Aile içi şiddet, toplumun en temel yapı taşı olan aile kurumu içinde yaşanan ve bireylerin fiziksel, psikolojik, cinsel veya ekonomik bütünlüğünü tehdit eden davranışlar bütünüdür. Türkiye'de aile içi şiddete karşı mücadelede en önemli yasal düzenleme, 8 Mart 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'dur. Bu kanun, şiddet mağdurlarına kapsamlı bir koruma mekanizması sunmakta ve şiddet uygulayanlar hakkında etkili tedbirler alınmasını sağlamaktadır.
6284 sayılı Kanun, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ve Anayasa'nın eşitlik ilkesi temelinde hazırlanmıştır. Kanun, yalnızca kadınları değil; çocukları, aile bireylerini ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurlarını da koruma altına almaktadır. Kanunun temel amacı, şiddetin önlenmesi, şiddet mağdurlarının korunması ve bu kişilere yönelik destek hizmetlerinin düzenlenmesidir. Bu makale, 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma tedbirlerini, başvuru yollarını, şiddet türlerini ve mağdur haklarını 2026 yılı itibarıyla detaylı olarak ele almaktadır.
Aile içi şiddetle mücadele, yalnızca hukuki bir mesele olmayıp aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur. Şiddetin her türlüsü insan haklarına aykırıdır ve devletin pozitif yükümlülüğü kapsamında önlenmesi gerekmektedir. 6284 sayılı Kanun, bu yükümlülüğün yerine getirilmesi için önemli araçlar sunmaktadır. Kanun, koruyucu ve önleyici tedbirler olmak üzere iki ana tedbir kategorisi öngörmüştür. Koruyucu tedbirler mağdura yönelik tedbirleri içerirken, önleyici tedbirler şiddet uygulayan kişiye yönelik tedbirleri kapsamaktadır. Kanunun uygulanmasında temel ilke, mağdurun korunmasının her şeyin üstünde tutulmasıdır.
Türkiye'de aile içi şiddetin boyutları hakkında resmi istatistikler, sorunun ciddiyetini açıkça ortaya koymaktadır. Her yıl on binlerce koruma tedbiri kararı verilmekte, binlerce kadın sığınma evlerinde barındırılmakta ve şiddet vakaları nedeniyle pek çok ceza davası açılmaktadır. Şiddetle mücadelenin etkinliği, yasal düzenlemelerin yanı sıra kurumsal kapasiteye, toplumsal farkındalığa ve mağdurlara sunulan destek hizmetlerinin niteliğine bağlıdır.
6284 Sayılı Kanunun Kapsamı ve Amacı
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, Türk hukuk sisteminde aile içi şiddete karşı mücadelenin temel taşını oluşturmaktadır. Bu kanun, daha önce yürürlükte olan 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun'un yetersiz kaldığı noktaları gidermek amacıyla hazırlanmış ve çok daha geniş bir koruma çerçevesi sunmuştur. 4320 sayılı Kanun yalnızca aile bireylerini kapsamına alırken, 6284 sayılı Kanun bu kapsamı önemli ölçüde genişletmiştir.
Kanunun kapsamı oldukça geniş tutulmuştur. Buna göre kanun, şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınları, çocukları, aile bireylerini ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişileri kapsamaktadır. Burada dikkat çekilmesi gereken en önemli nokta, korumanın yalnızca resmi nikah ile evli olan kişilerle sınırlı tutulmamış olmasıdır. Kanun, aynı çatı altında yaşayan, nikahsız birliktelikleri olan, hatta ilişkisi sona ermiş kişileri de koruma altına almaktadır. Bu geniş kapsam, şiddetin hangi ilişki biçiminde olursa olsun önlenmesi gerektiği anlayışını yansıtmaktadır.
Kanunun temel ilkeleri arasında insan haklarına saygı, toplumsal cinsiyet eşitliği, şiddet mağdurlarının herhangi bir ayrımcılığa tabi tutulmaması ve koruma tedbirlerinin gecikmeksizin uygulanması yer almaktadır. Kanun, şiddeti geniş bir perspektiften tanımlamış ve yalnızca fiziksel şiddeti değil; psikolojik, ekonomik ve cinsel şiddeti de kapsam altına almıştır. Bu tanımlama, şiddetin çok boyutlu doğasını kabul etmesi bakımından son derece önemlidir.
6284 sayılı Kanun, aynı zamanda şiddetin önlenmesi konusunda kurumsal bir yapı da öngörmüştür. Buna göre Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM), kolluk kuvvetleri, Cumhuriyet savcılıkları ve aile mahkemeleri bu yapının temel unsurlarıdır. Kanun, bu kurumlar arasında koordinasyon ve işbirliğini zorunlu kılmaktadır. Her bir kurumun görev ve yetkileri kanunda açıkça düzenlenmiştir. Kanunun etkin bir şekilde uygulanması, bu kurumlar arasındaki işbirliğinin sağlıklı işlemesine bağlıdır.
Şiddet Türleri: Fiziksel, Psikolojik, Ekonomik ve Cinsel Şiddet
6284 sayılı Kanun, şiddeti dört ana kategoride tanımlamaktadır. Bu kategorilerin her biri, farklı davranış biçimlerini kapsamakta ve her biri için koruma tedbirleri öngörülmektedir. Şiddet türlerinin doğru bir şekilde tespit edilmesi, hem başvuru sürecinde hem de mahkeme kararlarında büyük önem taşımaktadır.
Fiziksel şiddet, kişinin bedensel bütünlüğüne yönelik her türlü saldırıyı ifade eder. Dövme, tekmeleme, tokat atma, boğma, itme, saç çekme, yakma, kesici veya delici aletle yaralama gibi davranışlar fiziksel şiddet kapsamında değerlendirilmektedir. Fiziksel şiddet, görünür izler bırakması nedeniyle en kolay tespit edilebilen şiddet türüdür. Ancak şiddetin yoğunluğu veya sıklığı ne olursa olsun, tek bir fiziksel şiddet eylemi dahi koruma tedbiri talep etmek için yeterlidir. Fiziksel şiddetin ağır sonuçlar doğurması halinde, 6284 sayılı Kanun kapsamındaki tedbirlerin yanı sıra Türk Ceza Kanunu hükümleri de uygulanabilmektedir. Fiziksel şiddet uygulayanlar hakkında kasten yaralama suçundan ceza davası açılabilmekte ve eşe karşı işlenmiş olması nedeniyle ceza ağırlaştırılabilmektedir.
Psikolojik şiddet, kişinin ruh sağlığını, duygusal bütünlüğünü ve özgüvenini hedef alan davranışları kapsamaktadır. Hakaret etme, aşağılama, küçümseme, tehdit etme, korkutma, yıldırma, sürekli eleştirme, sosyal çevreden izole etme, kıskançlık bahanesiyle kontrol etme, aile ve arkadaşlarla görüşmeyi engelleme, telefonunu ve sosyal medya hesaplarını kontrol etme, sürekli takip etme, küçük düşürme ve değersizleştirme gibi davranışlar psikolojik şiddet olarak nitelendirilmektedir. Psikolojik şiddet, fiziksel şiddet kadar yıkıcı sonuçlar doğurabilmekte ve mağdurun ruh sağlığını ciddi şekilde etkileyebilmektedir. Mağdurda depresyon, anksiyete bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu gibi psikolojik sorunlara yol açabilmektedir. Bu şiddet türünün ispatı daha zor olabilmekle birlikte, tanık beyanları, mesaj kayıtları, ses kayıtları ve uzman raporları delil olarak kullanılabilmektedir.
Ekonomik şiddet, kişinin ekonomik kaynaklarının veya gelirlerinin kısıtlanması, yok edilmesi veya kontrol altına alınması şeklinde ortaya çıkmaktadır. Çalışmayı engelleme, kazancına el koyma, zorunlu ihtiyaçlarını karşılamama, mali kaynaklarını kullandırmama, kişiyi borçlandırma, mülkiyet haklarını kısıtlama, evin ortak giderlerini karşılamama, çocukların ihtiyaçları için para vermeme, mağdurun eğitim ve iş hayatına katılmasını engelleme gibi davranışlar ekonomik şiddet kapsamındadır. Ekonomik şiddet, mağdurun bağımsızlığını ortadan kaldırarak onu şiddet ortamına mahkum etme amacı taşımaktadır. Birçok şiddet mağdurunun şiddet ortamından çıkamamasının altında ekonomik bağımlılık yatmaktadır. Bu nedenle 6284 sayılı Kanun, ekonomik şiddete karşı da özel tedbirler öngörmüştür.
Cinsel şiddet, kişinin cinsel bütünlüğüne yönelik her türlü zorlamayı ve istismarı kapsamaktadır. Evlilik içi tecavüz, cinsel istismar, cinsel taciz, cinsel içerikli tehdit, fuhuşa zorlama, istenmeyen cinsel davranışlara maruz bırakma, cinsel içerikli fotoğraf veya video ile tehdit etme gibi davranışlar cinsel şiddet olarak değerlendirilmektedir. Cinsel şiddet, toplumsal tabular nedeniyle en az bildirilen şiddet türü olmakla birlikte, en ağır sonuçlar doğuran şiddet biçimlerinden biridir. Evlilik birliği içinde de cinsel şiddetin suç teşkil ettiği açıkça kabul edilmektedir. Cinsel şiddet mağdurları, 6284 sayılı Kanun kapsamındaki koruma tedbirlerinin yanı sıra TCK hükümleri çerçevesinde de haklarını arayabilmektedir.
Koruyucu Tedbir Kararları (Mağdura Yönelik Tedbirler)
6284 sayılı Kanun'un 3. maddesi, şiddet mağdurlarına yönelik koruyucu tedbir kararlarını düzenlemektedir. Bu tedbirler, mağdurun güvenliğini sağlamak ve şiddet ortamından uzaklaşmasını kolaylaştırmak amacıyla verilmektedir. Koruyucu tedbirler, mülki amir (valilik veya kaymakamlık) tarafından verilebileceği gibi, aile mahkemesi hakimi tarafından da verilebilmektedir.
Mülki amir tarafından verilebilecek koruyucu tedbirler şunlardır:
- Barınma tedbiri: Şiddet mağduruna ve beraberindeki çocuklara uygun barınma yeri sağlanması. Bu tedbir kapsamında mağdur, sığınma evine veya kadın konukevine yerleştirilebilir. Barınma tedbiri, şiddet mağdurunun acil olarak güvenli bir ortama kavuşmasını sağlayan en önemli tedbirlerden biridir.
- Geçici maddi yardım: Şiddet mağduruna, hayatını sürdürebilmesi için geçici maddi yardım yapılması. Bu yardım, mağdurun temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için verilmektedir.
- Psikolojik, mesleki ve hukuki danışmanlık: Mağdura ve çocuklarına rehberlik ve danışmanlık hizmeti verilmesi.
- Geçici koruma: Mağdurun ve çocuklarının hayati tehlike altında olması durumunda, geçici koruma altına alınması.
- Kreş imkanı: Çocukları olan mağdura, çocukların bakımı için geçici olarak kreş hizmeti sağlanması.
Aile mahkemesi hakimi tarafından verilebilecek koruyucu tedbirler ise şunlardır:
- İşyeri değişikliği: Mağdurun güvenliği için işyerinin değiştirilmesi.
- Kimlik ve adres bilgilerinin gizlenmesi: Mağdurun ve çocuklarının adres ve kimlik bilgilerinin gizli tutulması.
- Tapu kaydına şerh: Mağdurun malik olduğu taşınmazın tapu kaydına şerh düşülmesi.
- Aile konutu şerhi: Aile konutu olarak kullanılan taşınmazın tapu kaydına şerh konulması.
Koruyucu tedbir kararları, mağdurun acil güvenlik ihtiyacını karşılamaya yöneliktir ve bu nedenle hızlı bir şekilde verilmesi esastır. Mülki amir tarafından verilecek tedbirlerde, başvurunun yapılmasının ardından derhal karar verilmesi gerekmektedir. Mahkeme tarafından verilecek tedbirlerde ise en geç yirmi dört saat içinde karar verilmesi kanuni zorunluluktur. Bu sürelerin aşılması, mağdurun güvenliğini tehlikeye düşürebilir.
Önleyici Tedbir Kararları (Şiddet Uygulayana Yönelik Tedbirler)
6284 sayılı Kanun'un 5. maddesi, şiddet uygulayan veya şiddet uygulama tehlikesi bulunan kişilere yönelik önleyici tedbir kararlarını düzenlemektedir. Bu tedbirler, aile mahkemesi hakimi tarafından verilmektedir. Acil durumlarda ise kolluk kuvvetleri tarafından bazı tedbirler doğrudan uygulanabilmekte ve sonrasında hakimin onayına sunulmaktadır.
Aile mahkemesi hakimi tarafından verilebilecek önleyici tedbirler şunlardır:
- Uzaklaştırma kararı: Şiddet uygulayanın, ortak konuttan veya mağdurun bulunduğu yerden uzaklaştırılması. Bu tedbir, aile içi şiddet davalarında en sık verilen tedbirlerden biridir. Uzaklaştırma kararı verildiğinde, şiddet uygulayan kişi ortak konutu terk etmek zorundadır. Konutun mülkiyetinin kime ait olduğu bu kararı etkilemez.
- Yaklaşmama kararı: Şiddet uygulayanın, mağdura, mağdurun yakınlarına, çocuklara veya mağdurun bulunduğu konuta, okula, işyerine belirli bir mesafeden daha fazla yaklaşmamasına karar verilmesi.
- İletişim yasağı: Şiddet uygulayanın, mağdurla telefon, mesaj, e-posta, sosyal medya veya diğer iletişim araçları üzerinden iletişim kurmasının yasaklanması.
- Silah teslimi: Şiddet uygulayanın, silah veya diğer tehlike oluşturabilecek aletleri kolluk kuvvetlerine teslim etmesi. Kamu görevlisi olan kişilerin görev silahları da bu kapsamda değerlendirilebilmektedir.
- Alkol veya uyuşturucu bağımlılığı tedavisi: Şiddet uygulayanın, bir sağlık kuruluşuna muayene veya tedavi için başvurmasına karar verilmesi.
- Nafaka tedbiri: Şiddet uygulayanın, mağdur ve çocukların geçimini sağlamak üzere tedbir nafakası ödemesine karar verilmesi.
- Eşyaların teslimi: Mağdurun kişisel eşyalarının ve belgelerinin teslim edilmesine karar verilmesi.
- Çocuklarla kişisel ilişki düzenlenmesi: Şiddet uygulayanın çocuklarla kişisel ilişkisinin sınırlandırılması veya refakatçi eşliğinde gerçekleştirilmesi.
Önleyici tedbir kararlarında tedbirin süresi en fazla altı ay olarak belirlenmektedir. Ancak şiddet tehlikesinin devam etmesi halinde tedbirler uzatılabilir ve uzatma süresinde yasal bir üst sınır bulunmamaktadır. Acil durumlarda kolluk kuvvetleri, aile mahkemesi hakiminin kararını beklemeksizin bazı tedbirleri uygulayabilmektedir. Bu durumda kolluğun, aldığı tedbirleri en geç ertesi iş günü aile mahkemesi hakiminin onayına sunması gerekmektedir.
Başvuru Yolları: Karakol, Savcılık ve Aile Mahkemesi
Aile içi şiddet mağdurları, koruma tedbiri almak için birden fazla başvuru yoluna sahiptir. Başvuru, doğrudan veya dolaylı olarak yapılabilmekte; mağdurun yanı sıra kolluk kuvvetleri, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı veya Cumhuriyet savcılığı da resen başvuruda bulunabilmektedir. Başvuru yollarının çeşitliliği, mağdurun erişimini kolaylaştırmaya yönelik bir düzenlemedir.
Kolluk kuvvetlerine başvuru (Karakol): Şiddet mağdurları, en yakın polis veya jandarma merkezine başvurarak koruma talebinde bulunabilir. Karakola başvuruda herhangi bir delil sunma zorunluluğu bulunmamaktadır; mağdurun beyanı esas alınarak işlem başlatılmaktadır. Kolluk kuvvetleri, mağduru hakları konusunda bilgilendirmek ve gerekli yönlendirmeleri yapmakla yükümlüdür. Acil durumlarda kolluk kuvvetleri bazı tedbirleri doğrudan uygulayabilir. Karakola yapılan başvurularda tutanak tutulması ve mağdura bir sureti verilmesi zorunludur.
Cumhuriyet savcılığına başvuru: Şiddet mağdurları, doğrudan Cumhuriyet savcılığına başvurarak koruma tedbiri talebinde bulunabilir. Savcılık, başvuruyu değerlendirerek gerekli gördüğü hallerde aile mahkemesinden tedbir kararı talep eder. Ayrıca şiddet eyleminin suç oluşturması durumunda, savcılık tarafından ceza soruşturması da başlatılmaktadır. Savcılık başvurusu, özellikle şiddetin suç niteliği taşıdığı durumlarda tercih edilmektedir.
Aile mahkemesine başvuru: Şiddet mağdurları, doğrudan aile mahkemesine başvurarak koruma tedbiri talebinde bulunabilir. Mahkeme, başvuruyu değerlendirerek en geç yirmi dört saat içinde karar vermek zorundadır. Avukat tutma zorunluluğu bulunmamaktadır; mağdur bizzat başvurabilir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi bu görevi üstlenmektedir.
Valilik veya kaymakamlığa başvuru: Mülki amirler de koruyucu tedbir kararı verme yetkisine sahiptir. Özellikle barınma tedbiri, geçici maddi yardım ve danışmanlık hizmeti gibi koruyucu tedbirler mülki amirler tarafından verilebilmektedir.
ŞÖNİM başvurusu: Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri, şiddet mağdurlarına psikolojik destek, hukuki yönlendirme ve sosyal hizmet desteği sağlamaktadır. Ayrıca tedbir kararlarının uygulanmasını izlemek de ŞÖNİM'in görevleri arasındadır.
ALO 183 Sosyal Destek Hattı: 7 gün 24 saat hizmet veren bu hat, şiddet mağdurlarına yönelik bilgilendirme, yönlendirme ve acil müdahale hizmetlerini sunmaktadır. Aramalar gizlilik ilkesi çerçevesinde yapılmaktadır ve arayan kişinin kimlik bilgileri gizli tutulmaktadır.
Tedbir Kararı Süresi, Uzatılması ve Kaldırılması
6284 sayılı Kanun'a göre tedbir kararları, ilk olarak en fazla altı ay süreyle verilmektedir. Bu süre, şiddet tehlikesinin devam etmesi halinde uzatılabilmektedir. Uzatma süresinde herhangi bir üst sınır belirlenmemiştir; şiddet tehlikesi devam ettiği sürece tedbir kararı yenilenebilir. Tedbir kararları, verildiği andan itibaren hüküm ifade etmektedir. Kararın şiddet uygulayana tebliğ edilmemiş olması, tedbirin geçerliliğini etkilememektedir.
Tedbir kararının süresi dolmadan önce, mağdurun tehlike değerlendirmesinin yeniden yapılması gerekmektedir. ŞÖNİM'ler, tedbir süresinin dolmasından önce mağdurla iletişime geçerek tehlikenin devam edip etmediğini değerlendirmektedir. Tehlikenin devam ettiğinin tespit edilmesi halinde mağdura, tedbirin uzatılması için başvuruda bulunması konusunda rehberlik edilmektedir.
Tedbir kararının kaldırılması da mümkündür. Şiddet uygulayan kişi, tedbir kararına itiraz edebilir. İtiraz, kararı veren mahkemeye yapılır ve mahkeme, tarafları dinleyerek karar verir. İtirazın kabul edilmesi için şiddet tehlikesinin ortadan kalktığının somut olarak gösterilmesi gerekmektedir. Uygulamada, tedbir kararlarına yapılan itirazların kabul oranı düşük kalmaktadır; çünkü mahkemeler, mağdurun güvenliğini öncelikli olarak değerlendirmektedir.
Elektronik kelepçe uygulaması, ağır şiddet vakalarında uygulanabilen teknik bir izleme yöntemidir. Bu yöntem sayesinde şiddet uygulayanın mağdura yaklaşması halinde hem mağdur hem de yetkili makamlar uyarılmaktadır. Elektronik kelepçe, uzaklaştırma ve yaklaşmama kararlarının etkin bir şekilde denetlenmesini sağlamaktadır.
Tedbire Aykırılık ve Zorlama Hapsi
6284 sayılı Kanun'un 13. maddesine göre, tedbir kararına aykırı davranan kişi hakkında, fiili başka bir suç oluştursa bile, üç günden on güne kadar zorlama hapsine karar verilmektedir. Tedbir kararına aykırılığın her tekrarında zorlama hapsinin süresi on beş günden otuz güne kadar çıkarılmaktadır. Bu düzenleme, tedbir kararlarının caydırıcılığını artırmak amacıyla kabul edilmiştir.
Zorlama hapsi, ceza hukuku anlamında bir ceza olmayıp, tedbir kararına uyulmasını sağlamaya yönelik bir yaptırımdır. Zorlama hapsine ilişkin karar kesindir ve derhal uygulanmaktadır. Bu kararın kesin olması, yani kanun yoluna başvurulamaması, mağdurun korunmasının aciliyetini yansıtmaktadır.
Tedbire aykırılık aynı zamanda başka suçların oluşmasına da neden olabilir. Örneğin uzaklaştırma kararına rağmen mağdura fiziksel şiddet uygulanması halinde, hem zorlama hapsi uygulanacak hem de fiziksel şiddet nedeniyle ayrıca ceza davası açılacaktır. İletişim yasağına rağmen mağdura tehdit mesajları gönderilmesi halinde de hem zorlama hapsi hem de tehdit suçundan ceza davası gündeme gelecektir.
Zorlama hapsinin uygulanmasında, tedbire aykırılığın ispatı büyük önem taşımaktadır. Mağdurun beyanı, tanık ifadeleri, kamera kayıtları, mesaj ve arama kayıtları, elektronik kelepçe verileri ve diğer teknik veriler aykırılığın ispatında kullanılabilmektedir. Mağdurun, tedbire aykırılık halinde derhal kolluk kuvvetlerine başvurması ve olayı belgelemesi tavsiye edilmektedir.
Delil Toplama ve İspat Meseleleri
6284 sayılı Kanun, tedbir kararı verilmesi için şiddetin ispatını zorunlu kılmamaktadır. Kanunun koruyucu yaklaşımı gereği, şiddet iddiasının varlığı halinde tedbir kararı verilebilmektedir. Bu düzenleme, mağdurun korunmasını delil toplama sürecine bağlı kılmamak amacı taşımaktadır. Ancak ceza davası ve tazminat talepleri açısından deliller önemlidir ve mümkün olduğunca toplanması tavsiye edilmektedir.
Kullanılabilecek deliller şunlardır: sağlık raporları (darp raporu, adli tıp raporu), tanık beyanları, mesaj ve iletişim kayıtları, ses ve görüntü kayıtları, fotoğraflar, psikolojik raporlar, sosyal inceleme raporları ve daha önceki tedbir kararları veya başvurulardır. Fiziksel şiddet vakalarında darp raporunun alınması kritik öneme sahiptir. Mağdurun, şiddet olayının ardından derhal bir sağlık kuruluşuna başvurarak darp raporu alması, hem tedbir talebi hem de ceza davası açısından güçlü bir delil oluşturacaktır.
Psikolojik şiddetin ispatında ise tanık beyanları, mesaj kayıtları, sosyal medya paylaşımları ve uzman psikolog raporları öne çıkmaktadır. Psikolojik şiddetin sürekli ve sistematik bir biçimde uygulandığının gösterilmesi, tedbir talebinin kabul edilme olasılığını artırmaktadır.
Delil toplama sürecinde mağdurun güvenliğinin sağlanması büyük önem taşımaktadır. Delil toplama girişiminin şiddet uygulayanı tahrik etmemesi ve mağduru daha büyük bir tehlikeye maruz bırakmaması gerekmektedir. Bu nedenle delil toplama sürecinin profesyonel bir hukuki destek ile yürütülmesi tavsiye edilmektedir.
Şiddet Mağduru Hakları ve Destek Hizmetleri
Şiddet mağdurlarının temel hakları kapsamlı bir biçimde düzenlenmiştir. Koruma tedbiri talep hakkı, mağdurun en temel hakkıdır ve herhangi bir koşula bağlanmamıştır. Adli yardım hakkı kapsamında, ekonomik durumu yetersiz olan mağdurlar, baro tarafından görevlendirilen avukatlardan hukuki destek alabilmektedir. Barınma hakkı, mağdurun güvenli bir ortamda kalabilmesini sağlamakta olup, kadın konukevleri ve sığınma evleri bu amaçla hizmet vermektedir.
Bilgilendirilme hakkı gereğince mağdur, hakları, başvuru yolları ve destek hizmetleri konusunda ayrıntılı olarak bilgilendirilmelidir. Bu bilgilendirme yükümlülüğü kolluk kuvvetleri, savcılık, mahkeme ve ŞÖNİM dahil tüm yetkili kurumlar üzerindedir. Gizlilik hakkı kapsamında mağdurun kimlik ve adres bilgileri gizli tutulabilmekte, özellikle kadın konukevlerinin adresleri hiçbir koşulda açıklanmamaktadır.
Nafaka hakkı, mağdurun ve çocuklarının geçiminin sağlanmasına yöneliktir. Tedbir nafakası, boşanma davası açılmamış olsa bile verilebilmektedir. Sağlık hizmeti hakkı kapsamında mağdurlara ücretsiz sağlık hizmeti sunulmaktadır. İş ve meslek edindirme hakkı ise mağdurun ekonomik bağımsızlığını kazanmasına yönelik programları kapsamaktadır.
Bu hakların etkin kullanılabilmesi mağdurun bilgilendirilmesine bağlıdır. Uygulamada pek çok şiddet mağdurunun haklarından habersiz olduğu görülmektedir. Bu nedenle farkındalık çalışmaları ve bilgilendirme kampanyaları büyük önem taşımaktadır.
Çocuklara Yönelik Şiddet ve Velayet İlişkisi
Aile içi şiddet, çocukları doğrudan veya dolaylı olarak etkilemektedir. 6284 sayılı Kanun, çocukları da koruma kapsamına almıştır. Çocuğun bizzat şiddete maruz kalması durumunda doğrudan etkilenme söz konusu iken, anne veya babaya yönelik şiddete tanık olması durumunda dolaylı etkilenme gerçekleşmektedir. Her iki durumda da çocuğun psikolojik ve fiziksel gelişimi olumsuz etkilenmektedir.
Çocuklara yönelik şiddet halinde çocuğun şiddet uygulayan ebeveynden uzaklaştırılması, güvenli ortama yerleştirilmesi, psikolojik destek sağlanması ve şiddet uygulayan ebeveynin kişisel ilişkisinin sınırlandırılması veya denetimli olarak gerçekleştirilmesi gibi tedbirler alınabilir. Bu tedbirlerin belirlenmesinde çocuğun yaşı, gelişim durumu ve bireysel ihtiyaçları dikkate alınmaktadır.
Velayet düzenlemesinde çocuğun üstün yararı esas alınmaktadır. Şiddet uygulayan ebeveynin velayet hakkı, çocuğun üstün yararıyla bağdaşmayabilir. Mahkeme, velayet kararı verirken şiddet geçmişini, şiddetin çocuk üzerindeki etkisini ve ebeveynlerin bakım kapasitelerini değerlendirmektedir. Çocuklara yönelik şiddet vakaları, aynı zamanda 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında da değerlendirilmektedir.
Eğitim kurumları da şiddet belirtilerini tespit ettiklerinde yetkili makamlara bildirmekle yükümlüdür. Okulda dikkat çekici davranış değişiklikleri gösteren, fiziksel izler taşıyan veya şiddetten söz eden çocuklar hakkında bildirim yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu yükümlülüğün yerine getirilmesi, çocukların korunmasında kritik bir rol oynamaktadır.
ŞÖNİM ve Kadın Konukevleri
Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM), 6284 sayılı Kanun'un uygulanmasında kilit bir role sahiptir. ŞÖNİM'ler 7 gün 24 saat hizmet vermekte olup, başvuru kabul ve değerlendirme, tedbir kararlarının izlenmesi, psikolojik destek, hukuki yönlendirme, sosyal hizmet koordinasyonu ve farkındalık çalışmaları gibi görevleri yerine getirmektedir. ŞÖNİM'lerin etkin çalışması, kanunun uygulanma başarısını doğrudan etkilemektedir.
Kadın konukevleri gizlilik ilkesi çerçevesinde faaliyet göstermekte ve adresleri gizli tutulmaktadır. Bu gizlilik, mağdurların güvenliğinin sağlanması açısından hayati öneme sahiptir. Kadın konukevlerinde barınma hizmetinin yanı sıra psikolojik destek, hukuki danışmanlık, meslek edindirme kursları ve sosyal hizmet desteği de sağlanmaktadır. Mağdurlar, konukevlerinde kaldıkları süre boyunca yeni bir hayat kurabilmeleri için gerekli donanıma kavuşturulmaktadır.
Mağdurlar ALO 183 hattını arayarak veya en yakın ŞÖNİM'e başvurarak bu hizmetlere erişebilmektedir. Ayrıca baroların kadın hakları merkezleri, sivil toplum kuruluşları ve belediyelerin kadın danışma merkezleri de mağdurlara destek sağlamaktadır. Bu kurumların koordineli çalışması, mağdurun ihtiyaç duyduğu tüm hizmetlere erişebilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Nafaka Tedbiri ve Ekonomik Destek Mekanizmaları
Tedbir nafakası, boşanma davası açılıp açılmadığına bakılmaksızın verilebilmektedir. Bu düzenleme, mağdurun ekonomik güvenliğinin boşanma sürecinden bağımsız olarak sağlanmasını amaçlamaktadır. Tedbir nafakasının miktarı, mağdurun ve çocukların ihtiyaçları ile şiddet uygulayanın mali gücü dikkate alınarak belirlenmektedir.
Geçici maddi yardım, mülki amir tarafından verilen bir koruyucu tedbirdir ve mağdurun acil ekonomik ihtiyaçlarının karşılanmasına yöneliktir. Bu yardım, mağdurun kira, gıda, ulaşım ve diğer temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için verilmektedir.
Ekonomik şiddet mağdurları için özel tedbirler de öngörülmüştür. Mağdurun banka hesaplarının korunması, mülkiyet haklarının güvence altına alınması, aile konutu üzerindeki tasarrufların sınırlandırılması ve iş ile meslek edindirme programlarına yönlendirme gibi tedbirler uygulanabilmektedir. Bu tedbirler, mağdurun ekonomik bağımlılıktan kurtulmasını ve kendi ayakları üzerinde durabilmesini sağlamaya yöneliktir.
Ekonomik destek mekanizmalarının etkinliği, mağdurun uzun vadeli ekonomik bağımsızlığını kazanmasına bağlıdır. Bu nedenle meslek edindirme programları, istihdam desteği ve girişimcilik eğitimleri gibi uzun vadeli destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerekmektedir.
Aile İçi Şiddet ve Ceza Hukuku İlişkisi
Aile içi şiddetle bağlantılı başlıca suçlar şunlardır: kasten yaralama (TCK 86), tehdit (TCK 106), hakaret (TCK 125), kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (TCK 109), cinsel saldırı (TCK 102), eziyet (TCK 96) ve kişilerin huzur ve sükununu bozma (TCK 123). Bu suçların aile bireylerine karşı işlenmesi halinde cezanın ağırlaştırılması söz konusu olabilmektedir.
Ceza davası süreci, koruma tedbirlerinden bağımsız yürütülmektedir. Koruma tedbirleri mağdurun korunmasına yönelik tedbirler iken, ceza davası şiddet uygulayanın cezalandırılmasına yöneliktir. Her iki süreç birbirinden bağımsız olarak yürütülmekte ve birinin sonucu diğerini doğrudan etkilememektedir.
Aile içi şiddet, boşanma davasında kusur tespitinde de belirleyici rol oynamaktadır. Şiddet uygulayan eş, boşanma davasında ağır kusurlu kabul edilmekte ve bu durum tazminat, nafaka ve velayet kararlarını etkilemektedir. Şiddetin belgelenmesi, boşanma davasında da büyük öneme sahiptir.
Şiddet eyleminin aynı zamanda bir suç oluşturması halinde, mağdurun hem koruma tedbiri talebinde bulunması hem de suç duyurusunda bulunması mümkündür. Bu iki sürecin birlikte yürütülmesi, mağdurun hem korunmasını hem de şiddet uygulayanın cezalandırılmasını sağlamaktadır. Daha fazla bilgi için Adalet Bakanlığı resmi web sitesini ziyaret edebilirsiniz.
Israrlı Takip (Stalking) ve 6284 Sayılı Kanun
Israrlı takip, bir kişinin başka bir kişiyi sürekli olarak izlemesi, takip etmesi, rahatsız etmesi veya tehdit etmesi şeklinde ortaya çıkan ve mağdurda korku ve endişe yaratan sistematik davranış kalıbıdır. 6284 sayılı Kanun, tek taraflı ısrarlı takip mağdurlarını da koruma kapsamına almıştır. Bu düzenleme, şiddetin yalnızca aile içinde değil, ilişki sona erdikten sonra da devam edebileceğini kabul eden önemli bir yaklaşımdır.
Israrlı takip davranışları arasında mağdurun evini, işyerini veya okulunu sürekli olarak gözetleme; telefonla, mesajla veya sosyal medya üzerinden sürekli iletişim kurma; mağdurun yakınlarına yönelik tehdit veya taciz; istenmeyen hediyeler gönderme; mağdurun özel bilgilerini araştırma ve mağdurun sosyal çevresini kontrol etme gibi eylemler sayılabilir.
Israrlı takip mağdurları, 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma tedbiri talebinde bulunabilmektedir. Yaklaşmama kararı, iletişim yasağı ve konut değişikliği gibi tedbirler, ısrarlı takip vakalarında en sık başvurulan tedbirler arasındadır. Ayrıca TCK madde 123 kapsamında kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu da ısrarlı takip eylemlerine uygulanabilmektedir.
Dijital ortamda gerçekleşen ısrarlı takip (siber stalking) vakaları da giderek artmaktadır. Sosyal medya üzerinden sürekli mesaj gönderme, sahte hesaplarla takip etme, özel fotoğrafları yayma tehdidi ve dijital ortamda taciz gibi eylemler, siber stalking kapsamında değerlendirilmektedir. Bu tür vakalarda dijital delillerin toplanması ve muhafaza edilmesi büyük önem taşımaktadır.
Aile İçi Şiddette Cezai Süreç ve Soruşturma Aşaması
Aile içi şiddet olaylarında cezai sürecin başlatılması, mağdurun kolluk kuvvetlerine veya Cumhuriyet savcılığına şikayette bulunmasıyla gerçekleşmektedir. Ancak kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış halleri, cinsel saldırı ve tehdit gibi bazı suç türlerinde soruşturma şikayete bağlı olmaksızın resen yürütülmektedir. Kolluk kuvvetleri, aile içi şiddet ihbarı aldığında derhal olay yerine intikal etmekte ve mağdurun güvenliğini sağlamak amacıyla gerekli tedbirleri almaktadır. Mağdurun ifadesinin alınması, delillerin toplanması ve şüphelinin yakalanması soruşturma aşamasının temel işlemlerini oluşturmakta olup bu sürecin hızlı ve etkin yürütülmesi, mağdurun korunması açısından kritik öneme sahiptir.
Cumhuriyet savcısı, soruşturma aşamasında mağdurun beyanı, tanık ifadeleri, adli tıp raporları, güvenlik kamerası kayıtları ve dijital deliller gibi çeşitli delilleri toplayarak yeterli şüpheye ulaşıp ulaşmadığını değerlendirmektedir. Adli tıp raporu, mağdurun maruz kaldığı fiziksel şiddetin tespiti ve ceza hukukundaki nitelendirmenin yapılması açısından belirleyici bir delildir. Mağdurun darp ve cebir izlerinin belgelenmesi, yaralanmanın ağırlığının tespiti ve bu yaralanmanın basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir nitelikte olup olmadığının belirlenmesi, suçun nitelendirmesini doğrudan etkilemektedir. Yeterli şüpheye ulaşılması halinde savcı, iddianame düzenleyerek kamu davasını açmaktadır.
Aile içi şiddet davalarında TCK'nın 86. maddesi kapsamındaki kasten yaralama suçu en sık karşılaşılan suç türüdür. Bu suçun eşe veya birlikte yaşanılan kişiye karşı işlenmesi, cezanın yarı oranında artırılmasını gerektiren nitelikli hal olarak düzenlenmiştir. Basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek yaralanmalarda bile eşe karşı işlenmiş olması, suçun şikayete bağlı olmaktan çıkmasına neden olmakta ve soruşturma resen yürütülmektedir. Kasten yaralama dışında tehdit, hakaret, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve cinsel saldırı suçları da aile içi şiddet davalarında sıklıkla karşılaşılan suç tipleridir.
Tutuklama tedbirine aile içi şiddet şüphelileri hakkında da başvurulabilmektedir. Şüphelinin kaçma şüphesi, delilleri karartma riski veya mağdura yönelik tekrar şiddet uygulama tehlikesinin bulunması halinde tutuklama kararı verilebilmektedir. Mevzuat Bilgi Sistemi üzerinden TCK'nın şiddete ilişkin hükümlerinin ve 6284 sayılı Kanun'un güncel metinlerine ulaşılabilmektedir. Aile içi şiddet davalarında cezai sürecin koruma tedbiri süreciyle paralel yürütülmesi, mağdurun hem fiziksel güvenliğinin sağlanması hem de failin cezai sorumluluğunun belirlenmesi açısından bütüncül bir yaklaşımı gerektirmektedir.
Aile İçi Şiddette Mağdur Destek Hizmetleri ve Barınma Olanakları
Aile içi şiddet mağdurlarına yönelik destek hizmetleri, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, belediyeler ve sivil toplum kuruluşları tarafından çok boyutlu bir yapıda sunulmaktadır. Alo 183 Sosyal Destek Hattı, şiddet mağdurlarının acil durumlarda ilk başvurabilecekleri temel iletişim kanalı olup yedi gün yirmi dört saat hizmet vermektedir. Bu hat aracılığıyla mağdurlar, psikolojik destek alabilmekte, hukuki haklarına ilişkin bilgilendirilmekte ve gerekli hallerde barınma merkezlerine yönlendirilmektedir. Bakanlığa bağlı şiddet önleme ve izleme merkezleri (ŞÖNİM) de mağdurlara kapsamlı destek hizmeti sunan önemli kurumlardır.
Kadın konukevleri, aile içi şiddet mağduru kadınlar ve çocukları için güvenli barınma imkanı sağlayan tesislerdir. 6284 sayılı Kanun uyarınca büyükşehir belediyeleri ve nüfusu elli binin üzerinde olan belediyeler, kadın konukevi açmakla yükümlüdür. Konukevlerinde mağdurlara barınma, beslenme, sağlık, psikolojik destek ve hukuki danışmanlık hizmetleri sunulmaktadır. Konukevinin adresi gizli tutulmakta olup mağdurun güvenliğinin sağlanması birincil önceliktir. Konukevinde kalma süresi, mağdurun ihtiyacına göre belirlenmekte ve gerekli hallerde uzatılabilmektedir. Mağdurun bağımsız yaşama geçişinin desteklenmesi amacıyla meslek edindirme programları ve istihdam desteği de sağlanmaktadır.
Adli yardım mekanizması, ekonomik durumu yetersiz olan şiddet mağdurlarının yargılama giderlerinden muaf tutulmasını sağlayan önemli bir hukuki güvencedir. 6284 sayılı Kanun kapsamındaki koruma tedbiri başvuruları herhangi bir harç veya masrafa tabi değildir; ancak boşanma davası, tazminat davası veya nafaka davası gibi ek hukuki süreçlerde yargılama giderleri gündeme gelmektedir. Mali durumu yetersiz olan mağdurlar, adli yardım talebinde bulunarak bu giderlerden muaf tutulabilmekte ve barolar tarafından kendilerine müdafi atanmasını talep edebilmektedir. Baronun adli yardım birimi, şiddet mağdurlarına hukuki temsil ve danışmanlık hizmeti sunmaktadır.
Şiddet mağdurlarının ekonomik bağımsızlığının sağlanması, şiddet döngüsünün kırılmasında en belirleyici faktörlerden biridir. İŞKUR aracılığıyla sunulan meslek edindirme kursları, istihdam teşvikleri ve girişimcilik destekleri, mağdurların ekonomik olarak kendi ayakları üzerinde durmasını kolaylaştırmaktadır. Adalet Bakanlığı ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın koordinasyonuyla yürütülen çok kurumlu işbirliği modeli, mağdurların hukuki, sosyal ve ekonomik ihtiyaçlarının bütüncül biçimde karşılanmasını hedeflemektedir. Mağdur destek hizmetlerinin etkinliği, kurumlar arası koordinasyonun gücüne ve yerel düzeydeki uygulamaların kalitesine bağlıdır.
Koruma Tedbirlerinin İhlali ve Yaptırımlar
6284 sayılı Kanun kapsamında verilen koruma tedbirlerinin ihlali, ciddi hukuki yaptırımları beraberinde getirmektedir. Mahkeme tarafından hükmedilen yaklaşmama kararı, iletişim yasağı veya konuttan uzaklaştırma kararı gibi tedbirlerin ihlal edilmesi halinde fail hakkında zorlama hapsi uygulanmaktadır. İlk ihlalde üç günden on güne kadar zorlama hapsine hükmedilebilirken, tekrarlayan ihlallerde bu süre on beş günden otuz güne kadar çıkabilmektedir. Zorlama hapsi, ceza niteliğinde olmayıp tedbirin etkinliğini sağlamaya yönelik bir yaptırımdır ve adli sicil kaydına işlenmemektedir.
Koruma tedbirlerinin ihlalinin tespiti ve ihlal bildiriminin yapılması sürecinde mağdurun aktif rolü büyük önem taşımaktadır. İhlalin gerçekleşmesi halinde mağdurun derhal kolluğa başvurması, ihlalin tarih ve saatini, şeklini ve tanık bilgilerini kayıt altına alması gerekmektedir. Kolluk kuvvetleri, ihlal bildirimini alarak durumu tutanağa bağlamakta ve Cumhuriyet savcılığına bildirmektedir. Savcılık, zorlama hapsi talebini aile mahkemesine iletmekte ve mahkeme, dosya üzerinden veya duruşma açarak zorlama hapsi kararı verebilmektedir. İhlalin ispatında güvenlik kamerası görüntüleri, telefon kayıtları, mesaj içerikleri ve tanık beyanları kullanılabilmektedir.
Elektronik izleme (elektronik kelepçe) uygulaması, koruma tedbirlerinin etkin uygulanmasında giderek daha yaygın kullanılan bir araçtır. Mahkeme, yaklaşmama kararının uygulanmasının kontrolü amacıyla faile elektronik kelepçe takılmasına karar verebilmektedir. Bu sistem, failin belirli bir mesafenin altına inmesi halinde otomatik alarm üreterek hem mağduru hem de kolluk kuvvetlerini bilgilendirmektedir. Elektronik izleme, mağdurun güvenliğinin artırılmasında ve failin tedbir koşullarına uyumunun denetlenmesinde etkili bir mekanizma olarak değerlendirilmektedir.
Koruma tedbirlerinin süresinin uzatılması veya kapsamının genişletilmesi de mağdurun talebiyle mümkündür. Mevcut tedbirin yetersiz kalması, failin tehdit düzeyinin artması veya yeni bir şiddet olayının yaşanması halinde mağdur, mahkemeden tedbirin süresinin uzatılmasını veya ek tedbirlerin uygulanmasını talep edebilmektedir. Mahkeme, durumun aciliyetine göre talebi değerlendirerek karar vermektedir. Mevzuat Bilgi Sistemi üzerinden 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un güncel metnine erişilebilmektedir. Koruma tedbirlerinin etkinliği, hem yargısal denetimin titizliğine hem de tedbirlerin uygulanmasında kolluk kuvvetlerinin gösterdiği hassasiyete bağlıdır.
Şiddet Mağdurlarına Yönelik Rehabilitasyon
Şiddet mağdurlarının fiziksel ve psikolojik iyileşme sürecinin desteklenmesi, hukuki korumanın ötesinde bütüncül bir yaklaşımı gerektirmektedir. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM), mağdurlara psikososyal destek, hukuki danışmanlık ve barınma hizmetleri sunmaktadır. Mağdurların travma sonrası stres bozukluğu, depresyon ve anksiyete gibi psikolojik sorunlarla başa çıkabilmeleri için uzman psikolog ve psikiyatrist desteği sağlanmaktadır. Rehabilitasyon sürecinin etkinliği, mağdurun güvenli bir ortamda bulunmasına ve düzenli psikolojik destek almasına doğrudan bağlıdır. Mevzuat Bilgi Sistemi üzerinden 6284 sayılı Kanun'un rehabilitasyona ilişkin hükümlerine erişilebilmektedir.
Kadın konukevleri, şiddet mağduru kadınların ve çocuklarının geçici barınma ihtiyacını karşılayan kritik kurumlardır. Bu merkezlerde mağdurlara güvenli bir yaşam alanı sağlanmasının yanı sıra mesleki eğitim ve iş bulma desteği de verilmektedir. Ekonomik bağımsızlığın kazanılması, mağdurların şiddet ortamından kalıcı olarak uzaklaşabilmelerinin en önemli koşullarından birini oluşturmaktadır. Konukevlerinde sunulan çocuk bakım hizmetleri, şiddet mağduru annelerin rehabilitasyon sürecine aktif katılımını kolaylaştırmaktadır. Barınma süresinin uzatılması ve mağdurun bağımsız yaşama geçiş sürecinin planlanması, rehabilitasyonun başarısını belirleyen temel faktörler arasındadır.
Şiddet faillerine yönelik öfke kontrolü ve davranış değiştirme programları, şiddetin tekrarlanmasının önlenmesinde tamamlayıcı bir işlev üstlenmektedir. Mahkemelerin 6284 sayılı Kanun kapsamında faile verdiği tedbirler arasında profesyonel destek alma yükümlülüğü de yer almaktadır. Failin psikolojik danışmanlık alması, alkol veya madde bağımlılığı tedavisine yönlendirilmesi ve öfke yönetimi programlarına katılması, tedbir kararı kapsamında zorunlu tutulabilmektedir. Bu programların etkinliğinin izlenmesi ve denetlenmesi, şiddetin döngüsünün kırılmasında belirleyici bir rol oynamaktadır. Adalet Bakanlığı denetimli serbestlik müdürlükleri, faile yönelik tedbirlerin uygulanmasını takip etmektedir.
Çocuk mağdurların rehabilitasyonu, yetişkin mağdurlardan farklı ve daha hassas bir yaklaşımı zorunlu kılmaktadır. Aile içi şiddete tanık olan veya doğrudan maruz kalan çocukların psikolojik değerlendirmesi, çocuk psikiyatristi tarafından gerçekleştirilmektedir. Oyun terapisi, sanat terapisi ve bilişsel davranışçı terapi gibi çocuğa özgü tedavi yöntemleri, travmanın etkilerinin azaltılmasında etkili sonuçlar vermektedir. Okul rehberlik servislerinin şiddet mağduru çocukların tespiti ve yönlendirilmesindeki rolü, erken müdahalenin sağlanmasında büyük önem taşımaktadır. Çocuğun üstün yararı ilkesi doğrultusunda rehabilitasyon sürecinin kesintisiz ve bütüncül biçimde yürütülmesi, çocuğun sağlıklı gelişiminin güvence altına alınması açısından vazgeçilmez bir gerekliliktir.
Sık Sorulan Sorular
Koruma tedbiri almak için resmi nikah şart mıdır?
Hayır, 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma tedbiri alabilmek için resmi nikah şartı aranmamaktadır. Kanun, aynı çatı altında yaşayan, nikahsız birlikteliği olan, hatta ilişkisi sona ermiş kişileri de koruma altına almaktadır. Tek taraflı ısrarlı takip mağdurları da bu kanun kapsamında korunmaktadır.
Koruma tedbiri kararı ne kadar sürede verilir?
6284 sayılı Kanun'a göre aile mahkemesi hakimi, koruma tedbiri talebini en geç yirmi dört saat içinde karara bağlamak zorundadır. Mülki amir tarafından verilecek koruyucu tedbirlerde ise başvurunun ardından derhal karar verilmesi gerekmektedir. Acil durumlarda kolluk kuvvetleri, mahkeme kararını beklemeksizin geçici tedbirler alabilmektedir.
Tedbir kararına uyulmaması halinde ne olur?
Tedbir kararına aykırı davranan kişi hakkında, 6284 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca üç günden on güne kadar zorlama hapsine karar verilmektedir. Tedbire aykırılığın tekrarlanması halinde ise zorlama hapsi süresi on beş günden otuz güne kadar çıkarılmaktadır. Ayrıca aykırılık ayrı bir suç oluşturuyorsa, ceza davası da açılabilmektedir.
Erkekler de aile içi şiddet mağduru olarak koruma tedbiri alabilir mi?
Evet, 6284 sayılı Kanun cinsiyet ayrımı yapmaksızın tüm şiddet mağdurlarını koruma altına almaktadır. Erkekler de fiziksel, psikolojik, ekonomik veya cinsel şiddete maruz kalmaları halinde koruma tedbiri talebinde bulunabilmektedir.
Psikolojik şiddet için koruma tedbiri alınabilir mi?
Evet, 6284 sayılı Kanun psikolojik şiddeti de açıkça şiddet türleri arasında saymıştır. Hakaret, aşağılama, tehdit, korkutma, yıldırma, sosyal izolasyon gibi psikolojik şiddet davranışlarına maruz kalan kişiler, koruma tedbiri talebinde bulunabilir. Psikolojik şiddetin ispatında tanık beyanları, mesaj kayıtları, uzman raporları ve diğer deliller kullanılabilmektedir.
ALO 183 hattına kimler başvurabilir?
ALO 183 Sosyal Destek Hattı, aile içi şiddet mağdurlarının yanı sıra çocuk istismarı, ihmal, yaşlı istismarı ve engelli bireylere yönelik şiddet mağdurlarına da hizmet vermektedir. Hat, 7 gün 24 saat hizmet vermekte olup, aramalar gizlilik ilkesi çerçevesinde yapılmaktadır. Mağdurun kendisi veya şiddete tanık olan herhangi bir kişi bu hattı arayabilir.
Uzaklaştırma kararı verildikten sonra ortak konuta kim kalır?
Uzaklaştırma kararı verildiğinde, şiddet uygulayan kişi ortak konutu terk etmek zorundadır. Mağdur ve çocuklar ortak konutta kalmaya devam edebilir. Konutun mülkiyetinin şiddet uygulayana ait olması, uzaklaştırma kararını etkilememektedir. Bu düzenleme, mağdurun ve çocukların yaşam alanlarından koparılmasını önlemeye yöneliktir.
Koruma tedbiri başvurusunda avukat zorunlu mudur?
Hayır, koruma tedbiri başvurusunda avukat tutma zorunluluğu bulunmamaktadır. Mağdur, doğrudan karakola, savcılığa veya aile mahkemesine başvurarak koruma tedbiri talep edebilir. Ekonomik durumu yetersiz olan mağdurlar, baro tarafından görevlendirilen avukatlardan adli yardım kapsamında hukuki destek alabilmektedir.