükümleri arasında yer almaktadır. Maluliyet oranına bağlı olarak işçinin eski işinde çalışmaya devam edip edemeyeceği, sağlık kurulu raporu ile belirlenmektedir. İşverenin, iş kazası geçiren çalışanına uygun bir pozisyon tahsis etme yükümlülüğü de yargı kararlarıyla desteklenmektedir. İşçinin iş kazası nedeniyle uğradığı gelir kaybının hesaplanmasında aktüerya bilirkişisinin hazırladığı rapor esas alınmaktadır.

Taşeron işçilerin iş kazası sonrası hakları, uygulamada karmaşık sorumluluk ilişkilerini beraberinde getirmektedir. Asıl işveren ile alt işveren arasındaki ilişki, iş kazası tazminatında müteselsil sorumluluk doğurabilmektedir. Alt işverenin iş güvenliği yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde asıl işverenin de sorumluluğu gündeme gelmektedir. İnşaat sektöründe yaygın olan çok katmanlı taşeron yapılarında sorumluluk zincirinin doğru tespiti, yargılama sürecinin en önemli aşamalarından birini oluşturmaktadır. İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu hükümlerine mevzuat.gov.tr üzerinden erişilerek güncel düzenlemeler incelenebilmektedir.

Sıkça Sorulan Sorular

İş kazası tazminatı nasıl hesaplanır?

İş kazası tazminatı, maddi tazminat, manevi tazminat ve destekten yoksun kalma tazminatı olarak üç ana kalemden oluşur. Hesaplamada maluliyet oranı, işçinin yaşı, geliri, muhtemel çalışma süresi ve kusur oranları dikkate alınır. Aktüerya bilirkişisi tarafından progresif rant yöntemiyle hesaplama yapılır. SGK ödemeleri tazminattan mahsup edilir.

İş kazası sonrası ne yapmalıyım?

Derhal sağlık kuruluşuna başvurun, kazayı işverene bildirin ve SGK'ya bildirim yapılmasını sağlayın. Kaza yerini fotoğraflayın, tanıkların iletişim bilgilerini alın ve güvenlik kamerası kayıtlarını talep edin. Tüm tıbbi belgeleri saklayın. Mümkün olan en kısa sürede hukuki destek alın.

İş kazası bildirim süresi ne kadardır?

İşveren, iş kazasını kazanın olduğu günden sonraki 3 iş günü içinde SGK'ya bildirmekle yükümlüdür. Sağlık hizmeti sunucuları ise 10 gün içinde bildirim yapar. İşverenin bildirimi geciktirmesi veya hiç yapmaması halinde idari para cezası uygulanmakta ve işçinin haklarını olumsuz etkileyebilmektedir.

İş kazası tazminat davası zamanaşımı ne kadardır?

Zamanaşımı süresi, zararın ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl, her halde kaza tarihinden itibaren 10 yıldır. Kaza aynı zamanda ceza hukuku suçu oluşturuyorsa ve ceza zamanaşımı daha uzunsa, o süre uygulanır. Taksirle ölüme neden olma suçunda ceza zamanaşımı 15 yıldır.

İş kazasında SGK ne tür yardımlar sağlar?

SGK; geçici iş göremezlik ödeneği (tedavi süresince gelir desteği), sürekli iş göremezlik geliri (maluliyet oranına göre yaşam boyu gelir), tedavi giderleri, protez-ortez bedeli ve ölüm halinde cenaze yardımı ile hak sahiplerine ölüm aylığı sağlamaktadır.

İş kazasında işverenin sorumluluğu nedir?

İşveren, 6331 sayılı Kanun uyarınca risk değerlendirmesi yapmak, güvenlik önlemlerini almak, kişisel koruyucu donanım sağlamak, çalışanları eğitmek ve güvenli çalışma ortamı oluşturmakla yükümlüdür. Bu yükümlülüklere aykırılık halinde kusur oranında maddi ve manevi tazminat ödemekle sorumludur.

Sonuç: İş Kazası Haklarınızı Koruyun

İş kazası tazminatı, mağdurların uğradığı bedensel ve mali zararların telafisi için hayati bir hukuki mekanizmadır. Kaza sonrası doğru adımların atılması, delillerin eksiksiz toplanması, SGK bildirim sürelerine uyulması ve zamanaşımı sürelerinin dikkatle takip edilmesi, tazminat haklarının tam olarak kullanılabilmesi için zorunludur.

Büromuz, iş ve istihdam hukuku alanındaki deneyimiyle iş kazası tazminat davalarında müvekkillerine kapsamlı hukuki destek sunmaktadır. SGK başvurularından mahkeme sürecine, maluliyet itirazlarından tazminat hesaplamasına kadar tüm aşamalarda profesyonel rehberlik sağlamaktayız.

İş kazası mağduru olmanız halinde en kısa sürede hukuki süreç başlatmanız büyük önem taşımaktadır. Güncel mevzuatı mevzuat.gov.tr üzerinden, yargı süreçlerini ise adalet.gov.tr üzerinden takip edebilirsiniz.

Her iş kazası davası kendine özgü koşullar içermektedir. Kazanın meydana geliş şekli, işverenin kusur durumu, maluliyet oranı ve mağdurun bireysel koşulları, davanın stratejisini ve sonucunu doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle profesyonel hukuki destek almak, haklarınızın en iyi şekilde korunmasını sağlayacaktır.

Bu makale Mart 2026 itibarıyla güncel mevzuat ve uygulamalar doğrultusunda hazırlanmıştır. Hukuki düzenlemeler değişkenlik gösterebileceğinden, güncel bilgi için profesyonel danışmanlık almanız önerilir. Bu içerik bilgilendirme amaçlı olup hukuki tavsiye niteliğinde değildir.

↩ Tüm Makaleler
← Önceki Makale
İlamsız İcra Takibi Rehberi 2026: Genel Haciz Yolu, İtiraz v
Sonraki Makale →
İşe İade Davası — İş Güvencesi ve Haksız Fesih Rehberi

Hukuki Surecte Profesyonel Destek

Turk hukuk sisteminde usul kurallarina tam uyum gerektiren karmasik yapilar mevcuttur. Dilekcelerin yasal sureler icinde dogru mahkemeye eksiksiz icerikle sunulmasi, delillerin hukuka uygun bicimde toplanmasi ve dosyaya eklenmesi, durusmalarda etkin savunma yapilmasi — tum bu adimlar hem teknik bilgi hem de deneyim gerektirir. Itiraz sureleri son derece kisitlidir: icra takibine itiraz icin 7 gun, istinaf icin 2 hafta, temyiz icin 2 hafta gibi sureler gecikmeksizin hareket edilmesini zorunlu kilar.

Turk yargi teskilati uc dereceli bir yapiya sahiptir: Ilk derece mahkemeleri, istinaf mahkemeleri (Bolge Adliye Mahkemeleri) ve Yargitay. 2016 yilinda hayata gecirilen istinaf sistemi hem temyiz yukunu azaltmis hem de davalarin daha hizli sonuclanmasina katki saglamistir. Anayasa Mahkemesi bireysel basvuru yolu ise 2012'den bu yana vatandaslarin temel haklarini ic hukuk yollarini tukettikten sonra Anayasa duzeyinde koruma altina almasina imkan tanimaktadir.

Arabuluculuk kurumu, 2018'den itibaren is hukuku uyusmazliklarinda, 2019'dan itibaren ticari davalarda, 2023'ten itibaren ise kira ve tahliye uyusmazliklarinda dava acmanin on kosulu haline gelmistir. Zorunlu arabuluculuk, taraflarin mahkemeye gitmeden once bir arabulucu araciligiyyla uzlasma imkanini degerlendirmesini saglar. Arabuluculuk sonucunda varilan anlasma mahkeme karari niteligindedir.

Zamanasimu sureleri, hak kayiplarinin en yaygin nedenlerinden biridir. Alacak davalarinda genel zamanasimu 10 yil olmakla birlikte, is hukuku alacaklari icin 5 yil, trafik kazasi tazminati icin yaralamalı davalarda 8 yil, olumlu davalarda 15 yil gibi ozel sureler uygulanmaktadir. Sure hesaplamasi olayin ogrenilmesi veya gerceklesmesine bagli olarak degiskenlik gosterebilir.

Delil toplama surecinde hukuka aykiri yollarla elde edilen deliller mahkemede kabul gormez. Dijital delillerin (ekran goruntusu, mesaj kayitlari, e-posta) usulune uygun bicimde noter araciligi ile ya da bilirkisi raporu ile tespitinin yaptirilmasi delil gecerliligi acisindan buyuk onem tasir. Elektronik deliller gunumuzde giderek daha fazla onem kazanmakta olup UYAP sistemi uzerinden dava takibi ve dilekce gonderimi gibi islemler elektronik ortamda gerceklestirilmektedir.

Istanbul'da Hukuki Hizmetler

Istanbul Turkiye'nin ekonomik ve hukuki merkezi olarak ulkedeki davalarin buyuk bolumune ev sahipligi yapmaktadir. Anadolu ve Avrupa yakasindaki mahkemeler farkli yargi cevrelerine sahip olup yerel prosedurler ve ictihat birikimi acisindan belirli farkliliklar gosterebilir. Bu nedenle Istanbul'da yerel deneyimi bulunan bir avukatla calismak sureclerin hizli ve etkin yurutulmesi bakimindan kritik onem tasir.

Buromuz Acibadem Mahallesi Kadikoy'de konusllanmis olup Anadolu yakasinin tum mahkemelerine yakin mesafededir. Muvekkillerin farkli bolgelerdeki uyusmazliklari icin Istanbul'un her iki yakasinda aktif dava takibi yapilmaktadir. Aile hukuku, miras hukuku, gayrimenkul hukuku, ceza hukuku, is hukuku ve ticaret hukuku basta olmak uzere pek cok alanda kapsamli hizmet sunulmaktadir.

Turkiye'de avukatlik meslegi 1136 sayili Avukatlik Kanunu cercevesinde duzenlenmektedir. Avukatlar bagli olduklari baro tarafindan sicile kayit yaptirarak meslegi icra eder. Muvekkiller avukatlarinin baro sicil numarasini ilgili baro uzerinden sorgulayabilir. Vekalet iliskisi noterden duzenlenen vekaletname ile kurulur. Gizlilik ilkesi avukat-muvekkil iliskisinin temel guvencesidir.

Avukatlik ucretleri Turkiye Barolar Birligi tarafindan her yil yayimlanan Asgari Ucret Tarifesi esas alinarak belirlenir. Taraflar bu tarifenin uzerinde serbestce anlasabilir ancak altinda ucret kararlastirilamaz. Davanin kazanilmasi halinde karsi tarafa yargilama giderleri ve vekalet ucreti yukletilmektedir.

Sadaret Hukuk ve Danismanlik olarak muvekkillerimize her asamada hukuki rehberlik sunuyor dava stratejisini titizlikle belirliyor ve haklarinizi en etkin bicimde savunuyoruz. Ilk gorusme icin bugun iletisime gecin: +90 531 500 03 76 veya WhatsApp. Ilgili mevzuata mevzuat.gov.tr uzerinden ulasabilirsiniz.