İcra Avukatı İstanbul: Alacak Takibi Rehberi 2026

📅 20 Mart 2026 ⏱ 25 dk okuma ✍️ Sadaret Hukuk

Alacak tahsili, ticari hayatın ve bireysel ilişkilerin en kritik hukuki süreçlerinden birini oluşturmaktadır. Alacağını tahsil edemeyen kişi ve kurumlar, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu çerçevesinde icra takibi başlatarak devlet gücü aracılığıyla alacaklarını tahsil etme imkanına sahiptir. İstanbul, Türkiye'nin en büyük ticaret ve finans merkezi olması itibarıyla icra hukuku uygulamalarının en yoğun yaşandığı ildir.

Bu rehberde, icra takibinin türlerini, haciz işlemlerini, borca itiraz yollarını, icra inkar tazminatını, konkordato sürecini, iflas prosedürünü ve alacak takibinin her aşamasını 2026 yılı güncel mevzuatı çerçevesinde ele alıyoruz. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, icra hukukunun temel yasal dayanağını oluşturmaktadır.

İcra takibi süreci, hem alacaklı hem de borçlu açısından önemli hukuki sonuçlar doğurmaktadır. Sürecin doğru yönetilmemesi, alacaklı için zaman ve hak kaybına, borçlu için ise gereksiz mali yükümlülüklere yol açabilmektedir. Bu nedenle icra hukuku alanında uzman bir hukuk bürosundan destek almak, sürecin etkin yönetimi açısından büyük önem taşımaktadır.

Kadıköy merkezli büromuz, İstanbul genelinde icra ve iflas hukuku alanında alacak takibi, haciz işlemleri, itirazın iptali, konkordato ve iflas süreçlerinde müvekkillerine hukuki destek sağlamaktadır. Bu rehber, alacak takibi sürecini anlama ve haklarınızı koruma konusunda kapsamlı bir kaynak olarak hazırlanmıştır.

İcra Takibi Türleri

İcra ve İflas Kanunu, farklı alacak türlerine ve belge durumlarına göre çeşitli icra takibi yolları öngörmüştür. Her bir takip türünün kendine özgü koşulları, süreleri ve prosedürleri bulunmaktadır. Alacağın niteliğine ve elde bulunan belgelere göre en uygun takip yolunun seçilmesi, alacak tahsilinin başarısı açısından belirleyici bir faktördür.

İlamsız icra takibi, herhangi bir mahkeme kararı veya ilam niteliğinde belge gerektirmeyen takip yoludur. Alacaklı, yalnızca takip talebi ile icra dairesine başvurarak takip başlatabilmektedir. Borçluya gönderilen ödeme emrine yedi gün içinde itiraz edilmemesi veya borcun ödenmemesi halinde, alacaklı haciz talep edebilmektedir. Bu takip yolu, en yaygın kullanılan icra takibi türüdür.

İlamlı icra takibi, mahkeme ilamı, noter senedi veya ilam niteliğindeki diğer belgelere dayanan takip yoludur. İlamlı takipte borçlunun itiraz hakkı sınırlıdır; borçlu ancak icranın geri bırakılması davası açarak takibi durdurabilir. İlamlı takip, alacaklı açısından daha güvenceli bir yol olup, mahkeme kararının icra kabiliyetinin bulunması yeterlidir.

Kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip ise çek, bono ve poliçe gibi kambiyo senetlerine dayanan alacaklar için özel olarak düzenlenmiş bir takip yoludur. Bu takip türünde ödeme emrine itiraz süresi beş gündür ve itiraz icra mahkemesine yapılmaktadır. Kambiyo takibi, senedin vadesinde ödenmemesi halinde hızlı ve etkili bir tahsil yolu sunmaktadır.

Haciz İşlemleri ve Türleri

Haciz, borçlunun mal varlığına icra müdürlüğü kararıyla el konulması işlemidir. Borçlunun ödeme emrine itiraz etmemesi veya itirazın bertaraf edilmesi halinde alacaklı, icra müdürlüğünden haciz talep edebilmektedir. Haciz, borçlunun taşınır ve taşınmaz malları, banka hesapları, maaşı ve diğer hakları üzerinde uygulanabilmektedir.

Maaş haczi, borçlunun aylık gelirinin bir kısmına el konulması şeklinde gerçekleşmektedir. İcra ve İflas Kanunu'nun 83. maddesine göre borçlunun maaşının en fazla dörtte biri haczedilebilir. Birden fazla alacaklının bulunması halinde dahi toplam kesinti oranı maaşın dörtte birini aşamaz. Emekli maaşının haczi konusunda ise borçlunun açık muvafakati aranmaktadır.

Banka haczi, borçlunun banka hesaplarındaki mevcutların haczedilmesini ifade etmektedir. İcra müdürlüğünün talebi üzerine UYAP sistemi aracılığıyla borçlunun tüm bankalardaki hesaplarına haciz konulabilmektedir. Banka hesaplarına haciz konulması anında gerçekleşmekte olup, hesaptaki mevcut tutar kadar haciz uygulanmaktadır.

Gayrimenkul haczi, borçlunun taşınmaz mallarının tapu kaydına haciz şerhi konulması suretiyle gerçekleştirilmektedir. Haciz şerhi, tapu müdürlüğüne yazılan müzekkere ile işlenmektedir. Haczedilen gayrimenkul, icra müdürlüğü tarafından açık artırma yoluyla satışa çıkarılarak alacağın tahsili sağlanmaktadır. Borçlunun haline münasip evi, İcra ve İflas Kanunu'nun 82. maddesi uyarınca haczedilemez mallar kapsamındadır.

Haczedilemez Mal ve Haklar

İcra ve İflas Kanunu'nun 82. maddesi, borçlunun temel yaşam koşullarının korunması amacıyla belirli mal ve hakların haczedilemeyeceğini hükme bağlamıştır. Bu düzenleme, borçlunun insan onuruna yakışır bir yaşam sürdürebilmesini güvence altına almayı amaçlamaktadır. Haczedilemezlik kurallarının bilinmesi, hem alacaklı hem de borçlu açısından büyük önem taşımaktadır.

Borçlunun haline münasip evi, yani aile konutu haczedilemez niteliktedir. Ancak haline münasip ev kavramı, lüks konut anlamına gelmemektedir. Borçlunun ve ailesinin barınma ihtiyacını karşılayacak makul nitelikte bir konut kastedilmektedir. Borçlunun ikamet ettiği konutun değeri, haline münasip ev standartlarının üzerindeyse, konut satılarak borçluya haline münasip bir ev alınacak tutar ayrıldıktan sonra kalan kısım alacaklıya ödenebilir.

Borçlunun meslek ve sanat icra etmesi için zorunlu aletleri, tarım işçilerinin geçimleri için zorunlu tarım araç gereçleri ve borçlunun ve ailesinin idareleri için gerekli lüzumlu ev eşyaları da haczedilemez mallar arasındadır. Lüzumlu ev eşyası kavramı, temel yaşam gereksinimlerini karşılayan buzdolabı, çamaşır makinesi, fırın gibi eşyaları kapsamakta; ancak ikinci televizyon, lüks mobilyalar gibi eşyalar bu kapsamın dışında kalabilmektedir.

Öğrenci bursları, cenaze giderleri karşılığında toplanan paralar, nafaka alacakları ve Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödenen gelir ve aylıklar da kural olarak haczedilemez. Ayrıca kamu tüzel kişilerinin malları da haczedilemez niteliktedir. Haczedilemezlik itirazının, haciz işleminin öğrenilmesinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesine yapılması gerekmektedir.

Borca İtiraz ve İtirazın Bertaraf Edilmesi

Borçlunun ödeme emrine süresi içinde itiraz etmesi halinde icra takibi kendiliğinden durur. İlamsız takipte itiraz süresi ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün, kambiyo takibinde ise beş gündür. İtiraz, icra dairesine sözlü veya yazılı olarak yapılabilmektedir. İtirazın geçerli olabilmesi için süresinde yapılması yeterli olup, herhangi bir gerekçe gösterilmesi zorunlu değildir.

Borçlunun itirazı üzerine alacaklının takibe devam edebilmesi için itirazın bertaraf edilmesi gerekmektedir. Bunun iki yolu bulunmaktadır: itirazın iptali davası ve itirazın kaldırılması. İtirazın iptali davası, genel mahkemelerde açılan bir dava olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır. Bu dava kapsamında alacağın varlığı ve miktarı incelenmektedir.

İtirazın kaldırılması ise icra mahkemesinde görülen ve daha kısa sürede sonuçlanan bir yoldur. Ancak bu yola başvurabilmek için alacaklının imzası ikrar edilmiş bir adi senede, resmi senede veya imzası noter tarafından onaylanmış bir belgeye dayanması gerekmektedir. İtirazın kaldırılması talebi, itirazın tebliğinden itibaren altı ay içinde yapılmalıdır.

İtirazın iptali davasında alacaklı lehine karar verilmesi halinde, borçlu aleyhine alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilebilir. Aynı şekilde, borçlunun haklı çıkması halinde ise alacaklı aleyhine tazminata karar verilebilir. Bu tazminat düzenlemesi, haksız itirazları ve kötü niyetli takipleri caydırmayı amaçlamaktadır.

İcra İnkar Tazminatı

İcra inkar tazminatı, İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinde düzenlenmiş olup, borçlunun haksız yere itiraz ederek alacaklının alacağına kavuşmasını geciktirmesi halinde uygulanan bir yaptırımdır. Bu tazminat, alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere belirlenmektedir. Tazminata hükmedilebilmesi için alacaklının itirazın iptali davası açmış olması ve davayı kazanmış olması gerekmektedir.

İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazının haksız bulunması tek başına yeterli değildir. Alacağın likit, yani belirlenebilir nitelikte olması da gerekmektedir. Alacağın miktarının tartışmalı olduğu durumlarda, borçlunun itirazı haksız bulunsa dahi icra inkar tazminatına hükmedilmeyebilir. Bu konu, uygulamada önemli tartışmalara yol açmaktadır.

Borçlu açısından da benzer bir koruma mekanizması mevcuttur. Alacaklının takibinin haksız ve kötü niyetli olduğunun tespit edilmesi halinde, borçlu lehine alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilebilir. Bu düzenleme, haksız icra takiplerinin önlenmesini ve borçlunun korunmasını amaçlamaktadır.

İcra inkar tazminatı, ayrı bir dava konusu yapılmaksızın itirazın iptali davasında talep edilmelidir. Talep olmaksızın mahkemece resen hükmedilmesi mümkün değildir. Tazminat miktarının belirlenmesinde alacağın asıl tutarı esas alınmakta; faiz, vekalet ücreti ve icra masrafları bu hesaba dahil edilmemektedir.

Kambiyo Senetlerine Özgü Takip

Kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip, çek, bono ve poliçe gibi kambiyo senetlerine dayanan alacaklar için İcra ve İflas Kanunu'nun 167 ila 176. maddeleri arasında düzenlenmiş özel bir takip yoludur. Bu takip türü, kambiyo senetlerinin tedavül kabiliyeti ve ticari hayattaki önemi nedeniyle daha hızlı ve etkili bir tahsil mekanizması sunmaktadır.

Kambiyo takibinde alacaklı, icra dairesine kambiyo senedinin aslını ibraz ederek takip talebinde bulunmaktadır. İcra dairesi, senedin kambiyo senedi niteliğinde olup olmadığını, vadesinin gelip gelmediğini ve zamanaşımına uğrayıp uğramadığını incelemektedir. Senedin kambiyo vasfını taşıdığının tespiti halinde borçluya on gün süreli ödeme emri gönderilmektedir.

Borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren beş gün içinde icra mahkemesine itiraz edebilmektedir. İtiraz, kambiyo takibini kendiliğinden durdurmamaktadır; borçlunun ayrıca icra mahkemesinden icranın geri bırakılması kararı talep etmesi gerekmektedir. Bu husus, ilamsız takipten farklı olarak borçlu aleyhine bir düzenleme niteliğindedir.

Kambiyo takibinde zamanaşımı süreleri senet türüne göre farklılık göstermektedir. Bonolarda zamanaşımı süresi vade tarihinden itibaren üç yıl, çeklerde ibraz süresinin bitiminden itibaren üç yıldır. Zamanaşımının dolması halinde takip başlatılması mümkün değildir. Zamanaşımı itirazı, icra mahkemesinde ileri sürülebilmektedir.

İlamsız İcra Takibi Süreci

İlamsız icra takibi, alacaklının herhangi bir mahkeme kararına veya belgeye dayanmaksızın doğrudan icra dairesine başvurarak başlatabileceği en yaygın icra takibi türüdür. Alacaklı, takip talebinde alacak tutarını, faiz oranını, alacağın dayanağını ve borçlunun kimlik bilgilerini belirtmektedir. İcra dairesi, talebi incelemeksizin borçluya ödeme emri göndermektedir.

Ödeme emrinin borçluya tebliğinden itibaren yedi günlük süre içinde borçlu, borcun tamamına veya bir kısmına itiraz edebilmektedir. İtiraz, icra dairesine yazılı veya sözlü olarak yapılabilmektedir. İtirazda herhangi bir gerekçe gösterilmesi zorunlu olmamakla birlikte, borcun ödendiğine ilişkin belgeler varsa bunların itiraz dilekçesine eklenmesi borçlunun lehine olacaktır.

Borçlunun süresi içinde itiraz etmemesi halinde ödeme emri kesinleşmektedir. Kesinleşen ödeme emri üzerine alacaklı, bir yıl içinde haciz talep edebilmektedir. Haciz talebi üzerine icra müdürlüğü, borçlunun mal varlığı araştırması yaparak maaş, banka hesabı, taşınır ve taşınmaz mallar üzerinde haciz uygulamaktadır.

İlamsız icra takibinde dikkat edilmesi gereken önemli hususlardan biri, takibin düşmesi meselesidir. Alacaklının takip talebinden itibaren altı ay içinde ödeme emrinin tebliğini istememesi veya haciz aşamasında bir yıl boyunca haciz talep etmemesi halinde dosya işlemden kaldırılmaktadır. Dosyanın işlemden kaldırılması, alacağın zamanaşımına uğramasına yol açabilir.

İlamlı İcra Takibi

İlamlı icra takibi, mahkeme ilamlarına, noter tarafından düzenlenen veya onaylanan senetlere ve kanunda ilam niteliğinde sayılan belgelere dayanan takip yoludur. İlamlı takip, alacaklı açısından ilamsız takibe göre daha güvenceli ve hızlı bir süreç sunmaktadır. Borçlunun itiraz imkanının sınırlı olması, alacaklının pozisyonunu güçlendirmektedir.

İlamlı takipte borçluya gönderilen icra emrinde borcun otuz gün içinde ödenmesi ihtar edilmektedir. Borçlu, icra emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icranın geri bırakılması davası açabilmektedir. İcranın geri bırakılması, ilamın kesinleşmemiş olması, borcun ödenmiş olması, zamanaşımına uğramış olması veya ertelenmiş olması hallerinde talep edilebilmektedir.

İlamlı takipte borçlunun itirazı, takibi kendiliğinden durdurmamaktadır. Borçlunun takibin durdurulmasını sağlayabilmesi için icra mahkemesinden icranın geri bırakılması kararı alması gerekmektedir. Bu karar alınmadığı sürece takip işlemleri devam etmektedir. Bu özellik, ilamlı takibin alacaklı lehine en önemli avantajlarından birini oluşturmaktadır.

İlamlı icra takibinde zamanaşımı süresi, ilamın kesinleşmesinden itibaren on yıldır. Bu süre içinde takip başlatılmaması halinde ilam zamanaşımına uğramakta ve artık icraya konulamamaktadır. Zamanaşımı süresinin dolmasına yakın dönemlerde takip başlatılması veya mevcut takibin yenilenmesi, alacağın korunması açısından büyük önem taşımaktadır.

Konkordato Süreci

Konkordato, borçlarını vadesi geldiğinde ödeyemeyen veya ödeyememe tehlikesiyle karşı karşıya olan borçlunun, borçlarını yeniden yapılandırarak alacaklılarıyla anlaşmasını sağlayan hukuki bir mekanizmadır. İcra ve İflas Kanunu'nun 285 ila 309. maddeleri arasında düzenlenmiş olan konkordato, borçlunun mali durumunun düzelmesine imkan tanırken alacaklıların da alacaklarını belirli bir oranda tahsil etmelerini sağlamaktadır.

Konkordato başvurusu, borçlunun yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesine yapılmaktadır. Başvuruya konkordato ön projesi, borçlunun mali durumunu gösteren belgeler, alacaklı listesi ve bağımsız denetim raporu eklenmektedir. Mahkeme, başvuruyu uygun bulması halinde borçluya üç aylık geçici mühlet vermektedir. Geçici mühlet süresinde borçlu aleyhine icra takibi başlatılamaz ve mevcut takipler durmaktadır.

Geçici mühlet sonrasında mahkeme, kesin mühlet kararı verebilmektedir. Kesin mühlet süresi bir yıl olup, gerekli hallerde altı ay daha uzatılabilmektedir. Kesin mühlet süresince konkordato komiseri, borçlunun faaliyetlerini denetlemekte ve alacaklılar toplantısını organize etmektedir. Alacaklıların yarısını ve alacak tutarının üçte ikisini aşan çoğunlukla konkordato projesi kabul edilebilmektedir.

Konkordatonun tasdiki, asliye ticaret mahkemesi tarafından gerçekleştirilmektedir. Mahkeme, konkordato projesinin alacaklıları tatmin edici düzeyde olup olmadığını, borçlunun projeyi yerine getirebilecek mali kapasitede olup olmadığını ve teminat koşullarının sağlanıp sağlanmadığını değerlendirmektedir. Tasdik edilen konkordato, tüm alacaklılar için bağlayıcı hale gelmektedir.

İflas Süreci

İflas, tacir sıfatına sahip borçlunun borcunu ödeyememesi halinde mahkeme kararıyla mal varlığının tasfiye edilmesi sürecidir. İflas yalnızca tacirler hakkında uygulanabilmekte olup, gerçek kişi tacirler ile tüzel kişi tacirler (şirketler) bu kapsamdadır. İflas davası, borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde görülmektedir.

İflas iki şekilde gerçekleşebilmektedir: takipli iflas ve doğrudan iflas. Takipli iflasta alacaklı, öncelikle iflas yoluyla takip başlatmakta ve borçlunun ödeme emrine itiraz etmemesi veya itirazın bertaraf edilmesi halinde iflas davası açmaktadır. Doğrudan iflasta ise alacaklı veya borçlu, belirli koşulların varlığında doğrudan iflas davası açabilmektedir.

İflas kararının verilmesiyle birlikte borçlunun tüm mal varlığı iflas masasına girmektedir. İflas idaresi, masadaki malları tasfiye ederek alacaklılara paylaştırmaktadır. Alacakların sıra cetvelinde, kamu alacakları, işçi alacakları ve rehinli alacaklar öncelikli olarak yer almaktadır. Adi alacaklılar ise kalan miktardan eşit oranda pay almaktadır.

İflas sürecinin sona ermesiyle borçlunun borçtan kurtulması otomatik olarak gerçekleşmemektedir. Borçlunun iflasın kapanmasından sonra kalan borçlardan sorumluluktan kurtulabilmesi için iflasın kapanmasından itibaren bir yıl içinde alacaklıların dava açmaması gerekmektedir. İflas süreci genellikle uzun ve karmaşık bir süreç olup, tarafların hukuki destek alması büyük önem taşımaktadır.

Tasarrufun İptali Davası

Tasarrufun iptali davası, borçlunun alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla yaptığı hukuki işlemlerin iptalini sağlayan bir dava türüdür. İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ila 284. maddeleri arasında düzenlenmiş olan bu dava, alacaklının korunması açısından büyük önem taşımaktadır. Borçlunun mal varlığını azaltıcı tasarrufları, belirli koşulların varlığında iptal edilebilmektedir.

Tasarrufun iptali davası açılabilmesi için alacaklının elinde kesinleşmiş bir aciz belgesi bulunması gerekmektedir. Aciz belgesi, borçlunun haczedilen mal varlığının alacağı karşılamaması halinde icra müdürlüğü tarafından düzenlenmektedir. Aciz belgesinin bulunmaması halinde dava açılabilmesi için borçlu aleyhine başlatılan icra takibinin kesinleşmiş olması ve haciz aşamasına gelinmiş olması yeterli kabul edilmektedir.

İptal davasına konu olabilecek tasarruflar kanunda sınırlı sayıda belirlenmiştir. Karşılıksız kazandırmalar, aciz halinde yapılan tasarruflar ve alacaklılara zarar veren tasarruflar iptal davasının konusunu oluşturabilmektedir. Dava, borçluya ve tasarrufun karşı tarafına yöneltilmektedir.

Tasarrufun iptali davasında hak düşürücü süre, borcun doğumundan itibaren beş yıldır. Bu sürenin geçirilmesi halinde dava açma hakkı kaybedilmektedir. Davanın kabul edilmesi halinde, tasarruf konusu mal üzerinde alacaklı lehine cebri icra yoluyla alacağın tahsili sağlanmaktadır.

İcra Mahkemesi ve Görev Alanı

İcra mahkemesi, icra ve iflas işlemlerine ilişkin şikayetleri, itirazları ve uyuşmazlıkları çözmekle görevli özel bir mahkemedir. İcra mahkemesi, genel mahkemelerden farklı olarak yalnızca icra ve iflas hukukundan kaynaklanan meseleleri incelemektedir. Kararları kural olarak kesindir; ancak bazı kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilmektedir.

İcra mahkemesinin görev alanına giren başlıca konular şunlardır: ödeme emrine itiraz, itirazın kaldırılması, icranın geri bırakılması, şikayet, istihkak davası, sıra cetveline itiraz ve icra takibinde usulsüzlük iddiaları. İcra mahkemesi, bu konulardaki başvuruları basit yargılama usulüne göre incelemekte ve kısa sürede karara bağlamaktadır.

Şikayet, icra ve iflas dairelerinin işlemlerine karşı başvurulan en yaygın hukuki yoldur. Şikayet süresi, işlemin öğrenilmesinden itibaren yedi gündür. Ancak kamu düzenine aykırı işlemlere karşı şikayet süresiz olarak yapılabilmektedir. Şikayet, işlemi yapan icra dairesinin bağlı olduğu icra mahkemesine yapılmaktadır.

İcra mahkemesi kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilmesi, kararın niteliğine göre değişmektedir. Bazı kararlara karşı yalnızca istinaf, bazılarına karşı ise istinaf sonrası temyiz yolu açıktır. İstinaf süresi, kararın tebliğinden itibaren on gündür. Bu sürelerin kaçırılmaması, hak kaybının önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

İcra Takibinde Süreler ve Zamanaşımı

İcra hukukunda süreler, hem alacaklı hem de borçlu açısından kritik öneme sahiptir. Sürelerin kaçırılması, geri dönüşü olmayan hak kayıplarına yol açabilmektedir. İlamsız icra takibinde ödeme emrine itiraz süresi yedi gün, kambiyo takibinde beş gündür. İlamlı takipte icranın geri bırakılması talebi yedi gün içinde yapılmalıdır.

İtirazın iptali davası açma süresi, itirazın tebliğinden itibaren bir yıldır. İtirazın kaldırılması talebi ise altı ay içinde yapılmalıdır. Bu sürelerin kaçırılması halinde alacaklının yeni bir takip başlatması gerekebilir. Alacaklının haciz isteme süresi, ödeme emrinin kesinleşmesinden itibaren bir yıldır. Haciz istenildikten sonra satış isteme süresi ise taşınırlar için altı ay, taşınmazlar için bir yıldır.

Zamanaşımı süreleri alacağın türüne göre değişmektedir. Genel zamanaşımı süresi on yıl olmakla birlikte, kira alacaklarında beş yıl, ticari alacaklarda on yıl, haksız fiilden doğan alacaklarda iki yıl (öğrenmeden itibaren) veya on yıl (fiilden itibaren) zamanaşımı süresi uygulanmaktadır. İcra takibinin başlatılması zamanaşımını kesmektedir.

İcra dosyasının düşmesi, alacaklının belirli süreler içinde gerekli işlemleri yapmaması halinde gerçekleşmektedir. Dosyanın düşmesi, alacağın sona ermesi anlamına gelmemekle birlikte, takibin yenilenmesi için ek masraflar ve zaman kaybı söz konusu olmaktadır. Bu nedenle icra takibi sürecinde sürelerin dikkatle takip edilmesi ve gerekli işlemlerin zamanında yapılması büyük önem taşımaktadır. Takip dosyasının düşmesini önlemek amacıyla icra müdürlüğünden düzenli olarak dosya durumu sorgulanması tavsiye edilmektedir.

Haciz ihbarnamelerine yanıt süreleri de icra hukukunda dikkat edilmesi gereken önemli süreler arasındadır. Birinci haciz ihbarnamesine yedi gün içinde, ikinci haciz ihbarnamesine de yedi gün içinde yanıt verilmesi gerekmektedir. Üçüncü kişinin haciz ihbarnamelerine süresinde ve usulüne uygun yanıt vermemesi halinde, borçlunun alacağı üçüncü kişiden tahsil edilebilmektedir. Bu durum, özellikle borçlunun üçüncü kişilerdeki alacaklarının haczi bakımından önem taşımaktadır.

Alacak Takibi veya İcra Hukuku Konusunda Desteğe Mi İhtiyacınız Var?

Uzman ekibimizle hukuki değerlendirme için iletişime geçin.

İcra Takibine İtiraz ve Hukuki Başvuru Yolları

Borçlunun icra takibine karşı kullanabileceği hukuki başvuru yolları, İcra ve İflas Kanunu'nda ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. İlamsız icra takibinde borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde itiraz ederek takibi durdurabilmektedir. İtiraz, icra müdürlüğüne yapılmakta ve takibi kendiliğinden durdurmaktadır. İtirazın haklı olup olmadığı, alacaklının başvuracağı itirazın kaldırılması veya itirazın iptali davası ile belirlenmektedir.

İtirazın kaldırılması yolu, alacaklının İİK m. 68 kapsamında belirtilen belgelere (imzası kabul edilmiş adi senet, noter senedi, resmi dairelerin yetkileri dahilindeki belgeler) sahip olması halinde icra mahkemesine başvurabileceği hukuki yoldur. İcra mahkemesi, belge üzerinden inceleme yaparak itirazın kaldırılmasına veya talebinin reddine karar vermektedir. İtirazın iptali davası ise genel mahkemelerde (asliye hukuk veya asliye ticaret mahkemesinde) açılmakta ve normal yargılama usulü çerçevesinde görülmektedir.

Menfi tespit davası, borçlunun borçlu olmadığını ispat etmek amacıyla açtığı davadır. İİK m. 72 uyarınca borçlu, icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmektedir. Takipten önce açılan davada mahkemeden ihtiyati tedbir kararı alınarak takibin durdurulması talep edilebilmektedir. Takipten sonra açılan davada ise alacağın %15'inden aşağı olmamak üzere teminat gösterilmesi halinde icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmesinin durdurulması sağlanabilmektedir.

İstirdat davası, borçlunun ödeme yaptıktan sonra borçlu olmadığını ispat ederek ödediği miktarın iadesini talep ettiği davadır. İİK m. 72/7 uyarınca istirdat davası, paranın ödenmesinden itibaren 1 yıl içinde açılmalıdır. İcra mahkemesi kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilmektedir. Bölge adliye mahkemesi kararlarına karşı ise belirli parasal sınırın üzerindeki davalarda temyiz yoluna gidilebilmektedir. İcra hukuku başvuru yollarına adalet.gov.tr üzerinden erişilebilmektedir.

İcra Takip Türleri ve Başvuru Yolları

İcra hukukunda farklı alacak türlerine ve belgelere göre çeşitli takip yolları öngörülmüştür. İlamsız icra takibi, para ve teminat alacakları için mahkeme kararı olmaksızın başlatılabilen takip türüdür. Alacaklı, icra müdürlüğüne takip talebi vererek borçluya ödeme emri gönderilmesini sağlamaktadır. Borçlunun 7 gün içinde itiraz etmemesi halinde takip kesinleşmekte ve haciz aşamasına geçilmektedir. Borçlunun itiraz etmesi halinde ise alacaklının itirazın kaldırılması veya iptali yoluna başvurması gerekmektedir.

İlamlı icra takibi, mahkeme kararına veya ilam niteliğindeki belgelere dayanan takip türüdür. Kesinleşmiş mahkeme kararları, noter senetleri, icra ceza mahkemesi kararları ve arabuluculuk tutanakları ilamlı icra takibinin dayanağını oluşturabilmektedir. İlamlı icra takibinde borçluya icra emri gönderilmekte ve borçlu 7 gün içinde ödeme yapmazsa haciz işlemlerine geçilmektedir. İlamlı icra takibinde borçlunun itiraz hakkı sınırlı olup yalnızca borcun ödendiği, zamanaşımına uğradığı veya ertelendiği iddialarıyla icra mahkemesine başvurabilmektedir.

Kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip, çek, senet ve poliçe gibi kambiyo senetlerine dayanan alacaklar için öngörülen özel bir takip yoludur. Bu takip türünde borçluya 10 gün süreli ödeme emri gönderilmekte ve borçlunun itiraz süresi 5 gündür. Kambiyo senetlerinin sahteliği, zamanaşımı ve yetkiye ilişkin itirazlar icra mahkemesince incelenmektedir. Borçlunun borca itirazı, takibi kendiliğinden durdurmamakta; icra mahkemesinin kararıyla takibin durdurulması mümkün olmaktadır.

Kiralanan taşınmazların ilamsız icra yoluyla tahliyesi de icra hukukunun önemli takip yollarından biridir. Kira bedelinin ödenmemesi halinde kiraya veren, icra müdürlüğü aracılığıyla kiracıya 30 gün süreli ödeme emri (adi kira) veya 60 gün süreli ödeme emri (hasılat kirası) göndererek hem alacağını talep edebilmekte hem de tahliye talebinde bulunabilmektedir. Kiracının ödeme emrine itiraz etmemesi ve süresinde ödeme yapmaması halinde tahliye ve haciz işlemlerine geçilmektedir.

Haciz Türleri ve Uygulama Esasları

Haciz, borçlunun borcunu ödememesi halinde alacaklının talebi üzerine icra müdürlüğü tarafından borçlunun mal ve haklarına el konulması işlemidir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK), farklı haciz türlerini düzenlemektedir. Her haciz türünün kendine özgü uygulama koşulları, sınırları ve hukuki sonuçları bulunmaktadır. Haciz işleminin usulüne uygun yapılması, hem alacaklının hakkının korunması hem de borçlunun yasal haklarının ihlal edilmemesi bakımından büyük önem taşımaktadır.

Menkul haczi, borçlunun taşınır mallarına (araç, ev eşyaları, makine, stok mallar vb.) uygulanan haciz türüdür. İcra müdürü veya yardımcısı, haciz mahallinde hazır bulunarak haczedilen malları tutanağa geçirmektedir. Haczedilen mallar, kıymet takdiri yapılarak muhafaza altına alınabilmekte veya borçlunun yediemin sıfatıyla muhafazasına bırakılabilmektedir. İİK m. 82'de haczedilemez mallar ve haklar sınırlı sayıda belirtilmiştir; lüzumlu ev eşyaları, borçlunun mesleği için gerekli aletler ve çiftçinin zorunlu tarım araçları gibi kalemler haczedilememektedir.

Gayrimenkul haczi, borçlunun taşınmaz mallarına uygulanan haciz türüdür. Gayrimenkul haczi, tapu müdürlüğüne haciz müzekkeresi gönderilmesi suretiyle gerçekleştirilmektedir. Haciz şerhi tapu kaydına işlenmekte ve taşınmazın devri engellenmiş olmaktadır. Haczedilen gayrimenkul, satış talebi üzerine açık artırma yoluyla satılmaktadır. Birinci artırmada taşınmazın muhammen bedelinin %50'si ve rüçhanlı alacakların üzerinde bir bedelle satılması gerekmektedir; bu bedele ulaşılamazsa ikinci artırma yapılmaktadır. Gayrimenkul satış sürecinin detaylı düzenlemelerine mevzuat.gov.tr üzerinden ulaşılabilmektedir.

Banka hesaplarına ve üçüncü kişilerdeki alacaklara haciz, İİK m. 89 kapsamında birinci haciz ihbarnamesi gönderilmesi suretiyle uygulanmaktadır. Bankalara elektronik ortamda haciz müzekkeresi gönderilmekte ve borçlunun hesaplarındaki paraya derhal bloke konulmaktadır. Birinci haciz ihbarnamesine itiraz edilmemesi halinde ikinci ve üçüncü haciz ihbarnameleri gönderilmektedir. Üçüncü kişi, borçluya borçlu olmadığını veya malın elinde bulunmadığını 7 gün içinde bildirmezse borcun kabulü anlamına gelmektedir.

Maaş Haczi Uygulaması ve Sınırları

Maaş haczi, icra takibinin en yaygın uygulama alanlarından birini oluşturmaktadır. İİK m. 83 uyarınca maaş ve ücret haczi, borçlunun aylık net gelirinin dörtte birinden az olmamak üzere uygulanmaktadır. Ancak borçlunun ve ailesinin geçimi için zorunlu olan miktar haczedilememektedir. Maaş haczinin üst sınırı konusunda kanunda açık bir düzenleme bulunmamakla birlikte, uygulamada genellikle net maaşın dörtte biri oranında haciz yapılmaktadır. Birden fazla alacaklının maaş haczi talebi bulunması halinde sıraya konulmakta ve önceki haczin kalkmasıyla sonraki haciz devreye girmektedir.

Nafaka alacakları, maaş haczi bakımından ayrıcalıklı bir konuma sahiptir. İİK m. 83/a uyarınca nafaka alacaklarında maaşın dörtte bir sınırlaması uygulanmamaktadır; mahkeme kararında belirlenen nafaka miktarı doğrudan maaştan kesilmektedir. Ayrıca nafaka alacağı için maaş haczi, diğer hacizlerden önce gelir; yani nafaka kesintisi yapıldıktan sonra kalan miktar üzerinden diğer alacaklıların haciz hakkı değerlendirilmektedir. Bu düzenleme, nafaka alacağının özellikle korunması gereken bir alacak türü olmasından kaynaklanmaktadır.

İşverenin maaş haczi karşısındaki yükümlülükleri de önemli bir konudur. İcra müdürlüğünden gelen haciz müzekkeresi, işvereni borçlunun maaşından kesinti yapma ve icra müdürlüğüne yatırma yükümlülüğü altına sokmaktadır. İşverenin kesinti yapmaması veya yatırmaması halinde, kesilmeyen miktardan işveren bizzat sorumlu olmaktadır. Bu sorumluluk, işverenin ihmali ile sınırlı olmayıp kesinti yapılmadığı her ay için devam etmektedir. İşverenin birden fazla icra dosyasından gelen haciz müzekkerelerini sıraya koyarak uygulaması gerekmektedir.

Emekli maaşına haciz konusu da sıkça gündeme gelen bir meseledir. 5510 sayılı Kanun'un 93. maddesi uyarınca emekli aylıkları kural olarak haczedilemez. Ancak borçlunun muvafakati ile emekli maaşına haciz uygulanabilmektedir. Nafaka alacakları ve SGK prim borçları ise emekli maaşından kesilebilmektedir. Emekli maaşına haksız haciz uygulanması halinde borçlu, icra mahkemesine şikayet yoluna başvurarak haczin kaldırılmasını talep edebilmektedir.

Konkordato Süreci ve Alacaklı Hakları

Konkordato, borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan borçlunun, alacaklılarıyla anlaşarak borçlarını yeniden yapılandırmasını sağlayan hukuki bir kurumdur. İİK m. 285 ve devamında düzenlenen konkordato, borçluya iflastan korunma ve işletmesini sürdürme imkanı tanımaktadır. Konkordato başvurusu, asliye ticaret mahkemesine yapılmaktadır. Başvuruda ön projenin, mali tabloların, alacaklı listesinin ve bağımsız denetim raporunun sunulması gerekmektedir.

Geçici mühlet kararı, konkordato sürecinin başlangıcını oluşturmaktadır. Mahkeme, başvuruyu uygun bulması halinde 3 aylık geçici mühlet kararı vermektedir; bu süre en fazla 2 ay daha uzatılabilmektedir. Geçici mühlet süresince borçlu aleyhine yapılan icra takipleri durmakta, yeni takip başlatılamamakta ve ihtiyati haciz kararları uygulanamamaktadır. Geçici mühlet döneminde geçici konkordato komiseri atanmakta ve borçlunun mali durumu ile konkordato projesinin uygulanabilirliği incelenmektedir.

Kesin mühlet, geçici mühlet dönemindeki inceleme sonucunda konkordatonun başarıya ulaşma ihtimalinin bulunduğuna kanaat getirilmesi halinde verilmektedir. Kesin mühlet süresi 1 yıl olup bu süre mahkemece en fazla 6 ay daha uzatılabilmektedir. Kesin mühlet süresince konkordato komiseri, borçlunun faaliyetlerini denetlemekte ve alacaklılar toplantısını düzenlemektedir. Alacaklılar toplantısında konkordato projesi oylanmakta ve alacaklıların yarısını aşan çoğunluğun kabul oyu ile birlikte kabul eden alacaklıların alacak tutarının toplam alacağın üçte ikisini geçmesi halinde proje kabul edilmektedir.

Konkordatonun tasdiki, mahkemece gerçekleştirilmektedir. Tasdik kararı ile birlikte konkordato projesi bağlayıcı hale gelmekte ve tüm alacaklıları etkilemektedir. Konkordato sürecinde alacaklıların dikkat etmesi gereken hususlar arasında alacak kayıt başvurularının süresinde yapılması, alacaklılar toplantısına katılım, oy hakkının kullanılması ve konkordato projesinin dikkatle incelenmesi yer almaktadır. Alacaklılar, konkordato projesinin uygulanmaması veya borçlunun kötü niyetli davranması halinde konkordatonun feshini talep edebilmektedir. İcra ve iflas hukuku düzenlemelerinin tam metnine mevzuat.gov.tr üzerinden erişilebilmektedir.

İcra Takibinde Şikayet Yolları ve Hukuki Başvurular

İcra takibi sürecinde borçlu, alacaklı veya üçüncü kişilerin haklarının ihlal edilmesi halinde çeşitli hukuki başvuru yolları mevcuttur. İcra ve İflas Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca icra dairesinin kanuna aykırı işlemlerine karşı icra mahkemesine şikayet yoluna başvurulabilmektedir. Şikayet, icra işleminin öğrenildiği tarihten itibaren yedi gün içinde yapılmalıdır. Ancak kamu düzenine aykırı işlemler bakımından şikayet süresi bulunmamakta ve bu işlemler süresiz olarak şikayet konusu edilebilmektedir. İcra mahkemesinin şikayet üzerine vereceği kararlar, işlemin iptali, düzeltilmesi veya şikayetin reddi şeklinde olabilmektedir.

Haczedilmezlik şikayeti, borçlunun en sık başvurduğu şikayet türlerinden birini oluşturmaktadır. İİK m. 82'de sayılan haczedilemez mallar ve haklar, borçlunun asgari yaşam standardını korumak amacıyla düzenlenmiştir. Borçlunun ve ailesinin geçimi için zorunlu olan ev eşyaları, meslek ve sanat icrasına yarayan aletler, çiftçinin geçimi için zorunlu arazi ve üretim araçları haczedilememektedir. Emekli maaşı, engelli maaşı ve nafaka alacağı gibi sosyal nitelikteki ödemeler de haciz yasağı kapsamındadır. Bu mallara haciz konulması halinde borçlu, icra mahkemesine haczedilmezlik şikayetinde bulunarak haczin kaldırılmasını talep edebilmektedir.

İstihkak davası, haczedilen malın borçluya değil üçüncü bir kişiye ait olduğu iddiasına dayanan önemli bir hukuki başvuru yoludur. İİK m. 96-99 arasındaki maddeler, istihkak iddiası ve davasının usulünü düzenlemektedir. Haciz sırasında üçüncü kişi tarafından ileri sürülen istihkak iddiaları tutanağa geçirilmekte ve icra müdürü tarafından icra mahkemesine bildirilmektedir. İstihkak davası, malın haczedildiği tarihten itibaren yedi gün içinde açılmalıdır. Davanın kabul edilmesi halinde haciz kaldırılmakta ve mal üçüncü kişiye iade edilmektedir.

İcra takibinde menfi tespit ve istirdat davaları da borçlunun başvurabileceği hukuki yollar arasında yer almaktadır. Borçlu, borçlu olmadığını düşünüyorsa icra takibinden önce veya takip sürecinde menfi tespit davası açabilmektedir. Borcu ödedikten sonra ise borcun gerçekte var olmadığını kanıtlayarak ödediği miktarın iadesini talep eden istirdat davası açması mümkündür. Menfi tespit davasında mahkemece yüzde on beş oranında teminat karşılığında icra takibinin durdurulmasına karar verilebilmektedir. İcra hukuku başvuru yollarına ilişkin düzenlemelerin tam metnine mevzuat.gov.tr üzerinden ulaşılabilmektedir.

İcra Takibinde Uzlaşma ve Yapılandırma Seçenekleri

İcra takibi sürecinde tarafların uzlaşma yoluyla uyuşmazlığı çözmeleri, hem borçlu hem de alacaklı açısından önemli avantajlar sağlamaktadır. Alacaklı, borçluyla doğrudan müzakere ederek borcun taksitlendirilmesi veya belirli bir indirimle ödenmesi konusunda anlaşmaya varabilmektedir. İİK m. 111 uyarınca borçlu, taksitle ödeme taahhüdünde bulunabilmekte ve taahhüdün kabul edilmesi halinde haciz işlemleri durdurulmaktadır. Taahhüdün yerine getirilmemesi ise tazyik hapsi yaptırımını beraberinde getirmektedir.

Borç yapılandırma protokolleri, icra takibinin her aşamasında düzenlenebilmektedir. Taraflar arasında yapılacak yapılandırma anlaşmasında ödeme planı, faiz hesabı, teminat şartları ve temerrüt koşulları açıkça belirlenmelidir. Yapılandırma anlaşmasının noter huzurunda düzenlenmesi, tarafların haklarının korunması açısından önem taşımaktadır. Anlaşma kapsamında borçlunun taksitlerini düzenli ödemesi halinde icra takibi askıya alınabilmekte ve tüm borç ödendikten sonra takip dosyası kapatılmaktadır.

Arabuluculuk ve alternatif uyuşmazlık çözüm yolları, icra takibine konu alacak uyuşmazlıklarında giderek daha sık kullanılmaktadır. Ticari alacak uyuşmazlıklarında dava şartı arabuluculuk uygulaması bulunmakta olup tarafların dava açmadan önce arabulucuya başvurması zorunludur. Arabuluculuk sürecinde tarafların uzlaşmaya varması halinde düzenlenen anlaşma belgesi, ilam niteliğinde belge olarak kabul edilmekte ve doğrudan ilamlı icra takibine konu edilebilmektedir. Bu yol, yargılama sürecini beklemeksizin alacağın tahsil edilmesini sağlamaktadır.

Borçlunun ödeme güçlüğü içinde olması halinde başvurabileceği yasal koruma mekanizmaları da bulunmaktadır. İcra takibi sürecinde borçlunun haline münasip evinin haczedilememesi, maaşının belirli bir oranının korunması ve meslek aletlerinin haczedilememesi gibi güvenceler, borçlunun asgari yaşam standardını korumayı amaçlamaktadır. Bunun yanı sıra borçlu, borcunu bir defada ödeyememesi halinde icra müdürlüğüne başvurarak borcun taksitlendirilmesini talep edebilmektedir. Alacaklının taksitlendirme talebini kabul etmemesi halinde ise borçlunun yargısal yollara başvurması gerekmektedir. İcra ve iflas hukuku düzenlemelerine adalet.gov.tr üzerinden de erişilebilmektedir.

Sıkça Sorulan Sorular

İcra takibi nasıl başlatılır?

İcra takibi, alacaklının icra dairesine takip talebi sunmasıyla başlar. Takip talebinde alacaklı ve borçlunun kimlik bilgileri, alacak tutarı, faiz oranı ve alacağın dayanağı belirtilir. İcra dairesi borçluya ödeme emri gönderir ve borçlu yedi gün içinde itiraz etmez veya borcunu ödemezse haciz aşamasına geçilir.

İcra takibine itiraz edilirse ne olur?

Borçlunun ödeme emrine itiraz etmesi halinde icra takibi durur. Alacaklının takibe devam edebilmesi için itirazın iptali davası (bir yıl içinde) veya itirazın kaldırılması (altı ay içinde) yoluna başvurması gerekmektedir. İtirazın haksız bulunması halinde borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilir.

Maaş haczi oranı ne kadardır?

İcra İflas Kanunu'na göre borçlunun maaşının en fazla dörtte biri haczedilebilir. Birden fazla alacaklı bulunması halinde dahi toplam kesinti maaşın dörtte birini aşamaz. Asgari ücretin altında kalan maaşlarda bu oran daha düşük olabilir.

Hangi mallar haczedilemez?

Borçlunun haline münasip evi, lüzumlu ev eşyaları, meslek ve sanat icra etmesi için zorunlu aletleri, çiftçinin zorunlu tarım araç gereçleri haczedilemez. Ayrıca emekli maaşı (muvafakat olmadıkça), nafaka alacakları ve öğrenci bursları da hacizden muaftır.

İcra inkar tazminatı nedir?

Borçlunun haksız yere itiraz ederek alacaklının alacağına kavuşmasını geciktirmesi halinde hükmedilen tazminattır. İtirazın iptali davasında borçlu aleyhine alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilir.

Konkordato nedir ve nasıl başvurulur?

Konkordato, borçlunun borçlarını yeniden yapılandırarak alacaklılarıyla anlaşmasını sağlayan hukuki bir süreçtir. Borçlu, asliye ticaret mahkemesine konkordato ön projesi ve mali belgelerle başvurarak geçici mühlet talep eder. Mühlet süresince icra takipleri durur.

Yasal Uyarı: Bu makale Mart 2026 tarihi itibarıyla güncel mevzuat bilgilerine dayanmaktadır. İcra ve iflas hukukuna ilişkin düzenlemeler kanun değişiklikleriyle güncellenebilir. Güncel mevzuat için mevzuat.gov.tr ve adalet.gov.tr adreslerini takip edebilirsiniz. Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.
Tüm Makaleler

Hukuki Surecte Profesyonel Destek

Turk hukuk sisteminde usul kurallarina tam uyum gerektiren karmasik yapilar mevcuttur. Dilekcelerin yasal sureler icinde dogru mahkemeye eksiksiz icerikle sunulmasi, delillerin hukuka uygun bicimde toplanmasi ve dosyaya eklenmesi, durusmalarda etkin savunma yapilmasi — tum bu adimlar hem teknik bilgi hem de deneyim gerektirir. Itiraz sureleri son derece kisitlidir: icra takibine itiraz icin 7 gun, istinaf icin 2 hafta, temyiz icin 2 hafta gibi sureler gecikmeksizin hareket edilmesini zorunlu kilar.

Turk yargi teskilati uc dereceli bir yapiya sahiptir: Ilk derece mahkemeleri, istinaf mahkemeleri (Bolge Adliye Mahkemeleri) ve Yargitay. 2016 yilinda hayata gecirilen istinaf sistemi hem temyiz yukunu azaltmis hem de davalarin daha hizli sonuclanmasina katki saglamistir. Anayasa Mahkemesi bireysel basvuru yolu ise 2012'den bu yana vatandaslarin temel haklarini ic hukuk yollarini tukettikten sonra Anayasa duzeyinde koruma altina almasina imkan tanimaktadir.

Arabuluculuk kurumu, 2018'den itibaren is hukuku uyusmazliklarinda, 2019'dan itibaren ticari davalarda, 2023'ten itibaren ise kira ve tahliye uyusmazliklarinda dava acmanin on kosulu haline gelmistir. Zorunlu arabuluculuk, taraflarin mahkemeye gitmeden once bir arabulucu araciligiyyla uzlasma imkanini degerlendirmesini saglar. Arabuluculuk sonucunda varilan anlasma mahkeme karari niteligindedir.

Zamanasimu sureleri, hak kayiplarinin en yaygin nedenlerinden biridir. Alacak davalarinda genel zamanasimu 10 yil olmakla birlikte, is hukuku alacaklari icin 5 yil, trafik kazasi tazminati icin yaralamalı davalarda 8 yil, olumlu davalarda 15 yil gibi ozel sureler uygulanmaktadir. Sure hesaplamasi olayin ogrenilmesi veya gerceklesmesine bagli olarak degiskenlik gosterebilir.

Delil toplama surecinde hukuka aykiri yollarla elde edilen deliller mahkemede kabul gormez. Dijital delillerin (ekran goruntusu, mesaj kayitlari, e-posta) usulune uygun bicimde noter araciligi ile ya da bilirkisi raporu ile tespitinin yaptirilmasi delil gecerliligi acisindan buyuk onem tasir. Elektronik deliller gunumuzde giderek daha fazla onem kazanmakta olup UYAP sistemi uzerinden dava takibi ve dilekce gonderimi gibi islemler elektronik ortamda gerceklestirilmektedir.

Istanbul'da Hukuki Hizmetler

Istanbul Turkiye'nin ekonomik ve hukuki merkezi olarak ulkedeki davalarin buyuk bolumune ev sahipligi yapmaktadir. Anadolu ve Avrupa yakasindaki mahkemeler farkli yargi cevrelerine sahip olup yerel prosedurler ve ictihat birikimi acisindan belirli farkliliklar gosterebilir. Bu nedenle Istanbul'da yerel deneyimi bulunan bir avukatla calismak sureclerin hizli ve etkin yurutulmesi bakimindan kritik onem tasir.

Buromuz Acibadem Mahallesi Kadikoy'de konusllanmis olup Anadolu yakasinin tum mahkemelerine yakin mesafededir. Muvekkillerin farkli bolgelerdeki uyusmazliklari icin Istanbul'un her iki yakasinda aktif dava takibi yapilmaktadir. Aile hukuku, miras hukuku, gayrimenkul hukuku, ceza hukuku, is hukuku ve ticaret hukuku basta olmak uzere pek cok alanda kapsamli hizmet sunulmaktadir.

Turkiye'de avukatlik meslegi 1136 sayili Avukatlik Kanunu cercevesinde duzenlenmektedir. Avukatlar bagli olduklari baro tarafindan sicile kayit yaptirarak meslegi icra eder. Muvekkiller avukatlarinin baro sicil numarasini ilgili baro uzerinden sorgulayabilir. Vekalet iliskisi noterden duzenlenen vekaletname ile kurulur. Gizlilik ilkesi avukat-muvekkil iliskisinin temel guvencesidir.

Avukatlik ucretleri Turkiye Barolar Birligi tarafindan her yil yayimlanan Asgari Ucret Tarifesi esas alinarak belirlenir. Taraflar bu tarifenin uzerinde serbestce anlasabilir ancak altinda ucret kararlastirilamaz. Davanin kazanilmasi halinde karsi tarafa yargilama giderleri ve vekalet ucreti yukletilmektedir.

Sadaret Hukuk ve Danismanlik olarak muvekkillerimize her asamada hukuki rehberlik sunuyor dava stratejisini titizlikle belirliyor ve haklarinizi en etkin bicimde savunuyoruz. Ilk gorusme icin bugun iletisime gecin: +90 531 500 03 76 veya WhatsApp. Ilgili mevzuata mevzuat.gov.tr uzerinden ulasabilirsiniz.