İş sözleşmesinin sona erdirilmesi, çalışanlar açısından hem ekonomik hem de psikolojik boyutlarıyla ağır sonuçlar doğurabilmektedir. 4857 sayılı İş Kanunu (mevzuat.gov.tr), işçilerin iş güvencesini sağlamak ve fesih sürecinde haklarını korumak amacıyla kapsamlı düzenlemeler içermektedir. Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı, sendikal tazminat ve eşitlik tazminatı gibi çeşitli tazminat türleri, işçilerin fesih sonrası ekonomik güvencesini oluşturmaktadır.

Türkiye'de milyonlarca çalışan, iş sözleşmesinin sona ermesi durumunda hangi haklara sahip olduklarını yeterince bilmemektedir. İşverenler tarafından yapılan fesihlerin önemli bir kısmının hukuka aykırı olduğu, iş mahkemelerindeki dava istatistiklerinden anlaşılmaktadır. İşçilerin haklarını bilmesi ve zamanında kullanması, hem bireysel mağduriyetlerin önlenmesi hem de iş hukukunun etkin uygulanması açısından kritik öneme sahiptir.

Fesih sürecinin hukuki boyutları, feshin türüne göre farklılık göstermektedir. Haklı nedenle fesih, geçerli nedenle fesih, bildirimsiz fesih ve bildirimli fesih farklı hukuki sonuçlar doğurmaktadır. Her fesih türünün koşulları, prosedürü ve tazminat sonuçları ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Bu rehberde, tüm fesih türlerini ve bunların tazminat sonuçlarını detaylı biçimde inceleyeceğiz.

Bu rehber, iş sözleşmesinin feshi halinde işçilerin sahip olduğu tazminat haklarını, bu hakların hesaplanma yöntemlerini, arabuluculuk sürecini ve iş mahkemesinde dava açma prosedürünü kapsamlı biçimde ele almaktadır. Ayrıca feshin geçersizliği, işe iade davası ve boşta geçen süre tazminatı gibi özel konular da ayrıntılı olarak incelenmektedir.

Kıdem Tazminatı: Hesaplama ve Koşulları

Kıdem tazminatı, Türk iş hukukunun en temel koruma araçlarından biri olup işçinin işyerinde geçirdiği sürenin ekonomik karşılığını oluşturmaktadır. 1475 sayılı mülga İş Kanunu'nun halen yürürlükte bulunan 14. maddesi kıdem tazminatını düzenlemektedir. Kıdem tazminatına hak kazanabilmek için işçinin aynı işverene bağlı olarak en az bir tam yıl çalışmış olması ve iş sözleşmesinin kanunda öngörülen hallerden biriyle sona ermiş olması gerekmektedir.

Kıdem tazminatına hak kazandıran fesih halleri şunlardır: işveren tarafından yapılan haklı nedenle fesih dışındaki tüm fesihler, işçi tarafından haklı nedenle yapılan fesih, kadın işçinin evlilik nedeniyle bir yıl içinde yapacağı fesih, erkek işçinin askerlik nedeniyle yapacağı fesih, emeklilik veya yaşlılık aylığı almak için yapılan fesih ve SGK'dan yaşlılık aylığı bağlanması için gerekli sigortalılık süresi ve prim gün sayısı koşullarını sağlayanların yazılı istekte bulunarak yapacağı fesih. İşçinin istifası kural olarak kıdem tazminatı hakkı doğurmamaktadır.

Kıdem tazminatı hesaplamasında işçinin son brüt ücreti esas alınmaktadır. Brüt ücret kavramı, yalnızca temel maaşı değil, süreklilik arz eden tüm yan hakları da kapsamaktadır. Yemek yardımı, yol yardımı, giyim yardımı, yakacak yardımı, düzenli olarak ödenen prim ve ikramiyeler brüt ücretin hesabına dahil edilmektedir. Ancak fazla mesai ücreti, geçici nitelikteki ödemeler ve yıllık izin ücreti kıdem tazminatı matrahına dahil edilmemektedir.

Her tam çalışma yılı için işçiye son brüt maaşının bir aylık tutarı kıdem tazminatı olarak ödenmektedir. Bir yıldan artan süreler de gün esasına göre oransal olarak hesaplanmaktadır. Kıdem tazminatının yıllık tavan tutarı, en yüksek devlet memuru maaşının bir aylık tutarıyla sınırlandırılmıştır. Tavan tutarını aşan ücretler için tavan tutarı esas alınmaktadır. Kıdem tazminatından yalnızca damga vergisi kesilmekte, gelir vergisi ve SGK primi kesintisi yapılmamaktadır.

İhbar Tazminatı ve Bildirim Süreleri

İhbar tazminatı, iş sözleşmesinin bildirim sürelerine uyulmadan feshedilmesi halinde ortaya çıkan tazminat türüdür. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 17. maddesi, belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinde uyulması gereken bildirim sürelerini düzenlemektedir. Bu süreler, işçinin kıdemine göre kademeli olarak artmaktadır ve hem işveren hem de işçi tarafından yapılan fesihlerde geçerlidir.

Bildirim süreleri şu şekildedir: altı aya kadar sürmüş iş ilişkisinde iki hafta, altı aydan bir buçuk yıla kadar sürmüş iş ilişkisinde dört hafta, bir buçuk yıldan üç yıla kadar sürmüş iş ilişkisinde altı hafta ve üç yıldan fazla sürmüş iş ilişkisinde sekiz hafta. Bu süreler, iş sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesi ile artırılabilir ancak kısaltılamaz. Bildirim süreleri, fesih beyanının karşı tarafa ulaştığı tarihten itibaren işlemeye başlar.

İşveren, bildirim süresine uymaksızın iş sözleşmesini feshettiğinde işçiye bildirim süresine ilişkin ücretini peşin olarak ödemek zorundadır; bu ödeme ihbar tazminatı olarak adlandırılmaktadır. Aynı şekilde işçi de bildirim süresine uymadan istifa ettiğinde işverene ihbar tazminatı ödemekle yükümlüdür. Ancak uygulamada işverenin bu hakkını işçiden tahsil etmesi nadiren gerçekleşmektedir.

Bildirim süresi içinde işveren, işçiye yeni iş arama izni vermek zorundadır. İş Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca, bildirim süreleri sırasında işçiye günde iki saatten az olmamak üzere iş arama izni verilmesi gerekmektedir. İş arama izni süresine ilişkin ücret kesintisi yapılamaz. İhbar tazminatı hesaplamasında kıdem tazminatına dahil edilen tüm ücret unsurları dikkate alınmakta olup ihbar tazminatından gelir vergisi ve damga vergisi kesintisi yapılmaktadır.

Haklı Nedenle Fesih Halleri

Haklı nedenle fesih, iş sözleşmesinin süresinin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin derhal sona erdirilmesidir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24. maddesi işçinin, 25. maddesi ise işverenin haklı nedenle fesih hallerini düzenlemektedir. Haklı nedenle fesihte, fesih hakkını kullanan tarafın bildirim süresine uyma yükümlülüğü bulunmamaktadır. Haklı nedenle fesih halleri üç ana kategoride düzenlenmiştir: sağlık sebepleri, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve zorlayıcı sebepler.

İşçinin haklı nedenle fesih hakkını kullanabileceği haller arasında işverenin ücret ödememesi, SGK primlerinin yatırılmaması, iş koşullarının tek taraflı olarak esaslı biçimde değiştirilmesi, işçinin sağlığını tehlikeye atan çalışma koşulları, işverenin veya temsilcisinin işçiye karşı cinsel taciz veya mobbing uygulaması ve işverenin şeref ve namusa dokunacak sözler söylemesi sayılabilir. İşçinin bu nedenlerle iş sözleşmesini feshetmesi halinde kıdem tazminatına hak kazanılmaktadır.

İşverenin haklı nedenle fesih hakkını kullanabileceği haller ise işçinin işe devamsızlığı, işçinin doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışları, işçinin iş yerinde suç işlemesi, işçinin yedi günden fazla hapis cezası gerektiren kesinleşmiş mahkumiyeti ve işçinin işvereni yanıltması gibi durumları kapsamaktadır. İşverenin İş Kanunu'nun 25/II bendindeki nedenlerle fesih yapması halinde işçi kıdem tazminatına hak kazanamamaktadır.

Haklı nedenle fesih hakkının kullanılmasında altı iş günlük hak düşürücü süre bulunmaktadır. Haklı neden oluşturan olayın öğrenildiği tarihten itibaren altı iş günü ve her halde olayın gerçekleşmesinden itibaren bir yıl içinde fesih hakkı kullanılmalıdır. Bu sürelerin geçirilmesi halinde fesih hakkı düşer ve yapılan fesih haksız fesih olarak değerlendirilir. Hak düşürücü sürenin hesaplanmasında olayın tam olarak aydınlatıldığı tarih esas alınmaktadır.

Geçerli Nedenle Fesih ve İş Güvencesi

Geçerli nedenle fesih, iş güvencesi kapsamındaki işçilere yönelik özel bir fesih türüdür. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi, otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçilerin belirsiz süreli iş sözleşmelerinin, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanılarak feshedilebileceğini düzenlemektedir.

Geçerli fesih nedenleri iki ana kategoride incelenmektedir. İşçinin yeterliliğinden veya davranışlarından kaynaklanan nedenler arasında performans düşüklüğü, uyumsuzluk, sık sık hastalanma nedeniyle işin aksatılması ve işyerindeki uyum sorunları yer almaktadır. İşletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan nedenler ise ekonomik güçlükler, teknolojik değişiklikler, yapısal yeniden düzenlemeler ve işin sona ermesi gibi durumları kapsamaktadır.

Geçerli nedenle fesihte işveren, fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve feshin gerekçesini açık ve kesin biçimde belirtmek zorundadır. İşçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle fesihte, işçinin savunmasının alınması da zorunludur. Bu prosedür koşullarına uyulmaması, feshi geçersiz kılabilmektedir. Ayrıca feshin son çare olması ilkesi gereği, işverenin fesihten önce diğer tüm alternatifleri değerlendirmiş olması beklenmektedir.

İş güvencesi kapsamındaki işçilerin geçersiz sebeple veya sebebin bildirilmemesi nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilmesi halinde işe iade davası açma hakkı bulunmaktadır. İş güvencesinin kapsamı, işyerinde çalışan işçi sayısı, işçinin kıdemi ve işletme yöneticisi statüsünde olup olmadığı gibi kriterlere göre belirlenmektedir. İş güvencesi dışında kalan işçiler ise kötüniyet tazminatı talep edebilmektedir.

İşe İade Davası ve Boşta Geçen Süre Tazminatı

İşe iade davası, iş güvencesi kapsamındaki işçilerin feshin geçersizliğini ve işe iadesini talep ettikleri davadır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca, feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiğinde bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür. İşe iade davası açılabilmesi için öncelikle arabuluculuk sürecinin tamamlanması gerekmektedir.

İşe iade davası sürecinde işçi, fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurmalıdır. Arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamazsa, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılmalıdır. Bu sürelere uyulmaması, dava hakkının kaybedilmesine neden olmaktadır. Sürelerin hesaplanmasında tebligat tarihinin doğru tespiti büyük önem taşımaktadır.

Mahkeme, feshin geçersizliğine karar verdiğinde işçinin işe iadesine hükmeder. İşveren, kararın kesinleşmesinden itibaren on iş günü içinde işçiyi işe başlatmak zorundadır. İşveren işçiyi işe başlatmazsa, en az dört en çok sekiz aylık ücret tutarında iş güvencesi tazminatı ödemeye mahkum edilir. Ayrıca işçiye, çalışmadığı süre için en çok dört aya kadar boşta geçen süre ücreti ve diğer hakları ödenmektedir.

Boşta geçen süre tazminatı, işçinin fesih tarihinden işe iade kararının kesinleştiği tarihe kadar geçen süre için ödenen en çok dört aylık ücret ve diğer haklardır. Bu süre için işçinin SGK primleri de yatırılmaktadır. İşe iade davasının kazanılması halinde işçinin daha önce aldığı kıdem ve ihbar tazminatları varsa bunlar mahsup edilmektedir. İşe iade davası reddedilirse, işçi kıdem ve ihbar tazminatı ile diğer işçilik alacaklarını ayrıca talep edebilir.

Kötüniyet Tazminatı ve Sendikal Tazminat

Kötüniyet tazminatı, iş güvencesi kapsamında olmayan işçilerin iş sözleşmesinin kötüniyetle feshedilmesi halinde talep edebileceği tazminattır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 17. maddesinin son fıkrası, fesih hakkının kötüye kullanılarak yapılan fesihlerde bildirim süresinin üç katı tutarında tazminat ödenmesini öngörmektedir. Kötüniyet tazminatı, ihbar tazminatından bağımsız olup ayrıca talep edilebilmektedir.

Kötüniyetli fesih örnekleri arasında işçinin şikayet hakkını kullanması nedeniyle fesih, işçinin tanıklık yapması nedeniyle fesih, işçinin yasal haklarını araması nedeniyle fesih ve işverenin kişisel husumet nedeniyle fesih yapması sayılabilir. Kötüniyetin ispatı işçiye aittir; ancak mahkeme, olayın koşullarından kötüniyeti çıkarabilmektedir. Kötüniyet tazminatı yalnızca iş güvencesi dışındaki işçiler için söz konusu olup iş güvencesi kapsamındaki işçiler işe iade davası açma hakkına sahiptir.

Sendikal tazminat, işçinin sendika üyeliği veya sendikal faaliyetleri nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilmesi halinde talep edilen tazminattır. 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 25. maddesi, sendikal nedenlerle yapılan fesihlerde işçinin en az bir yıllık ücreti tutarında sendikal tazminata hak kazanacağını düzenlemektedir. Sendikal tazminat, diğer tazminatlardan bağımsız olarak talep edilebilmektedir.

Eşitlik tazminatı ise 4857 sayılı İş Kanunu'nun 5. maddesi kapsamında düzenlenen ve işverenin eşit davranma borcuna aykırı davranması halinde ortaya çıkan tazminattır. İşçinin iş ilişkisinde dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayrım yapılması yasaktır. Bu yasağa aykırı biçimde fesih yapılması halinde işçi, dört aya kadar ücret tutarında eşitlik tazminatı talep edebilmektedir. Eşitlik tazminatı, diğer tazminatlarla birlikte istenebilir.

Fesih Sürecinde İşçinin Diğer Alacakları

İş sözleşmesinin sona ermesi halinde işçinin kıdem ve ihbar tazminatının yanı sıra başka alacakları da bulunabilmektedir. Fazla mesai ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti, yıllık izin ücreti ve ücret alacağı gibi kalemler, fesih sürecinde en sık karşılaşılan diğer işçilik alacaklarıdır. Bu alacakların zamanında ve tam olarak ödenmesi işverenin yükümlülüğündedir.

Yıllık ücretli izin alacağı, kullanılmayan izin günlerinin ücret karşılığı olarak ödenmesidir. İş Kanunu'nun 59. maddesi, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde işçinin hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücretinin son ücret üzerinden ödenmesini öngörmektedir. İzin ücreti, fesih tarihindeki ücret üzerinden hesaplanmakta olup gelir vergisi ve SGK primi kesintisine tabidir.

Fazla mesai ücreti, haftalık kırk beş saati aşan çalışmalar için ödenmektedir. Fazla çalışma ücretinin her saati için normal çalışma ücretinin yüzde elli fazlası ödenmektedir. Fazla sürelerle çalışma ise haftalık kırk beş saatten az çalışılan işyerlerinde kırk beş saate kadar yapılan çalışmaları kapsamakta ve normal ücretin yüzde yirmi beş fazlası olarak ödenmektedir. Fazla mesai alacağının ispatında bordro kayıtları, puantaj cetvelleri ve tanık beyanları kullanılmaktadır.

Ulusal bayram ve genel tatil ücreti, bu günlerde çalışan işçilere normal ücretlerinin yanı sıra bir günlük ücret daha ödenmesini gerektirmektedir. Ayrıca hafta tatilinde çalışan işçilere de ilave ücret ödenmektedir. Ücret alacağı ise işverenin vadesi gelen ücretleri ödememesi halinde doğan alacaktır. Ücretin zamanında ödenmemesi işçiye haklı nedenle fesih hakkı tanımakta ve mevduata uygulanan en yüksek faiz oranında gecikme faizi işlemektedir.

Arabuluculuk Süreci ve Dava Şartı

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile birlikte iş davalarında arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak düzenlenmiştir. Kanuna göre, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunludur. Arabuluculuk sürecinin tamamlanmadan dava açılması halinde, mahkeme davayı usulden reddetmektedir.

Arabuluculuk başvurusu, uyuşmazlığın konusuna göre adliyelerdeki arabuluculuk bürosuna veya doğrudan arabulucuya yapılmaktadır. İşe iade davalarında fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurulması gerekmektedir. Alacak davalarında ise zamanaşımı süresi içinde başvuru yapılabilir. Arabuluculuk süreci, başvuru tarihinden itibaren üç hafta içinde sonuçlandırılmalıdır; bu süre zorunlu hallerde en fazla bir hafta uzatılabilir.

Arabuluculuk sürecinde taraflar, anlaşma veya anlaşamama ile süreci sonlandırabilir. Anlaşma sağlanması halinde anlaşma belgesi düzenlenmekte ve bu belge ilam niteliğinde sayılmaktadır. Anlaşma sağlanamaması halinde ise son tutanak düzenlenmekte ve bu tutanak dava dilekçesine eklenmelidir. Arabuluculuk sürecinde geçen süre, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmamaktadır.

Arabuluculuk sürecinin zorunlu olması, iş uyuşmazlıklarının daha hızlı ve tarafların iradesine dayalı olarak çözülmesini amaçlamaktadır. İstatistiklere göre iş davalarında arabuluculuk anlaşma oranı yüzde altmışın üzerindedir. Bu oran, arabuluculuk sürecinin etkinliğini göstermektedir. Ancak arabuluculuk sürecinde dikkat edilmesi gereken hususlar bulunmaktadır: işçinin haklarından vazgeçmesi niteliğindeki anlaşmaların geçerliliği tartışmalı olup işçinin bilgilendirilmesi büyük önem taşımaktadır.

İş Mahkemesinde Dava Süreci

İş mahkemesinde dava açma süreci, arabuluculuk son tutanağının düzenlenmesinin ardından başlamaktadır. İşe iade davalarında arabuluculuk son tutanağından itibaren iki hafta içinde, alacak davalarında ise zamanaşımı süresi içinde dava açılmalıdır. Dava dilekçesinde talep edilen alacak kalemleri, miktarları ve dayanak hukuki gerekçeler açıkça belirtilmelidir.

İş mahkemesinde yargılama, basit yargılama usulüne tabidir. Bu usulde taraflar, dilekçe aşamasında iki dilekçe hakkına sahiptir: dava dilekçesi ve cevap dilekçesi. Karşı tarafın cevap dilekçesine cevap verme hakkı bulunmamaktadır. Dilekçelerin ardından ön inceleme duruşması yapılmakta, tarafların anlaşma imkanı araştırılmakta ve uyuşmazlık konuları belirlenmektedir. Tahkikat aşamasında tanık dinlenmesi, bilirkişi incelemesi ve belge incelemesi yapılmaktadır.

İspat yükü konusunda iş hukukunun bazı özel kuralları bulunmaktadır. İşe iade davalarında feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. Ücret alacağı davalarında ücretin ödendiğini ispat yükümlülüğü işverene aittir. Fazla mesai alacağı davalarında ise fazla çalışmanın varlığını ispat yükümlülüğü işçidedir. Yazılı belgelerin bulunmaması halinde tanık beyanları önemli bir ispat aracı olarak kullanılmaktadır.

İş mahkemesi kararlarına karşı istinaf yolu açıktır. İstinaf başvurusu, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde yapılmalıdır. Bölge adliye mahkemesi kararlarına karşı ise belirli koşullar altında temyiz yoluna başvurulabilir. İşe iade davalarında kesinleşmiş kararın ardından işçinin on iş günü içinde işverene başvurması gerekmektedir. Alacak davalarında ise kesinleşen karar doğrudan icra takibine konulabilmektedir.

Zamanaşımı Süreleri ve Hak Düşürücü Süreler

İş hukukunda zamanaşımı ve hak düşürücü süreler, hakların zamanında kullanılması bakımından büyük önem taşımaktadır. Farklı alacak kalemleri için farklı süreler öngörülmüştür. Bu sürelerin kaçırılması, telafi edilemez hak kayıplarına yol açabilmektedir.

Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı ve eşitlik tazminatı davalarında zamanaşımı süresi beş yıldır. Bu süre, iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Yıllık izin ücreti alacağında da zamanaşımı süresi beş yıldır ve fesih tarihinden itibaren işler. Fazla mesai ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile hafta tatili ücreti alacaklarında zamanaşımı süresi beş yıl olup bu süre alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren başlamaktadır.

İşe iade davalarında hak düşürücü süre, fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir aydır. Bu süre içinde arabulucuya başvurulmalıdır. Arabuluculuk sürecinin anlaşmazlıkla sonuçlanması halinde son tutanaktan itibaren iki hafta içinde dava açılmalıdır. Bu sürelerin hak düşürücü nitelikte olması, süre geçtikten sonra dava açma hakkının kesin olarak kaybedildiği anlamına gelmektedir.

Zamanaşımı, arabuluculuk başvurusu ile durur ve arabuluculuk sürecinin sona ermesinden itibaren yeniden işlemeye başlar. Dava açılmasıyla da zamanaşımı kesilir. Zamanaşımı def'i, davalı tarafından ilk itirazlarla birlikte ileri sürülmelidir; mahkeme zamanaşımını re'sen dikkate almaz. Hak düşürücü süreler ise mahkeme tarafından re'sen dikkate alınmaktadır.

Toplu İşçi Çıkarma ve Özel Durumlar

Toplu işçi çıkarma, İş Kanunu'nun 29. maddesi kapsamında düzenlenen ve belirli sayıda işçinin aynı anda veya belirli bir süre içinde çıkarılmasını ifade eden özel bir fesih türüdür. İşveren, ekonomik, teknolojik, yapısal veya benzeri işletme gerekleri nedeniyle toplu işçi çıkarmayı planladığında çalışma ve iş kurumu il müdürlüğüne ve varsa işyeri sendika temsilcisine en az otuz gün önceden yazılı bildirimde bulunmak zorundadır.

Toplu işçi çıkarmada, işyerinde çalışan işçi sayısına göre eşik değerler belirlenmiştir. Yirmi ile yüz arasında işçi çalıştıran işyerlerinde en az on işçinin, yüz bir ile üç yüz arasında işçi çalıştıran işyerlerinde en az yüzde on oranında işçinin, üç yüzden fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az otuz işçinin bir ay içinde çıkarılması toplu işçi çıkarma olarak kabul edilmektedir.

Toplu işçi çıkarmada işverenin bildirim yükümlülüklerine uymaması halinde fesihler geçersiz sayılabilmektedir. Ayrıca toplu işçi çıkarma sürecinde fesih bildirimleri otuz günlük sürenin dolmasından sonra hüküm doğurmaktadır. Bu süre, işçilerin yeni iş bulma ve geçiş sürecini kolaylaştırmayı amaçlamaktadır.

Hamile işçilerin, doğum izni kullanan işçilerin ve askerlik dönüşü işe başlamak isteyen işçilerin fesih sürecinde özel korumalardan yararlandığı unutulmamalıdır. Ayrıca iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle raporlu olan işçilerin bu süre zarfında iş sözleşmesinin feshedilemeyeceği de önemli bir düzenlemedir. Bu özel koruma halleri, feshin hukuka uygunluk değerlendirmesinde dikkate alınmaktadır.

Kıdem Tazminatı Hesabında Ücret Kavramı ve Eklentiler

Kıdem tazminatı hesaplamasında esas alınacak ücret, işçinin son brüt ücreti üzerinden giydirilmiş ücret olarak belirlenmektedir. Giydirilmiş ücret kavramı, işçinin temel ücretinin yanı sıra süreklilik arz eden tüm yan hakları ve sosyal yardımları kapsamaktadır. Yemek yardımı, yol yardımı, yakacak yardımı, giyecek yardımı, bayram ikramiyesi, prim ödemeleri ve düzenli olarak ödenen diğer sosyal haklar giydirilmiş ücrete dahil edilmektedir. Arada bir yapılan veya süreklilik arz etmeyen ödemeler ise kıdem tazminatı hesabına dahil edilmemektedir. Son brüt ücretin doğru tespiti, kıdem tazminatı hesabının sağlıklı yapılması açısından temel koşuldur.

Kıdem tazminatı tavanı, her yıl güncellenen ve kıdem tazminatının üst sınırını belirleyen bir mekanizmadır. 1475 sayılı İş Kanunu'nun halen yürürlükte olan 14. maddesi uyarınca, kıdem tazminatının yıllık tutarı en yüksek devlet memuruna bir hizmet yılı için ödenecek azami emekli ikramiyesi tutarını aşamamaktadır. Bu tavan tutarı, altı ayda bir güncellenmekte olup güncel tavan miktarının takibi önemlidir. İşçinin giydirilmiş brüt ücreti tavan tutarının üzerinde olsa dahi, kıdem tazminatı tavan tutarı üzerinden hesaplanmaktadır. Ancak toplu iş sözleşmeleriyle tavan üzerinde kıdem tazminatı ödenmesi kararlaştırılabilmektedir.

Kıdeme esas sürenin hesaplanmasında, işçinin aynı işverene bağlı olarak çalıştığı toplam süre dikkate alınmaktadır. Aynı işverenin farklı işyerlerinde geçen süreler birleştirilmektedir. Deneme süresi de kıdemden sayılmaktadır. İş sözleşmesinin askıda kaldığı süreler ise kural olarak kıdeme dahil edilmemektedir. Askerlik, ücretsiz izin ve grev süreleri askıda kalma halleri olarak değerlendirilmektedir. Mevsimlik işçilerde yalnızca fiilen çalışılan süreler kıdemden sayılmakta olup mevsim dışı dönemler kıdem hesabına dahil edilmemektedir.

Kıdem tazminatından yapılan kesintiler de hesabın önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Kıdem tazminatından gelir vergisi kesilmemekte, ancak damga vergisi ödenmektedir. SGK primi de kıdem tazminatından kesilmemektedir. Net kıdem tazminatı, brüt kıdem tazminatından yalnızca damga vergisinin düşülmesiyle elde edilmektedir. Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi halinde mevduata uygulanan en yüksek faiz oranında gecikme faizi işlemektedir. Mevzuat Bilgi Sistemi üzerinden kıdem tazminatına ilişkin güncel yasal düzenlemelere erişilebilmektedir.

Haklı Nedenle Fesih Halleri ve Tazminat Hakları

İşçinin haklı nedenle fesih hakkı, İş Kanunu'nun 24. maddesinde üç ana kategori altında düzenlenmiştir. Sağlık sebepleri, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ile zorlayıcı nedenler, işçiye haklı nedenle fesih hakkı tanıyan başlıca gerekçelerdir. Sağlık sebepleri kapsamında, yapılan işin işçinin sağlığını veya yaşayışını tehlikeye düşürmesi ve işverenin veya başka bir işçinin bulaşıcı hastalığa yakalanması yer almaktadır. İşçi, bu nedenlerden birine dayanarak iş sözleşmesini derhal feshedebilmekte ve kıdem tazminatına hak kazanmaktadır.

Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller kapsamında, işverenin işçiyi yanıltması, aşağılaması, cinsel tacizde bulunması, hakaret etmesi, ücretini ödememesi veya çalışma koşullarını esaslı biçimde değiştirmesi sayılmaktadır. Ücretin ödenmemesi, uygulamada en sık karşılaşılan haklı fesih nedenlerinden birini oluşturmaktadır. İşçinin ücreti, ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde ödenmezse işçi, iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabileceği gibi haklı nedenle fesih hakkını da kullanabilmektedir. Çalışma koşullarında esaslı değişiklik ise İş Kanunu'nun 22. maddesi kapsamında değerlendirilmekte olup işçinin yazılı onayı alınmadan yapılan değişiklikler geçersiz sayılmaktadır.

İşverenin haklı nedenle fesih hakkı ise İş Kanunu'nun 25. maddesinde düzenlenmiştir. Sağlık sebepleri, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve zorlayıcı nedenler, işverene haklı nedenle fesih hakkı tanımaktadır. Özellikle 25/II kapsamındaki ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık hallerinde işveren, iş sözleşmesini ihbar süresine uymaksızın derhal feshedebilmekte ve bu durumda işçi kıdem tazminatına da hak kazanamamaktadır. Hırsızlık, güveni kötüye kullanma, işyerinde alkol veya uyuşturucu madde kullanma, yedi günü aşan devamsızlık ve cinsel taciz başlıca haklı fesih nedenleri arasındadır.

Haklı nedenle fesih hakkının kullanılmasında altı iş günlük hak düşürücü süre büyük önem taşımaktadır. İşveren veya işçi, haklı nedenle fesih gerekçesini öğrendiği tarihten itibaren altı iş günü içinde fesih hakkını kullanmak zorundadır. Bu sürenin geçirilmesi halinde haklı nedenle fesih hakkı ortadan kalkmaktadır. Sürenin başlangıcı, fesih nedeninin öğrenildiği tarihtir ve ispat yükü fesheden tarafa aittir. Olayın üzerinden bir yıl geçmesi halinde ise her durumda fesih hakkı düşmektedir. Ancak işçinin maddi çıkar sağlaması halinde bir yıllık süre uygulanmamaktadır.

İşten Çıkarma Sürecinde İşçinin Yasal Hakları

İşten çıkarılan işçinin öncelikli olarak bilmesi gereken husus, fesih nedenine bağlı olarak hangi tazminat haklarına sahip olduğudur. İhbar süresine uyulmadan yapılan fesihlerde ihbar tazminatı, en az bir yıllık kıdemi bulunan işçinin iş sözleşmesinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermesi halinde kıdem tazminatı ve iş güvencesi kapsamındaki işçilerin geçersiz fesih halinde işe iade davası açma hakkı, temel haklar arasında yer almaktadır. Bunların yanı sıra kullanılmayan yıllık izin ücreti, ödenmemiş ücret alacakları ve fazla mesai ücretleri de fesih sonrasında talep edilebilecek alacak kalemleridir.

İşten çıkarılan işçinin işsizlik sigortasından yararlanma hakkı da önemli bir sosyal güvenlik hakkıdır. İşsizlik ödeneğine hak kazanabilmek için son üç yıl içinde en az altı yüz gün sigortalı olarak çalışmış olmak ve son yüz yirmi gün kesintisiz çalışmış olmak gerekmektedir. Ayrıca kendi istek ve kusuru dışında işsiz kalmış olmak koşulu aranmaktadır. İstifa eden veya İş Kanunu'nun 25/II maddesi kapsamında işten çıkarılan işçiler işsizlik ödeneğinden yararlanamamaktadır. İşsizlik ödeneği başvurusu, işten ayrılma tarihinden itibaren otuz gün içinde İŞKUR'a yapılmalıdır.

Fesih sonrasında düzenlenmesi gereken belgeler arasında ibraname önemli bir yere sahiptir. İbraname, işçinin işverenden olan alacaklarını aldığını ve herhangi bir alacağının kalmadığını beyan eden belgedir. İş Kanunu'nun 420. maddesi referansıyla Türk Borçlar Kanunu'nun ibraname düzenlemesi uyarınca ibranamenin geçerli olabilmesi için yazılı olması, iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren en az bir ay geçmiş olması, ödemenin banka aracılığıyla yapılması ve alacak miktarının açıkça belirtilmesi gerekmektedir. Bu koşulları taşımayan ibranameler kesin hükümsüzdür.

İşçinin fesih sonrasında rekabet yasağı sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülükleri de değerlendirilmelidir. Rekabet yasağı sözleşmesi, iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra işçinin belirli süre ve coğrafyada aynı alanda faaliyette bulunmasını yasaklayan bir sözleşmedir. Rekabet yasağının geçerli olabilmesi için yazılı olması, süre, yer ve konu bakımından sınırlandırılmış olması gerekmektedir. Yasağın süresi iki yılı geçememektedir. İşçinin iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı neden olmaksızın feshedilmesi halinde rekabet yasağı kendiliğinden ortadan kalkmaktadır. Adalet Bakanlığı resmi sitesinden iş mahkemelerinin iletişim bilgilerine ulaşılabilmektedir.

İşe İade Davası ve İş Güvencesi Kapsamı

İş güvencesi, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18-21. maddeleri arasında düzenlenmiş olup belirli koşulları taşıyan işçilere geçersiz feshe karşı koruma sağlamaktadır. İş güvencesinden yararlanabilmek için işyerinde en az otuz işçinin çalışması, işçinin en az altı aylık kıdeminin bulunması ve işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışması gerekmektedir. İşletmenin bütünü dikkate alınarak otuz işçi koşulunun değerlendirilmesi, aynı işverene ait farklı işyerlerindeki işçilerin toplamının hesaba katılmasını gerektirmektedir. İş güvencesi kapsamında olmayan işçiler ise kötüniyet tazminatı talep edebilmektedir.

İşveren, iş güvencesi kapsamındaki işçinin iş sözleşmesini feshedebilmek için geçerli bir nedene dayanmak zorundadır. Geçerli fesih nedenleri, işçinin yeterliliğinden veya davranışından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanabilmektedir. Yetersizlik kapsamında performans düşüklüğü, sık sık hastalanma ve uyum sorunları; davranış kapsamında işe geç gelme, görevleri ihmal etme ve disiplinsiz davranış; işletme gerekleri kapsamında ise ekonomik güçlükler, teknolojik değişiklikler ve organizasyonel yeniden yapılanma sayılmaktadır. İşveren, geçerli fesih nedeninin varlığını somut delillerle ispatlamak zorundadır.

İşe iade davası sürecinde işçinin çalışmaya devam etmesi mümkün olmamakta, ancak işçi bu süre zarfında başka bir işte çalışabilmektedir. Dava süresince işçinin başka bir işte çalışması, boşta geçen süre ücreti hesabını etkilememektedir. İşe iade kararının uygulanması sürecinde işçinin başka bir işte çalışıyor olması da işe iade hakkını ortadan kaldırmamaktadır. Ancak işçinin işe iade başvurusunda bulunması ve işverenin işe başlatması halinde, yeni işinden ayrılması gerekecektir.

İşe iade davalarında dava süresi, basit yargılama usulüne göre mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırılması hedeflenmektedir. Kanunda dava süresine ilişkin üst sınır öngörülmemiş olup İstanbul'da iş mahkemelerinin yoğun iş yükü nedeniyle yargılama süresi uzayabilmektedir. İstinaf kanun yolu, işe iade davalarında kesin nitelikte olup temyiz yolu kapalıdır. Bu durum, istinaf aşamasının davadaki son yargısal denetim mercii olmasını sağlamaktadır. İşe iade davalarında avukatlık ücretinin nispi veya maktu olarak belirlenmesi konusu, tarifeler çerçevesinde değerlendirilmektedir.

Fesih Sonrası Alacak Davası ve Tahsilat Süreci

İşten çıkarma sonrasında işverenin tazminat ve alacakları ödememesi halinde, işçi hukuki yollara başvurarak alacağının tahsilini sağlayabilmektedir. Alacak davası açmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvuru şartının yerine getirilmesi gerekmektedir. Arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanması halinde düzenlenen anlaşma belgesi, ilam niteliğinde olup doğrudan icra takibine konulabilmektedir. Arabuluculukta anlaşma sağlanamaması halinde ise iş mahkemesinde alacak davası açılmaktadır. Dava dilekçesinde talep edilen alacak kalemleri, miktarları ve hukuki dayanakları açıkça belirtilmelidir.

İş mahkemesi kararının kesinleşmesinin ardından alacağın tahsili için icra takibi başlatılmaktadır. İlam niteliğindeki mahkeme kararının icraya konulmasında, borçluya icra emri gönderilmekte ve yedi günlük ödeme süresi tanınmaktadır. Ödeme yapılmaması halinde borçlunun mal varlığına haciz konulabilmektedir. Banka hesaplarına, taşınmazlarına, araçlarına ve üçüncü kişilerdeki alacaklarına haciz işlemi uygulanabilmektedir. Haczedilen malların satışı yoluyla alacağın tahsili sağlanmaktadır.

İşverenin ödeme güçlüğüne düşmesi veya iflas etmesi halinde işçi alacaklarının korunmasına ilişkin özel düzenlemeler bulunmaktadır. İcra ve İflas Kanunu'nun 206. maddesi uyarınca işçi alacakları birinci sıra imtiyazlı alacaklar arasında yer almaktadır. Bu imtiyaz, iflas masasından yapılacak ödemelerde işçi alacaklarının öncelikli olarak ödenmesini sağlamaktadır. Ücret Garanti Fonu da işverenin ödeme güçlüğüne düşmesi halinde işçiye belirli bir tutara kadar ücret güvencesi sağlamaktadır.

Kıdem tazminatı ve diğer işçi alacaklarında zamanaşımı süreleri, İş Kanunu'nun ek 3. maddesi uyarınca beş yıl olarak belirlenmiştir. Bu süre, iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren işlemeye başlamaktadır. Zamanaşımı süresinin dolmasından önce alacak davasının açılması veya icra takibi başlatılması gerekmektedir. Arabuluculuğa başvurulması, zamanaşımını durduran bir hal olup arabuluculuk süresi boyunca zamanaşımı işlememektedir. Zamanaşımı def'i, davalı tarafından ileri sürülmesi gereken bir def'i olup mahkeme tarafından re'sen dikkate alınmamaktadır. Mevzuat Bilgi Sistemi üzerinden İş Kanunu'nun güncel metnine erişilebilmektedir.

İşten Çıkarma Sürecinde İşverenin Yükümlülükleri

İş sözleşmesinin feshinde işverenin uyması gereken usul kuralları, iş güvencesi sisteminin temel yapı taşlarından birini oluşturmaktadır. İş Kanunu'nun 19. maddesi uyarınca, iş güvencesi kapsamındaki işçilerin iş sözleşmesinin feshinde işverenin fesih bildirimini yazılı olarak yapması ve fesih sebebini açık ve kesin biçimde belirtmesi zorunludur. Fesih bildiriminde geçerli bir nedenin gösterilmemesi veya sebebin açıkça belirtilmemesi, feshin geçersizliği sonucunu doğurabilmektedir. İşveren, fesihten önce işçinin savunmasını almak zorunda olup bu usul şartının yerine getirilmemesi de feshi geçersiz kılabilmektedir. Savunma alma yükümlülüğü, işçiye makul bir süre tanınmasını ve savunmasını hazırlama imkanı verilmesini gerektirmektedir.

İhbar süresinin doğru hesaplanması ve uygulanması, işten çıkarma sürecinin hukuka uygunluğu açısından kritik bir öneme sahiptir. İş Kanunu'nun 17. maddesi, kıdeme göre iki hafta ile sekiz hafta arasında değişen bildirim süreleri öngörmektedir. İşverenin ihbar süresine uymaksızın fesih yapması halinde, ihbar tazminatı ödeme yükümlülüğü doğmaktadır. İhbar süresi içinde işçiye yeni iş arama izni verilmesi de işverenin yasal yükümlülükleri arasındadır. İş arama izninin çalışma saatleri içinde ve ücret kesintisi yapılmaksızın kullandırılması gerekmekte olup bu iznin kullandırılmaması halinde işçiye ilgili sürenin ücreti ödenmektedir.

Toplu işçi çıkarmada işverenin bildirim ve görüşme yükümlülükleri, bireysel fesihten farklı usul kurallarına tabi tutulmuştur. İş Kanunu'nun 29. maddesi, belirli sayıda işçinin işten çıkarılmasının planlanması halinde işverenin en az otuz gün önceden işçi temsilcilerine, sendikaya ve İŞKUR'a yazılı bildirimde bulunmasını zorunlu kılmaktadır. Toplu işçi çıkarma bildirimi yapılmadan gerçekleştirilen fesihler, usul yönünden hukuka aykırı kabul edilmektedir. Fesih bildirimleri, İŞKUR'a yapılan bildirimden otuz gün sonra hüküm doğurmaktadır. Bu süre içinde işveren ile işçi temsilcileri arasında görüşmeler yapılarak feshin önlenmesi veya etkilerinin azaltılması amaçlanmaktadır.

İşverenin fesih sonrasında düzenlemesi gereken belgeler ve yerine getirmesi gereken mali yükümlülükler de titizlikle takip edilmesi gereken konulardır. İşçiye çalışma belgesi verilmesi, SGK işten ayrılış bildirgesinin süresi içinde düzenlenmesi ve kıdem ile ihbar tazminatlarının zamanında ödenmesi işverenin yasal sorumlulukları arasındadır. Tazminat ödemelerinin gecikmesi halinde mevduata uygulanan en yüksek faiz oranında gecikme faizi işlemektedir. İşverenin ibraname düzenlenmesinde kanuni şartlara uyması zorunlu olup ibranamenin fesih tarihinden itibaren bir ay geçmeden düzenlenmesi halinde ibraname geçersiz sayılmaktadır. İş mevzuatının güncel hükümleri için mevzuat.gov.tr portalı takip edilmelidir.

İşten Çıkarma Sonrası İşsizlik Sigortası

İşsizlik sigortası, iş sözleşmesi kendi istek ve kusuru dışında sona eren çalışanlara belirli bir süre gelir güvencesi sağlayan temel bir sosyal güvenlik mekanizmasıdır. İşsizlik sigortasından yararlanabilmek için çalışanın son yüz yirmi gün hizmet akdiyle çalışmış olması ve son üç yıl içinde en az altı yüz gün prim ödemiş olması koşulu aranmaktadır. İşten ayrılış bildirgesi üzerinde fesih kodunun doğru girilmesi, işsizlik sigortası başvurusunun kabul edilmesi açısından belirleyici bir öneme sahiptir. İstifa eden çalışanlar kural olarak işsizlik sigortasından yararlanamamakta, ancak haklı nedenle fesih halinde bu hak devam etmektedir. Başvurunun işten ayrılış tarihinden itibaren otuz gün içinde İŞKUR'a yapılması zorunlu olup bu sürenin geçirilmesi hak kaybına yol açmaktadır. Mevzuat Bilgi Sistemi üzerinden İşsizlik Sigortası Kanunu hükümlerine erişilebilmektedir.

İşsizlik ödeneğinin miktarı ve süresi, çalışanın prim ödeme gün sayısına göre farklılık göstermektedir. Altı yüz gün prim ödemiş olan sigortalıya yüz seksen gün, dokuz yüz gün prim ödemiş olana iki yüz kırk gün ve bin seksen gün prim ödemiş olana üç yüz gün süreyle işsizlik ödeneği ödenmektedir. Ödeneğin miktarı, sigortalının son dört aylık prime esas kazançları dikkate alınarak günlük ortalama brüt kazancının yüzde kırkı olarak hesaplanmaktadır. İşsizlik ödeneğinin aylık tutarı, asgari ücretin brüt tutarının yüzde seksenini aşamamaktadır. Ödeme süresince sigortalının genel sağlık sigortası primleri İŞKUR tarafından karşılanmakta ve sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkı devam etmektedir. İşsizlik ödeneği alan kişinin yeni bir işe başlaması halinde ödenek kesilmekte ancak kalan hak süresi saklı tutulmaktadır.

İŞKUR'un sunduğu aktif istihdam hizmetleri, işsiz kalan çalışanların iş yaşamına en kısa sürede dönmesini destekleyen kapsamlı programlar bütünüdür. Mesleki eğitim kursları, girişimcilik eğitimleri ve toplum yararına çalışma programları, aktif istihdam politikalarının temel araçları arasında yer almaktadır. İş arama danışmanlığı hizmeti, işsiz kalan bireylerin niteliklerine uygun iş fırsatlarına yönlendirilmesini sağlamaktadır. İşbaşı eğitim programları, işverenlere belirli süreyle devlet desteği sağlayarak hem işverenin hem de çalışanın uyum sürecini kolaylaştırmaktadır. İŞKUR'a kayıtlı iş arayanların çevrimiçi platform üzerinden iş ilanlarına başvurması ve kariyer planlaması yapması mümkündür. Aktif istihdam programlarına katılım, işsizlik ödeneğinin devamı için aranan koşullardan biri olabilmektedir.

Kısa çalışma ödeneği, ekonomik kriz veya zorlayıcı sebeplerle işyerindeki çalışma süresinin önemli ölçüde azaltılması halinde devreye giren bir koruma mekanizmasıdır. Pandemi döneminde yaygın biçimde uygulanan kısa çalışma ödeneği, işçilerin iş sözleşmelerinin feshedilmeden istihdamda kalmasını sağlamıştır. Kısa çalışma ödeneğinin hesaplanmasında son on iki aylık prime esas kazançlar esas alınmakta ve günlük ortalama brüt kazancın yüzde altmışı oranında ödeme yapılmaktadır. Kısa çalışma döneminde işçinin kıdem süresi işlemeye devam etmekte ve sosyal güvenlik hakları korunmaktadır. İşverenin kısa çalışma başvurusunun İŞKUR tarafından uygun bulunması, ödeneğin bağlanmasının ön koşuludur. İşsizlik sigortası fonunun sürdürülebilirliğinin sağlanması, bu alandaki sosyal güvenlik haklarının uzun vadeli güvencesini oluşturmaktadır.

Sık Sorulan Sorular

Kıdem tazminatı nasıl hesaplanır?

Kıdem tazminatı, işçinin her tam çalışma yılı için son brüt maaşının bir aylık tutarı olarak hesaplanır. Bir yıldan artan süreler de gün esasına göre oransal olarak hesaba katılır. Brüt ücrete temel maaşın yanı sıra süreklilik arz eden yemek, yol ve diğer yan haklar dahil edilir. Kıdem tazminatının yıllık tavan tutarı bulunmaktadır.

İhbar tazminatı ne kadardır?

İhbar tazminatı bildirim sürelerine göre hesaplanır: 6 aya kadar kıdemde 2 haftalık, 6 ay ile 1.5 yıl arası 4 haftalık, 1.5 ile 3 yıl arası 6 haftalık, 3 yıldan fazla kıdemde 8 haftalık brüt ücret tutarındadır. Sözleşme ile bu süreler artırılabilir.

İşe iade davası nasıl açılır?

İşe iade davası açmak için önce fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurulmalıdır. Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa, son tutanaktan itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılmalıdır. Davanın açılabilmesi için işçinin iş güvencesi kapsamında olması, yani en az 30 işçi çalışan işyerinde en az 6 ay kıdeme sahip olması gerekmektedir.

Haklı nedenle fesih halinde hangi tazminatlar alınabilir?

İşçi haklı nedenle fesih yaptığında kıdem tazminatına hak kazanır ancak ihbar tazminatı alamaz. İşveren haklı nedenle fesih yaptığında ise İş Kanunu 25/II kapsamındaki nedenler hariç olmak üzere işçi kıdem tazminatına hak kazanır. 25/II kapsamındaki ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık hallerinde işçi kıdem tazminatı alamaz.

Kötüniyet tazminatı nedir ve kim talep edebilir?

Kötüniyet tazminatı, iş güvencesi kapsamında olmayan işçilerin iş sözleşmesinin kötüniyetle feshedilmesi halinde talep edebileceği tazminattır. Bildirim süresinin üç katı tutarında ödenmektedir. İhbar tazminatından bağımsızdır. İş güvencesi kapsamındaki işçiler kötüniyet tazminatı yerine işe iade davası açabilir.

İş davalarında arabuluculuk zorunlu mudur?

Evet, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca iş davalarında arabuluculuğa başvuru dava şartıdır. İşe iade, alacak ve tazminat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunludur. Arabuluculuk süreci tamamlanmadan açılan davalar usulden reddedilir. Arabuluculuk süresi üç haftadır ve zorunlu hallerde bir hafta uzatılabilir.