Boşanma sürecinde en çok tartışılan konuların başında mal paylaşımı gelmektedir. Evlilik birliği süresince eşlerin edindikleri malvarlığı değerlerinin boşanma sonrasında nasıl paylaştırılacağı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (mevzuat.gov.tr) 202 ila 281. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Mal paylaşımı hukuku, hem maddi hem duygusal boyutlarıyla taraflar açısından son derece önemli sonuçlar doğurmaktadır. Bu rehberde, edinilmiş mallara katılma rejiminden mal rejimi sözleşmesine, katılma alacağından değer artış payına kadar tüm konuları detaylı biçimde ele alacağız.
Türk hukukunda 01.01.2002 tarihinden itibaren yürürlüğe giren yeni Medeni Kanun ile yasal mal rejimi olarak edinilmiş mallara katılma rejimi kabul edilmiştir. Bu tarihten önce ise mal ayrılığı rejimi geçerliydi. Bu geçiş dönemi, özellikle uzun süreli evliliklerin sona ermesinde farklı dönemler için farklı kuralların uygulanması sonucunu doğurmaktadır. Tarafların haklarını tam olarak anlayabilmesi için öncelikle mal rejimi kavramını ve türlerini bilmesi gerekmektedir.
Mal paylaşımı davası, boşanma davasından bağımsız olarak açılan ayrı bir davadır. Boşanma kararının kesinleşmesi, mal paylaşımı davasının ön koşulunu oluşturmaktadır. Ancak uygulamada boşanma davası ile birlikte mal rejiminin tasfiyesi davası da açılabilmekte ve bu dava, boşanma kararının kesinleşmesinin ardından karara bağlanmaktadır. Mal paylaşımı sürecinin doğru yönetilmesi, tarafların ekonomik geleceğini doğrudan etkilemektedir.
Bu rehber, boşanma sürecinde mal paylaşımına ilişkin temel kavramları, hesaplama yöntemlerini, dava sürecini ve dikkat edilmesi gereken hususları kapsamlı biçimde açıklamayı amaçlamaktadır. Özellikle gayrimenkul, şirket hisseleri, banka hesapları ve araçlar gibi farklı malvarlığı değerlerinin paylaşım esasları ayrı ayrı incelenecektir.
Mal Rejimi Kavramı ve Türleri
Mal rejimi, evlilik birliği süresince eşlerin malvarlığı değerleri üzerindeki hak ve yükümlülüklerini düzenleyen kurallar bütünüdür. Türk Medeni Kanunu'nun 202. maddesi uyarınca, eşler arasında yasal mal rejimi olarak edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. Eşler, evlenmeden önce veya evlilik süresince bir mal rejimi sözleşmesi yaparak farklı bir mal rejimini seçme hakkına sahiptir. Kanunda öngörülen mal rejimleri şunlardır: edinilmiş mallara katılma rejimi, mal ayrılığı rejimi, paylaşmalı mal ayrılığı rejimi ve mal ortaklığı rejimi.
Edinilmiş mallara katılma rejimi, Türk hukukunda en yaygın uygulanan rejimdir. Bu rejimde her eş, kendi kişisel mallarının mülkiyetini ve yönetimini korurken, evlilik süresince edinilmiş malların tasfiyesinde diğer eşe katılma alacağı hakkı tanınmaktadır. Rejimin temel mantığı, evlilik birliğinin ekonomik bir ortaklık olduğu ve eşlerin birlikte ürettikleri değerin paylaşılması gerektiği düşüncesine dayanmaktadır.
Mal ayrılığı rejiminde ise her eş kendi malvarlığının sahibidir ve boşanma halinde herhangi bir paylaşım söz konusu olmaz. Bu rejim, genellikle ticaretle uğraşan veya yüksek malvarlığına sahip kişiler tarafından tercih edilmektedir. Ancak 2002 öncesi dönemde yasal mal rejimi olan mal ayrılığı rejimi, özellikle çalışmayan eşlerin mağduriyetine yol açtığı gerekçesiyle eleştirilmiş ve yeni kanunla değiştirilmiştir.
Paylaşmalı mal ayrılığı rejimi, mal ayrılığı ile edinilmiş mallara katılma rejimi arasında bir orta yol niteliğindedir. Bu rejimde eşler, evlilik süresince kendi mallarının yönetim ve tasarruf hakkını korurken, boşanma halinde aile konutu ve ev eşyası bakımından paylaşım yapılmaktadır. Mal ortaklığı rejimi ise eşlerin malvarlıklarının tamamını veya bir kısmını ortak mal olarak kabul ettikleri rejim türüdür. Uygulamada bu son iki rejim oldukça nadir tercih edilmektedir.
Edinilmiş Mal ve Kişisel Mal Ayrımı
Edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanmasında en kritik aşama, malvarlığı değerlerinin edinilmiş mal mı yoksa kişisel mal mı olduğunun belirlenmesidir. Bu ayrım, mal paylaşımının temelini oluşturmaktadır. Türk Medeni Kanunu'nun 219. maddesi edinilmiş malları, 220. maddesi ise kişisel malları tanımlamaktadır. Edinilmiş mal, her eşin mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir.
Kanun, edinilmiş malları beş ana başlık altında saymıştır. Bunlar; çalışma karşılığı elde edilen kazançlar, sosyal güvenlik veya sosyal yardım kuruluşlarından yapılan ödemeler, çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar, kişisel malların gelirleri ve edinilmiş mallar yerine geçen değerlerdir. Örneğin bir eşin maaşı, ikramiyesi, prim ödemeleri edinilmiş mal niteliğindedir. Aynı şekilde evlilik süresince alınan bir gayrimenkul, kredi ile satın alınan bir araç veya banka hesabındaki birikim de edinilmiş mal olarak kabul edilmektedir.
Kişisel mallar ise paylaşıma konu olmayan malvarlığı değerleridir. Kanun kişisel malları da beş başlık altında düzenlemiştir: eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya, mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan malvarlığı değerleri, miras yoluyla elde edilen mallar, karşılıksız kazandırma yoluyla elde edilen mallar ve kişisel mallar yerine geçen değerlerdir. Evlenmeden önce alınan bir ev, aileden miras kalan bir arazi veya bir yakından bağış yoluyla alınan bir araç kişisel mal sayılmaktadır.
Uygulamada edinilmiş mal ile kişisel mal ayrımının yapılması her zaman kolay olmamaktadır. Özellikle bir malın hem kişisel hem edinilmiş kaynaklarla elde edilmesi durumunda karma nitelikli malvarlığı değerleri ortaya çıkmaktadır. Örneğin bir eşin evlilik öncesi birikimiyle peşinatını ödediği ancak evlilik süresince kredi taksitlerini birlikte ödedikleri bir gayrimenkul söz konusu olduğunda, kişisel ve edinilmiş kısımların ayrıştırılması gerekmektedir. Kanunun 222. maddesi, bir malın kişisel mal olduğunu iddia eden eşe ispat yükümlülüğü yüklemektedir; ispat edilemeyen malvarlığı değerleri edinilmiş mal olarak kabul edilmektedir.
Artık Değer Hesabı ve Katılma Alacağı
Artık değer, edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinde hesaplanan ve katılma alacağının temelini oluşturan değerdir. Türk Medeni Kanunu'nun 231. maddesi uyarınca, her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktar o eşin artık değerini oluşturur. Artık değerin yarısı üzerinde diğer eş alacak hakkına sahiptir; bu hak katılma alacağı olarak adlandırılmaktadır.
Artık değer hesabında öncelikle her eşin edinilmiş mallarının eksiksiz tespiti yapılmalıdır. Bu tespit sırasında malvarlığının mal rejiminin sona erdiği andaki sürüm değeri esas alınır. Mal rejimi, boşanma davasının açıldığı tarihte sona erer. Dolayısıyla bu tarih itibarıyla mevcut edinilmiş malların değeri belirlenir. Gayrimenkullerde bilirkişi raporu, araçlarda kasko değeri, banka hesaplarında hesap ekstreleri ve şirket hisselerinde mali müşavir raporu değerleme araçları olarak kullanılmaktadır.
Artık değer hesabında eklenecek değerler de bulunmaktadır. TMK 229. maddesi uyarınca, eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalar, bir eşin mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak amacıyla yaptığı devirler ve kişisel mallara ilişkin borçların edinilmiş mallardan karşılandığı tutarlar artık değere eklenir. Bu düzenleme, eşlerden birinin mal kaçırma amacıyla malvarlığını devretmesini önlemeyi amaçlamaktadır.
Katılma alacağının hesaplanmasında somut bir örnek vermek gerekirse: Eşlerden birinin edinilmiş mallarının toplam değeri 2.000.000 TL, bu mallara ilişkin borçları ise 400.000 TL olsun. Artık değer 1.600.000 TL olarak hesaplanır. Diğer eşin katılma alacağı bu miktarın yarısı olan 800.000 TL olacaktır. Ancak hesaplamada dikkate alınması gereken denkleştirme işlemleri, eklenecek değerler ve ispat sorunları nedeniyle gerçek hesaplama çok daha karmaşık olabilmektedir. Mahkeme genellikle bu hesaplamalar için bilirkişi incelemesi yaptırmaktadır.
Değer Artış Payı Alacağı
Değer artış payı, edinilmiş mallara katılma rejiminde katılma alacağından farklı ve bağımsız bir alacak türüdür. TMK 227. maddesi uyarınca, eşlerden birinin diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiçbir karşılık almaksızın veya uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunması halinde, tasfiye sırasında bu malda meydana gelen değer artışı oranında alacak hakkı doğmaktadır. Bu alacak, kişisel mallara yapılan katkılar için de geçerlidir.
Değer artış payının hesaplanmasında katkının yapıldığı andaki değer ile tasfiye anındaki değer arasındaki oran esas alınır. Örneğin bir eş, diğer eşin kişisel malı olan bir gayrimuluğun tadilatına 100.000 TL katkıda bulunmuş olsun. Tadilat sırasında gayrimuluğün değeri 500.000 TL, tasfiye anında ise 1.500.000 TL ise katkı oranı yüzde yirmi olarak hesaplanır. Bu durumda değer artış payı alacağı 1.500.000 TL'nin yüzde yirmisi olan 300.000 TL olacaktır.
Değer artış payı alacağında ispat yükümlülüğü katkıda bulunan eşe aittir. Katkının varlığı ve miktarı, banka dekontları, havale makbuzları, tanık beyanları ve diğer yazılı delillerle ispatlanabilir. Özellikle gayrimenkul alımlarında eşlerden birinin kişisel kaynaklarından yapılan ödemelerin belgelenmesi büyük önem taşımaktadır. Banka havalesi veya çek gibi yazılı deliller, nakit ödemelere göre ispat açısından çok daha güçlüdür.
Uygulamada değer artış payı alacağı en çok şu durumlarda karşımıza çıkmaktadır: Bir eşin miras olarak aldığı arsaya diğer eşin katkısıyla ev yapılması, bir eşin evlilik öncesi edindiği gayrimenkule diğer eşin kredi taksitlerini ödemesi, aile konutunun tadilatına yapılan katkılar ve bir eşin işletmesine diğer eşin emek veya sermaye katkısı sağlaması. Bu alacak, katılma alacağından bağımsız olarak talep edilebilir ve her iki alacağın birlikte istenmesi mümkündür.
Mal Rejimi Sözleşmesi ve Hukuki Boyutları
Mal rejimi sözleşmesi, eşlerin kanunda öngörülen yasal mal rejimi yerine başka bir mal rejimini seçmelerine veya yasal mal rejiminin bazı kurallarını değiştirmelerine olanak tanıyan bir sözleşmedir. TMK 203-205. maddeleri mal rejimi sözleşmesinin şekil ve içerik koşullarını düzenlemektedir. Sözleşme, noterde düzenleme veya onaylama biçiminde yapılmalıdır. Evlendirme memuru önünde de seçilen mal rejimi bildirilebilir; ancak detaylı düzenleme için noter şarttır.
Mal rejimi sözleşmesi evlilik öncesinde veya evlilik süresince her zaman yapılabilir. Sözleşmenin geçerlilik koşulları arasında tarafların ayırt etme gücüne sahip olması, iradelerin serbest biçimde açıklanması ve şekil koşuluna uyulması yer almaktadır. Kısıtlılık altındaki kişilerin mal rejimi sözleşmesi yapabilmesi için yasal temsilcilerinin rızası gerekmektedir.
Sözleşme ile eşler dört mal rejiminden birini seçebilirler. Bunun yanı sıra edinilmiş mallara katılma rejimini seçen eşler, sözleşme ile bazı özel düzenlemeler de yapabilirler. Örneğin bir mesleğin icrası veya işletmenin faaliyeti sebebiyle doğan edinilmiş malların kişisel mal sayılması kararlaştırılabilir. Ayrıca kişisel malların gelirlerinin edinilmiş mallara dahil edilmeyeceği de sözleşmede belirlenebilir. TMK 237. maddesi, artık değere katılma oranının sözleşmeyle değiştirilebileceğini öngörmektedir; ancak bu değişiklik ortak çocukların saklı paylarını ihlal edemez.
Uygulamada mal rejimi sözleşmesi genellikle ticari faaliyet yürüten eşler, yüksek malvarlığına sahip aileler veya ikinci evliliklerde tercih edilmektedir. Özellikle girişimci eşlerin şirket hisselerini korumak amacıyla mal ayrılığı rejimini seçtikleri görülmektedir. Ancak bu sözleşmenin aile hukukunun emredici kurallarına aykırı olamayacağı unutulmamalıdır. Aile konutuna ilişkin koruma hükümleri, hangi mal rejimi benimsenmiş olursa olsun geçerlidir.
Gayrimenkullerin Paylaşımı
Gayrimuluğler, boşanmada mal paylaşımının en tartışmalı ve değerli konularından biridir. Aile konutu, yazlık, arsa, tarla veya ticari gayrimuluğler gibi farklı türdeki taşınmazlar, edinilme zamanına ve kaynağına göre farklı hukuki değerlendirmelere tabi tutulmaktadır. Gayrimuluğün evlilik öncesinde mi yoksa evlilik süresince mi edinildiği, kişisel kaynaklarla mı yoksa edinilmiş mallarla mı alındığı, üzerinde ipotek veya başka yükümlülüklerin bulunup bulunmadığı gibi hususlar belirlenmektedir.
Evlilik süresince edinilen gayrimuluğler kural olarak edinilmiş mal sayılır ve paylaşıma tabidir. Gayrimuluğün tapu kaydının hangi eş adına olduğu, paylaşım açısından belirleyici değildir. Tek bir eş adına tapulu olsa bile, edinilmiş mal niteliğindeki gayrimukul paylaşıma dahildir. Burada paylaşım, gayrimuluğün fiziken bölünmesi anlamına gelmemektedir; katılma alacağı olarak parasal değer üzerinden hesaplanmaktadır. Gayrimuluğün mülkiyeti tapu malikinde kalmakta, diğer eş yalnızca alacak hakkına sahip olmaktadır.
Gayrimuluğün değerinin tespiti, mal paylaşımı davasının en önemli aşamalarından biridir. Mahkeme tarafından görevlendirilen bilirkişiler, gayrimuluğün piyasa değerini, emsal satışları, konumu, imar durumunu ve fiziksel özelliklerini dikkate alarak değerleme raporu hazırlamaktadır. Değerleme, mal rejiminin sona erdiği tarih olan boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla yapılmaktadır. Ancak tasfiye anında gayrimuluğün değerinde önemli bir artış veya azalış olmuşsa bu durum da dikkate alınabilmektedir.
Aile konutu, gayrimukul paylaşımında özel bir konuma sahiptir. TMK 194. maddesi, aile konutu üzerinde diğer eşin rızası olmadan tasarrufta bulunulmasını yasaklamaktadır. Boşanma sürecinde aile konutunun kime bırakılacağı, çocukların velayeti ve tarafların ekonomik durumu gibi etkenler değerlendirilerek karara bağlanmaktadır. Mahkeme, aile konutuna ilişkin tedbir kararı vererek boşanma süresince konutun satılmasını veya üzerinde tasarruf yapılmasını engelleyebilmektedir.
Şirket Hisselerinin ve Ticari İşletmelerin Paylaşımı
Şirket hisseleri ve ticari işletmeler, boşanmada mal paylaşımının en karmaşık konularından birini oluşturmaktadır. Evlilik süresince kurulan veya hisse edinilen şirketlerin değerlemesi, klasik malvarlığı değerlerine göre çok daha fazla uzmanlık gerektirmektedir. Şirketin türü, faaliyet alanı, mali yapısı, borçları, alacakları, maddi ve gayri maddi varlıkları değerlemenin unsurlarını oluşturmaktadır.
Evlilik süresince kurulan bir şirket veya edinilen şirket hisseleri edinilmiş mal niteliğindedir. Ancak şirketin evlilik öncesinde kurulmuş olması halinde yalnızca evlilik süresindeki değer artışı edinilmiş mal sayılmaktadır. Bu ayrımın yapılabilmesi için şirketin hem evlilik tarihindeki hem de boşanma dava tarihindeki değerinin tespiti gerekmektedir. Değer farkı, edinilmiş mal olarak katılma alacağı hesabına dahil edilmektedir.
Şirket değerlemesinde genellikle indirgenmiş nakit akımı yöntemi, emsal karşılaştırma yöntemi veya net aktif değer yöntemi kullanılmaktadır. Mahkeme, şirketin mali tablolarını, vergi beyannamelerini ve ticari defterlerini inceleterek bilirkişi raporu almaktadır. Özellikle aile şirketlerinde kayıt dışı gelirlerin bulunması veya mali tabloların gerçeği yansıtmaması durumlarında değerleme güçlükleri yaşanabilmektedir. Bu gibi durumlarda karşı tarafın mali delilleri sunması ve gerektiğinde adli bilişim incelemesi yaptırması önem kazanmaktadır.
Şirket hisselerinin paylaşımında önemli bir husus da paylaşımın şirketin işleyişini bozmaması gerektiğidir. Katılma alacağı, şirket hisselerinin devri şeklinde değil, parasal alacak olarak karşılanmaktadır. Bu yaklaşım, şirketin devamlılığını korurken diğer eşin ekonomik haklarını da güvence altına almaktadır. Ancak alacağın yüksek tutarlı olması halinde, borçlu eşe uygun bir ödeme planı verilebilmekte veya mahkeme tarafından taksitlendirme yapılabilmektedir.
Denkleştirme İşlemleri ve Hesap Sorumluluk Kuralları
Denkleştirme, edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinde mal grupları arasındaki değer aktarımlarının düzeltilmesini sağlayan bir mekanizmadır. TMK 230. maddesi uyarınca, bir eşin kişisel mallara ilişkin borçlarının edinilmiş mallardan veya edinilmiş mallara ilişkin borçlarının kişisel mallardan karşılanması halinde denkleştirme yapılmaktadır. Denkleştirmenin amacı, mal grupları arasındaki haksız değer transferlerini gidermek ve artık değerin doğru hesaplanmasını sağlamaktır.
Denkleştirme işlemlerinde en sık karşılaşılan durum, kişisel mal niteliğindeki paranın edinilmiş mal alımında kullanılmasıdır. Örneğin bir eş, miras yoluyla elde ettiği parayı evlilik süresince alınan bir gayrimukul için kullandığında, bu miktar denkleştirme yoluyla kişisel mallara iade edilir ve edinilmiş mallardan düşülür. Böylece kişisel malın edinilmiş mal gibi paylaşılması önlenmektedir.
Tersine bir denkleştirme de söz konusu olabilir. Edinilmiş mallardan kişisel mala yapılan katkı durumunda, bu tutar edinilmiş mallara eklenir. Örneğin bir eşin evlilik öncesi edindiği gayrimuluğün kredi taksitlerinin evlilik süresince edinilmiş mallardan ödenmesi halinde, ödenen taksit tutarları denkleştirme yoluyla edinilmiş mallara eklenmektedir.
Denkleştirme taleplerinde ispat yükümlülüğü, denkleştirme talep eden eşe aittir. Kişisel mal ile edinilmiş mal arasındaki değer aktarımlarının belgelenmesi büyük önem taşımaktadır. Banka hesap hareketleri, tapu kayıtları, miras belgeleri ve bağış sözleşmeleri gibi belgeler ispat aracı olarak kullanılabilmektedir. Mahkeme, tarafların sunduğu delilleri ve bilirkişi raporlarını birlikte değerlendirerek denkleştirme kararı vermektedir. Denkleştirme hesaplamaları oldukça teknik olup mali bilirkişilerin raporları tasfiye sürecinin ayrılmaz parçasıdır.
Mal Kaçırma ve Koruma Önlemleri
Boşanma sürecinde eşlerden birinin mal paylaşımından kaçınmak amacıyla malvarlığını azaltma girişimlerinde bulunması sıkça karşılaşılan bir durumdur. Malvarlığının üçüncü kişilere devredilmesi, muvazaalı satışlar yapılması, banka hesaplarının boşaltılması veya borç yaratılması gibi yöntemlerle mal kaçırma girişimleri görülmektedir. TMK 229. maddesi, bu tür işlemlere karşı koruma mekanizmaları öngörmektedir.
Kanun, mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan yapılan olağandışı karşılıksız kazandırmaların artık değere eklenmesini hükme bağlamıştır. Bunun yanı sıra, diğer eşin katılma alacağını azaltmak amacıyla yapıldığı ispat edilen devirlerde herhangi bir süre sınırlaması bulunmamaktadır. Yani eşlerden biri, evliliğin herhangi bir döneminde mal kaçırma amacıyla işlem yapmışsa, bu işlem tasfiyede dikkate alınacaktır.
Mal kaçırma riskine karşı alınabilecek koruma önlemlerinin başında ihtiyati tedbir talebi gelmektedir. Boşanma davasının açılmasıyla birlikte veya dava açılmadan önce mahkemeden, taşınmazlara üzerine satış yasağı şerhi konulması, banka hesaplarına bloke konulması veya araçların devir yasağına alınması talep edilebilir. Mahkeme, talebi haklı bulduğu takdirde bu tedbirleri derhal uygulamaya koyabilmektedir.
Muvazaalı işlemlerin tespitinde çeşitli deliller kullanılabilmektedir. Satış bedelinin rayiç değerin çok altında olması, alıcının satıcıyla yakın akraba veya arkadaş olması, satışın boşanma sürecine yakın bir tarihte yapılması ve satış bedelinin akıbetinin açıklanamaması gibi olgular muvazaa karinesi olarak değerlendirilmektedir. Mahkeme, gerekli gördüğünde tapu kayıtları, banka hesapları ve ticari defterler üzerinde inceleme yaptırabilmektedir.
Mal Paylaşımı Davasında Usul ve Süreç
Mal paylaşımı davası, boşanma davasından bağımsız bir dava olup aile mahkemesinde görülmektedir. Davanın açılabilmesi için boşanma kararının kesinleşmiş olması gerekmektedir. Ancak uygulamada boşanma davasıyla birlikte mal rejiminin tasfiyesi davası da açılabilmekte ve mahkeme, boşanma kararının kesinleşmesini bekledikten sonra tasfiye davasını karara bağlamaktadır. Zamanaşımı süresi, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren on yıldır.
Davada görevli mahkeme aile mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise mal rejiminin ölümle sona ermesi halinde ölenin son yerleşim yeri, boşanmaya bağlı olarak açılan davalarda ise boşanma davasına bakmaya yetkili olan mahkemedir. Dava, dilekçe ile açılmakta ve dilekçede talep edilen mal rejimi alacağının türü ve miktarı belirtilmektedir. Belirsiz alacak davası olarak açılması da mümkündür; bu durumda dava sürecinde yapılacak değerleme sonucuna göre talep artırılabilmektedir.
Dava sürecinde mahkeme, tarafların malvarlıklarının tespiti için kapsamlı bir araştırma yapmaktadır. Tapu müdürlüklerinden gayrimukul sorgulaması, bankalardan hesap bilgileri, trafik tescil müdürlüklerinden araç sorgulaması ve ticaret sicilinden şirket bilgileri celp edilmektedir. Taraflar da kendi delillerini sunmakta ve karşı tarafın beyanlarına itiraz edebilmektedir. Bilirkişi incelemesi, özellikle gayrimukul ve şirket değerlemesinde zorunlu olarak yapılmaktadır.
Dava süresi, dosyanın karmaşıklığına, delil durumuna ve mahkemenin iş yüküne göre değişmekle birlikte genellikle bir ile üç yıl arasında sürmektedir. Karmaşık ticari değerlemelerin bulunduğu, çok sayıda malvarlığı değerinin tespitinin gerektiği davalarda süre daha da uzayabilmektedir. Mahkeme kararına karşı istinaf ve ardından temyiz kanun yolu açıktır. Bölge adliye mahkemesi ve ardından gerektiğinde Yargıtay incelemesi yapılmaktadır.
01.01.2002 Öncesi ve Sonrası Dönem Ayrımı
Türk hukukunda mal paylaşımına ilişkin en önemli tarih olan 01.01.2002, yeni Türk Medeni Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihtir. Bu tarihten önce yasal mal rejimi olarak mal ayrılığı rejimi uygulanmaktaydı; bu tarihten itibaren ise edinilmiş mallara katılma rejimi yasal mal rejimi olarak kabul edilmiştir. Bu geçiş, özellikle 2002 öncesinden başlayıp sonrasında devam eden evliliklerde önemli sonuçlar doğurmaktadır.
2002 öncesi dönemde geçerli olan mal ayrılığı rejiminde, her eş yalnızca kendi adına kayıtlı malların sahibiydi. Bu durum, özellikle gelir getirici bir işte çalışmayan ve ev işleriyle ilgilenen eşlerin boşanma sonrasında ekonomik açıdan son derece dezavantajlı konuma düşmesine neden olmaktaydı. Tapu kaydı kimin adına ise mal ona ait sayılmakta ve diğer eşin katkısı göz ardı edilmekteydi. Bu haksızlığı gidermek için yargı içtihatlarıyla katkı payı alacağı kavramı geliştirilmiştir.
2002 öncesi dönem için katkı payı alacağı talep edilebilir. Katkı payı alacağında, bir eşin diğer eşin edindiği malvarlığına yaptığı maddi katkının ispatlanması gerekmektedir. Bu katkı, para, emek veya başka bir şekilde olabilir. Ancak katkı payı alacağında, edinilmiş mallara katılma rejimindeki gibi otomatik bir yarı yarıya paylaşım söz konusu değildir; katkının miktarı ispat edilmeli ve bu miktar oranında alacak hesaplanmalıdır.
Uzun süreli evliliklerin sona ermesinde iki dönemin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. 2002 öncesi dönem için katkı payı alacağı, 2002 sonrası dönem için ise katılma alacağı hesaplanmaktadır. Her iki dönem için ayrı hesaplama yapılması ve farklı kuralların uygulanması, tasfiye sürecini oldukça karmaşık hale getirmektedir. Mahkeme, bilirkişi incelemesi yaptırarak her iki dönem için ayrı ayrı hesaplama yapılmasını sağlamaktadır.
Ziynet Eşyaları ve Düğün Takılarının Paylaşımı
Ziynet eşyaları ve düğün takıları, Türk toplumunda boşanma davalarının en çok tartışılan konularından biridir. Altın, bilezik, kolye, yüzük ve diğer değerli takılar, genellikle düğünde takılan ve geline hediye edilen malvarlığı değerleridir. Yargıtay içtihatlarına göre, kadına takılan ziynet eşyaları kural olarak kadının kişisel malı sayılmaktadır. Bu kural, takıları kimin taktığından bağımsız olarak geçerlidir.
Erkeğe takılan takılar konusunda ise farklı değerlendirmeler yapılmaktadır. Erkeğe takılan takıların erkekte kalacağına dair bir karine bulunmamaktadır; bu takıların akıbeti, tarafların anlaşmasına veya mahkeme kararına göre belirlenmektedir. Ancak örf ve adete göre erkeğe takılan takıların düğün masraflarına harcanması amacıyla takıldığı kabul edildiği durumlarda farklı sonuçlar ortaya çıkabilmektedir.
Ziynet eşyalarının iadesi davasında ispat yükümlülüğü büyük önem taşımaktadır. Ziynet eşyalarının varlığının ve karşı tarafta kaldığının ispatlanması gerekmektedir. Düğün fotoğrafları ve videoları, kuyumcu faturaları, tanık beyanları ve düğün davetiye listesi gibi deliller kullanılabilmektedir. Ziynet eşyalarının evlilik süresinde harcanıp harcanmadığı da önemli bir meseledir. Eşlerin ortak rızasıyla ziynet eşyalarının bozdurulup harcanması halinde, iade talebi reddedilebilmektedir.
Ziynet eşyalarının değerlendirilmesinde gram ağırlığı ve ayar bilgisi esas alınmaktadır. Mahkeme, ziynet eşyalarının dava tarihindeki piyasa değerini hesaplayarak aynen iade veya bedelinin tahsilini kararlaştırabilmektedir. Ziynet davası, mal paylaşımı davasından bağımsız olarak da açılabilir; ancak uygulamada her iki dava birlikte yürütülebilmektedir. Zamanaşımı süresi konusunda tartışmalar bulunmakla birlikte, genel zamanaşımı süresinin uygulanacağı kabul edilmektedir.
Banka Hesapları, Araçlar ve Diğer Malvarlığı Değerleri
Banka hesapları, boşanmada mal paylaşımında sıklıkla gündeme gelen malvarlığı değerlerindendir. Evlilik süresince biriken mevduatlar, yatırım hesapları, döviz hesapları ve katılım hesapları edinilmiş mal niteliğindedir. Banka hesaplarının tespiti için mahkeme, Türkiye Bankalar Birliği aracılığıyla tüm bankalardan hesap sorgulaması yaptırabilmektedir. Bu sorgulama, dava tarihindeki bakiyeyi ve hesap hareketlerini kapsamaktadır.
Araçlar da paylaşıma konu olan önemli malvarlığı değerlerindendir. Evlilik süresince edinilen araçlar edinilmiş mal sayılır ve paylaşıma dahildir. Aracın değerlemesinde kasko değeri veya piyasa rayiç değeri esas alınmaktadır. Birden fazla araç bulunması halinde her bir araç ayrı ayrı değerlenmektedir. Aracın trafik kaydının hangi eş adına olduğu, edinilmiş mal niteliğini değiştirmemektedir.
Bireysel emeklilik, hayat sigortası ve yatırım fonları gibi finansal ürünler de paylaşıma tabidir. Evlilik süresince ödenen bireysel emeklilik katkı payları ve bunların getirisi edinilmiş mal olarak değerlendirilmektedir. Hayat sigortası poliçelerinde birikmiş tutar ve getiri de aynı şekilde edinilmiş mal kapsamındadır. Bu tür finansal varlıkların tespiti için ilgili sigorta şirketleri ve portföy yönetim şirketlerinden bilgi talep edilmektedir.
Kripto varlıklar ve dijital yatırımlar, günümüzde mal paylaşımında yeni bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Evlilik süresinde edinilen kripto para birimleri ve dijital varlıklar da edinilmiş mal sayılmaktadır. Ancak bu varlıkların tespiti ve değerlemesi geleneksel malvarlığı değerlerine göre daha güçtür. Kripto borsalarından hesap bilgilerinin celp edilmesi, dijital cüzdan hareketlerinin incelenmesi ve değerleme tarihindeki piyasa fiyatlarının belirlenmesi gerekmektedir. Bu alanda bilirkişi incelemesi büyük önem taşımaktadır.
Anlaşmalı Boşanmada Mal Paylaşımı
Anlaşmalı boşanma, TMK 166/3 maddesi uyarınca eşlerin boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu hakkında anlaşmaya varmaları halinde başvurabilecekleri bir boşanma türüdür. Anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı, tarafların serbest iradeleriyle belirledikleri koşullar çerçevesinde gerçekleşmektedir. Anlaşmalı boşanma protokolü, mal paylaşımına ilişkin hükümleri de içermektedir.
Anlaşmalı boşanma protokolünde mal paylaşımına ilişkin düzenlemeler detaylı ve açık olmalıdır. Hangi malın kime ait olacağı, katılma alacağından karşılıklı olarak vazgeçilip geçilmediği, gayrimuluğlerin devir koşulları ve varsa taksitli ödeme planı protokolde yer almalıdır. Protokolün mahkeme tarafından uygun bulunması gerekmektedir; mahkeme, taraflardan birinin açıkça aleyhine olan düzenlemeleri onaylamayabilir.
Anlaşmalı boşanmada dikkat edilmesi gereken önemli bir husus, protokolde yer alan mal paylaşımı düzenlemelerinin bağlayıcılığıdır. Protokol, mahkeme tarafından onaylandıktan sonra kesinleşir ve tarafları bağlar. Ancak irade sakatlığı halleri olan hile, tehdit veya yanılma durumlarında protokolün iptali talep edilebilir. Bu nedenle protokolün hazırlanması sırasında tüm malvarlığı değerlerinin eksiksiz olarak tespit edilmesi ve değerlenmesi büyük önem taşımaktadır.
Uygulamada anlaşmalı boşanma protokollerinde sıklıkla tarafların karşılıklı olarak mal rejimi alacağından vazgeçtiği görülmektedir. Bu durum, çekişmeli bir mal paylaşımı davasının uzun ve yıpratıcı sürecinden kaçınma amacıyla tercih edilmektedir. Ancak her iki tarafın da malvarlığı durumunu tam olarak bilmesi ve bilinçli bir vazgeçme yapması gerekmektedir. Malvarlığının gizlenmesi veya eksik beyan edilmesi halinde, sonradan ek dava açılması riski bulunmaktadır.
Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminin Temel İlkeleri
Edinilmiş mallara katılma rejimi, 1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ile yasal mal rejimi olarak kabul edilmiştir. Bu rejimde her eşin kişisel malları ve edinilmiş malları olmak üzere iki ayrı mal grubu bulunmaktadır. Edinilmiş mallar, evlilik süresince eşlerin karşılığını vererek elde ettiği mallardır ve mal rejiminin tasfiyesinde paylaşıma konu olmaktadır. Kişisel mallar ise evlilik öncesi edinilen mallar, miras yoluyla kazanılan mallar, karşılıksız kazandırmalar ve kişisel kullanıma yarayan eşyalar olup paylaşım dışında kalmaktadır. Bu ayrımın doğru yapılması, mal paylaşımı davasının sonucunu doğrudan belirlemektedir.
Edinilmiş mal kavramı, TMK'nın 219. maddesinde detaylı biçimde tanımlanmıştır. Çalışmanın karşılığı olan edimler, sosyal güvenlik veya sosyal yardım kuruluşlarının yaptığı ödemeler, çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar, kişisel malların gelirleri ve edinilmiş malların yerine geçen değerler edinilmiş mal olarak sayılmaktadır. Özellikle kişisel malların gelirlerinin edinilmiş mal sayılması, uygulamada sıklıkla tartışılan bir konudur. Evlilik öncesi alınan bir taşınmazın kira geliri, bu kuralın tipik bir uygulaması olarak evlilik süresince edinilmiş mal kapsamında değerlendirilmektedir.
Artık değer hesaplaması, edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinin özünü oluşturmaktadır. Her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar düşüldükten sonra kalan miktar artık değeri oluşturmaktadır. Artık değerin yarısı üzerinde diğer eşin alacak hakkı bulunmaktadır. Bu alacak, katılma alacağı olarak adlandırılmakta olup ayni bir hak değil, şahsi bir alacak niteliğindedir. Dolayısıyla katılma alacağı, belirli bir malın mülkiyetinin devri şeklinde değil, parasal bir alacak olarak talep edilmektedir.
Mal rejiminin tasfiyesinde eklenecek değerler de hesaba katılmaktadır. TMK'nın 229. maddesi uyarınca eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan olağan hediyeler dışında yapılan karşılıksız kazandırmalar, bir eşin mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler ve üçüncü kişi yararına yapılan benzeri kazandırmalar artık değere eklenmektedir. Bu düzenleme, mal kaçırma girişimlerinin önlenmesini amaçlamaktadır. Mevzuat Bilgi Sistemi üzerinden TMK'nın mal rejimi hükümlerine erişilebilmektedir.
Mal Paylaşımı Davasında Malvarlığının Tespiti ve Değerleme
Mal paylaşımı davasında en kritik aşamalardan biri, eşlerin malvarlığının eksiksiz olarak tespit edilmesidir. Taşınmazlar, araçlar, banka hesapları, yatırım hesapları, şirket hisseleri, altın ve mücevherler, emekli ikramiyesi ve bireysel emeklilik birikimleri gibi tüm malvarlığı değerleri tespit kapsamındadır. Malvarlığının gizlenmesi veya eksik beyan edilmesi, mal kaçırma olarak değerlendirilmekte ve ekleme hesabına tabi tutulmaktadır. Mahkeme, tarafların talebi üzerine bankalardan, tapu müdürlüklerinden, ticaret sicil müdürlüklerinden ve diğer kurumlardan bilgi ve belge isteyebilmektedir.
Gayrimenkullerin değerlemesi, mal paylaşımı davasının en tartışmalı konularından birini oluşturmaktadır. Değerleme, tasfiye tarihindeki sürüm değeri üzerinden yapılmakta olup alım tarihindeki değer esas alınmamaktadır. Bilirkişi heyeti, emsal satışları, taşınmazın konumunu, imar durumunu, yapı niteliğini ve piyasa koşullarını dikkate alarak değerleme yapmaktadır. Bilirkişi raporuna tarafların itiraz hakkı bulunmakta olup itiraz halinde ek rapor alınabilmekte veya farklı bir bilirkişi heyetine inceleme yaptırılabilmektedir. Değerleme tarihinin karar tarihine en yakın tarih olarak belirlenmesi, hakkaniyetin sağlanması açısından önem taşımaktadır.
Şirket hisselerinin ve ticari işletmelerin değerlemesi, özel uzmanlık gerektiren karmaşık bir süreçtir. Mali bilirkişiler tarafından yapılan değerlemede indirgenmiş nakit akımı yöntemi, emsal karşılaştırma yöntemi veya net aktif değer yöntemi kullanılmaktadır. Şirketin aktiflerinin, pasiflerinin, gelir-gider yapısının, piyasa değerinin ve gelecek nakit akımlarının analizi yapılmaktadır. Şirketin evlilik öncesinde kurulması halinde yalnızca evlilik süresindeki değer artışı paylaşıma tabi olmaktadır. Ortaklık payının devri yerine parasal alacak olarak ödeme yapılması, şirketin faaliyetinin sürdürülebilirliği açısından tercih edilen çözüm yoludur.
Banka hesapları ve yatırım portföylerinin tespiti, UYAP sistemi ve bankalar aracılığıyla gerçekleştirilmektedir. Mahkeme, tüm bankalara müzekkere yazarak eşlerin hesap hareketlerinin bildirilmesini talep edebilmektedir. Hesap hareketlerinin incelenmesi, mal kaçırma girişimlerinin tespit edilmesinde büyük önem taşımaktadır. Boşanma davası öncesinde yapılan büyük tutarlı para çekimleri, hesap transferleri ve yatırım işlemleri, ekleme hesabı kapsamında değerlendirilmektedir. Kripto varlıkların mal paylaşımında değerlendirilmesi de güncel bir hukuki tartışma konusu olup bu alandaki yargı uygulamaları gelişmektedir.
Değer Artış Payı ve Katkı Payı Alacağı
Değer artış payı alacağı, TMK'nın 227. maddesinde düzenlenmiş olup eşlerden birinin diğerinin malının edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunması halinde doğan alacaktır. Hesaplamada, malın edinilme anındaki katkı oranı belirlenmekte ve bu oran tasfiye anındaki değere uygulanmaktadır. Örneğin, bir eşin diğer eşin kişisel malı olan taşınmazın yenilenmesine yüzde otuz oranında katkıda bulunması halinde, tasfiye anındaki değerin yüzde otuzu değer artış payı alacağı olarak talep edilebilmektedir. İspat yükü, katkıda bulunan eşe ait olup banka kayıtları, dekontlar ve tanık beyanları ispat araçları arasındadır.
Katkı payı alacağı ise 1 Ocak 2002 tarihinden önce edinilen mallar için uygulanan bir alacak türüdür. Eski Medeni Kanun döneminde geçerli olan mal ayrılığı rejiminde, eşlerin diğer eşin malına katkısının tespiti ve karşılığının alınması katkı payı davası ile talep edilmekteydi. Katkı payı alacağında, katkının yapıldığı tarihteki değer esas alınmakta olup değer artışından pay alınması söz konusu olmamaktadır. Bu durum, değer artış payı alacağından farklı bir hesaplama yöntemi gerektirmektedir. Evliliğin 2002 öncesinde başlayıp sonrasında sona ermesi halinde, 2002 öncesi dönem için katkı payı, sonrası dönem için edinilmiş mallara katılma rejimi hükümleri uygulanmaktadır.
Aile konutu üzerindeki haklar, mal paylaşımı sürecinde özel bir öneme sahiptir. TMK'nın 194. maddesi uyarınca eşlerden biri, diğer eşin rızası olmadan aile konutu üzerinde tasarrufta bulunamamaktadır. Aile konutu şerhi, tapuya işlenerek taşınmazın üçüncü kişilere devri veya üzerinde sınırlı ayni hak kurulması engellenmektedir. Boşanma davasında aile konutunun kimin kullanacağı konusu da taraflar arasında uyuşmazlık yaratabilmektedir. Mahkeme, tedbir kararıyla aile konutunun kullanımına ilişkin düzenleme yapabilmektedir.
Mal paylaşımı davasında ihtiyati tedbir talep edilmesi, malvarlığı değerlerinin korunması açısından büyük önem taşımaktadır. Taşınmazlar üzerinde tasarruf yasağı, banka hesaplarında bloke, araçlarda satış yasağı ve şirket hisselerinde devir yasağı gibi tedbirler talep edilebilmektedir. Tedbir kararı, dava açıldığı anda veya dava sürecinde her aşamada talep edilebilmektedir. Tedbir talebinin gerekçeli olması ve somut delillerle desteklenmesi, kararın verilmesinde etkili olmaktadır. Adalet Bakanlığı resmi sitesinden aile mahkemelerinin yapısı ve iletişim bilgilerine ulaşılabilmektedir.
Mal Rejimi Sözleşmesi ve Alternatif Mal Rejimleri
Mal rejimi sözleşmesi, eşlerin yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi yerine başka bir mal rejimini seçmelerine olanak tanıyan bir sözleşmedir. TMK'nın 202. maddesi uyarınca eşler, mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı veya mal ortaklığı rejimlerinden birini seçebilmektedir. Mal rejimi sözleşmesinin geçerli olabilmesi için noterde düzenleme veya onaylama biçiminde yapılması zorunludur. Sözleşme, evlilik öncesinde veya evlilik süresince her zaman yapılabilmekte ve değiştirilebilmektedir. Mal rejimi sözleşmesinin varlığı, boşanma halinde mal paylaşımını doğrudan etkilemektedir.
Mal ayrılığı rejimi, her eşin kendi malını bağımsız olarak yönettiği ve tasarruf ettiği bir rejimdir. Bu rejimde edinilmiş mallara katılma rejimindeki gibi artık değer hesaplaması ve katılma alacağı söz konusu olmamaktadır. Her eş, kendi adına kayıtlı malların mülkiyet hakkına sahip olmakta ve boşanma halinde yalnızca kendi mallarını almaktadır. Mal ayrılığı rejimi, özellikle girişimci veya yüksek gelirli eşlerin malvarlıklarını koruma amacıyla tercih ettiği bir rejim olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak bu rejimde ekonomik açıdan daha güçsüz olan eşin korunması yetersiz kalabilmektedir.
Paylaşmalı mal ayrılığı rejimi, mal ayrılığı ile edinilmiş mallara katılma rejimi arasında karma bir özellik taşımaktadır. Bu rejimde her eş kendi malını yönetmekle birlikte, mal rejiminin sona ermesi halinde eşlerin paylı mülkiyetindeki mallar paylaştırılmakta ve aile konutu ile ev eşyaları üzerinde özel koruma sağlanmaktadır. Mal ortaklığı rejimi ise eşlerin mallarının büyük bölümünün ortaklık malı sayıldığı bir rejimdir. Ortaklık malları, eşlerin birlikte yönettiği ve birlikte tasarruf ettiği mallardan oluşmaktadır. Bu rejim uygulamada nadiren tercih edilmektedir.
Mal rejimi sözleşmesinin hazırlanmasında her iki eşin menfaatlerinin dengelenmesi büyük önem taşımaktadır. Sözleşmede, edinilmiş mallara katılma rejimi çerçevesinde bazı özel düzenlemeler de kararlaştırılabilmektedir. Örneğin, belirli malların edinilmiş mal sayılmayacağının veya artık değerin paylaşım oranının farklılaştırılmasının kararlaştırılması mümkündür. Ancak bu tür düzenlemelerin TMK'nın emredici hükümlerine aykırı olmaması gerekmektedir. Mal rejimi sözleşmesinin hazırlanmasında her iki eşin de tam bilgilendirilmesi ve iradelerinin serbestçe oluşması, sözleşmenin geçerliliğinin temel koşuludur.
Boşanma Türlerinin Mal Paylaşımına Etkisi
Anlaşmalı boşanma ve çekişmeli boşanma, mal paylaşımı sürecini farklı biçimlerde etkilemektedir. Anlaşmalı boşanmada taraflar, mal paylaşımı konusunda karşılıklı olarak anlaşarak protokol düzenlemektedir. Protokolde hangi malın kime ait olacağı, katılma alacağından vazgeçilip geçilmediği, gayrimenkullerin devir koşulları ve varsa taksitli ödeme planı yer almaktadır. Protokolün mahkeme tarafından uygun bulunması gerekmekte olup taraflardan birinin açıkça aleyhine olan düzenlemeler mahkeme tarafından onaylanmayabilmektedir. Anlaşmalı boşanma protokolünde mal paylaşımının açık ve tereddüte yer vermeyecek biçimde düzenlenmesi, ileride ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların önlenmesi açısından kritiktir.
Çekişmeli boşanmada mal paylaşımı, taraflar arasında anlaşma sağlanamaması halinde aile mahkemesinde ayrı bir dava olarak yürütülmektedir. Mal paylaşımı davası, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra açılabileceği gibi boşanma davasıyla birlikte de açılabilmektedir. Birlikte açılması halinde mahkeme, boşanma kararının kesinleşmesini bekleyerek mal paylaşımı davasını karara bağlamaktadır. Çekişmeli mal paylaşımı davaları, delil toplama, bilirkişi incelemesi ve tanık dinleme aşamaları nedeniyle uzun sürebilmektedir. İstanbul'da aile mahkemelerinin iş yükü göz önüne alındığında, davaların bir ile üç yıl arasında sürmesi olağandır.
Kusur durumunun mal paylaşımına etkisi, sıklıkla sorulan bir konudur. Edinilmiş mallara katılma rejiminde kural olarak kusur durumu mal paylaşımını etkilememektedir. Ancak TMK'nın 236. maddesinin ikinci fıkrası, zina veya hayata kast nedeniyle boşanma halinde hakimin, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebileceğini düzenlemektedir. Bu düzenleme istisnai nitelikte olup her boşanma davasında uygulanmamaktadır. Mahkeme, somut olayın koşullarını değerlendirerek hakkaniyete göre karar vermektedir.
Mal paylaşımı davasında zamanaşımı süresi, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren on yıldır. Bu süre içinde dava açılmaması halinde katılma alacağı hakkı zamanaşımına uğramaktadır. Zamanaşımı süresinin uzunluğuna rağmen, hakların korunması açısından mümkün olan en kısa sürede dava açılması tavsiye edilmektedir. Özellikle malvarlığı değerlerinin zamanla elden çıkarılması veya değer kaybetmesi riski göz önüne alındığında, erken davranmak büyük önem taşımaktadır. Mevzuat Bilgi Sistemi üzerinden Türk Medeni Kanunu'nun mal rejimine ilişkin hükümlerine erişilebilmektedir.
Sık Sorulan Sorular
Boşanmada mal paylaşımı nasıl yapılır?
Boşanmada mal paylaşımı, Türk Medeni Kanunu'nun 202-281. maddeleri kapsamında edinilmiş mallara katılma rejimi esas alınarak yapılmaktadır. Evlilik süresince edinilmiş nitelikteki mallar tespit edilir, bu mallara ilişkin borçlar düşülür ve kalan artık değer hesaplanır. Artık değerin yarısı diğer eşin katılma alacağını oluşturur. Mal paylaşımı davası, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra aile mahkemesinde açılmaktadır. Gayrimuluğler, araçlar, banka hesapları ve şirket hisseleri gibi tüm edinilmiş malvarlığı değerleri paylaşıma tabidir.
Evlilik öncesi alınan ev boşanmada paylaşılır mı?
Evlilik öncesi edinilen mallar kişisel mal sayılır ve kural olarak paylaşıma dahil edilmez. Ancak evlilik süresince bu mala yapılan katkılar değer artış payı olarak talep edilebilir. Örneğin evlilik öncesi alınan evin kredi taksitlerinin evlilik süresince ödenmesi halinde, ödenen taksitler oranında değer artış payı alacağı doğmaktadır. Ayrıca kişisel malın gelirleri de kural olarak edinilmiş mal sayılmaktadır.
Katılma alacağı davası ne zaman açılmalıdır?
Katılma alacağı davası, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra açılmalıdır. Davanın zamanaşımı süresi, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren on yıldır. Ancak hakların korunması açısından mümkün olan en kısa sürede dava açılması tavsiye edilmektedir. Boşanma davasıyla birlikte mal rejiminin tasfiyesi davası da açılabilir; bu durumda mahkeme, boşanma kararının kesinleşmesini bekleyerek tasfiye davasını karara bağlar.
Mal rejimi sözleşmesi nedir ve nasıl yapılır?
Mal rejimi sözleşmesi, eşlerin kanunda öngörülen yasal mal rejimi yerine başka bir mal rejimini seçmelerine olanak tanıyan bir sözleşmedir. Noterde düzenleme veya onaylama biçiminde yapılması zorunludur. Evlilik öncesinde veya evlilik süresince her zaman yapılabilir. Sözleşme ile mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı veya mal ortaklığı rejimi seçilebilir. Ayrıca edinilmiş mallara katılma rejimi çerçevesinde bazı özel düzenlemeler de kararlaştırılabilir.
Şirket hisseleri boşanmada nasıl paylaşılır?
Evlilik süresince kurulan veya edinilen şirket hisseleri edinilmiş mal sayılır. Şirketin evlilik öncesinde kurulması halinde ise yalnızca evlilik süresindeki değer artışı paylaşıma tabidir. Şirket değerlemesi mali bilirkişi tarafından yapılmakta olup indirgenmiş nakit akımı, emsal karşılaştırma veya net aktif değer yöntemleri kullanılmaktadır. Paylaşım, hisse devri şeklinde değil parasal alacak olarak gerçekleştirilmektedir.
Değer artış payı alacağı nedir ve nasıl hesaplanır?
Değer artış payı, eşlerden birinin diğerinin malına yaptığı karşılıksız katkı nedeniyle doğan alacaktır. TMK 227. maddesinde düzenlenmiştir. Hesaplamada katkının yapıldığı andaki oran esas alınır ve bu oran tasfiye anındaki değere uygulanır. Örneğin malın yüzde yirmisine katkıda bulunulmuşsa, tasfiye anındaki değerin yüzde yirmisi alacak olarak talep edilebilir. İspat yükü katkıda bulunan eşe aittir.