Boşanma Davası Rehberi 2026: Bilmeniz Gereken Her Şey

📅 20 Mart 2026 ⏱ 25 dk okuma ✍️ Sadaret Hukuk

Boşanma, evlilik birliğinin mahkeme kararıyla sona erdirilmesi olup Türk hukukunda 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 161 ila 184. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Boşanma davası, hem hukuki hem de duygusal açıdan zorlu bir süreç olup, tarafların haklarının korunması için doğru yönetilmesi büyük önem taşımaktadır.

Bu kapsamlı rehberde, 2026 yılı itibarıyla boşanma davasının tüm aşamalarını, boşanma nedenlerini, anlaşmalı ve çekişmeli boşanma süreçlerini, nafaka, velayet, mal paylaşımı ve tazminat konularını detaylı olarak ele alıyoruz. Aile hukuku alanında güvenilir bir kaynak olarak hazırlanan bu rehber, boşanma sürecine ilişkin merak edilen tüm soruları yanıtlamayı amaçlamaktadır.

Boşanma davası sürecinde hukuki destek almak, haklarınızın korunması ve sürecin etkin yönetimi açısından büyük önem taşımaktadır. Kadıköy merkezli büromuz, İstanbul genelinde aile hukuku alanında müvekkillerine kapsamlı hukuki destek sağlamaktadır.

Boşanma davasının sonuçları, tarafların ve varsa çocukların hayatını doğrudan etkilemektedir. Nafaka yükümlülükleri, velayet düzenlemeleri, mal paylaşımı ve tazminat talepleri boşanmanın en kritik sonuçları arasında yer almaktadır. Bu nedenle sürecin her aşamasında bilinçli ve doğru adımlar atmak, tarafların geleceği açısından belirleyici olmaktadır.

Boşanma Sebepleri: TMK 161-166

Türk Medeni Kanunu, boşanma sebeplerini özel ve genel sebepler olmak üzere iki ana kategoride düzenlemiştir. Özel boşanma sebepleri kanunda sınırlı sayıda belirlenmiş olup, bu sebeplerin varlığı halinde boşanmaya karar verilmesi hakimin takdirine bırakılmamıştır. Genel boşanma sebebi ise evlilik birliğinin temelinden sarsılmasıdır.

Özel boşanma sebepleri arasında zina (TMK m.161), hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış (TMK m.162), suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme (TMK m.163), terk (TMK m.164) ve akıl hastalığı (TMK m.165) yer almaktadır. Her bir özel boşanma sebebinin kanunda belirlenmiş koşulları ve dava açma süreleri bulunmaktadır.

Genel boşanma sebebi olan evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m.166), uygulamada en sık başvurulan boşanma nedenidir. Bu sebebin kabul edilebilmesi için evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede sarsılmış olması gerekmektedir. Şiddetli geçimsizlik, güven sarsıcı davranışlar, ekonomik şiddet, ilgisizlik ve sadakatsizlik bu kapsamda değerlendirilebilen örneklerdir.

Boşanma sebebinin ispat yükü davacıya aittir. Davacı, boşanma nedenlerini tanık beyanları, yazılı belgeler, mesajlaşma kayıtları, sosyal medya paylaşımları, banka kayıtları ve diğer delillerle ispat etmelidir. Delillerin hukuka uygun yollarla elde edilmiş olması, mahkemece kabul edilebilmesi için ön koşuldur.

Anlaşmalı Boşanma Süreci

Anlaşmalı boşanma, TMK'nın 166/3 maddesi kapsamında düzenlenmiş olup tarafların boşanma ve boşanmanın sonuçları konusunda mutabık kalmalarını gerektiren bir boşanma türüdür. Anlaşmalı boşanmanın temel koşulları şunlardır: evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, tarafların birlikte başvurması veya bir tarafın açtığı davayı diğerinin kabul etmesi ve hakimin tarafları bizzat dinlemesidir.

Anlaşmalı boşanma protokolü, boşanma davasının en önemli belgesidir. Protokolde nafaka miktarı ve süresi, velayet düzenlemesi, çocuklarla kişisel ilişki kurulması, mal paylaşımı, tazminat talepleri ve aile konutunun akıbeti gibi tüm konuların açık ve net bir şekilde düzenlenmesi gerekmektedir. Protokolün eksik veya belirsiz düzenlenmesi, ileride hukuki uyuşmazlıklara yol açabilir.

Anlaşmalı boşanma davaları genellikle tek celsede sonuçlanmaktadır. Hakim, tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına ve protokolün hakkaniyete uygun olduğuna kanaat getirmesi halinde boşanmaya karar vermektedir. Özellikle çocukların menfaatini etkileyen düzenlemeler konusunda hakim, protokolde değişiklik yapılmasını talep edebilmektedir.

Anlaşmalı boşanma, çekişmeli boşanmaya kıyasla çok daha kısa sürede ve daha az masrafla sonuçlanmaktadır. Genellikle otuz ila doksan gün arasında tamamlanan süreç, tarafların duygusal yıpranmasını da en aza indirmektedir. Ancak taraflardan birinin protokole uymaması halinde, protokolün icra edilebilirliği ayrı bir hukuki mesele olarak ortaya çıkabilmektedir.

Çekişmeli Boşanma Davası

Çekişmeli boşanma, tarafların boşanma veya boşanmanın sonuçları konusunda anlaşamamaları halinde başvurulan dava türüdür. Bu dava türünde taraflar, boşanma nedenlerini, nafaka miktarını, velayet hakkını, mal paylaşımını ve tazminat taleplerini mahkeme önünde tartışmaktadır. Çekişmeli boşanma davaları, anlaşmalı boşanmaya göre çok daha uzun sürmekte ve daha yüksek maliyetlere yol açmaktadır.

Çekişmeli boşanma davası, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son altı aydan beri birlikte oturdukları yerdeki aile mahkemesinde açılmaktadır. Davanın açılması için mahkemeye boşanma dava dilekçesi, delil listesi ve nüfus kayıt örneği gibi belgelerin sunulması gerekmektedir. Dilekçede boşanma nedenleri, talep edilen hukuki sonuçlar ve dayanaklarını açıkça belirtilmelidir.

Çekişmeli boşanma davasında delillerin toplanması ve değerlendirilmesi süreci, davanın uzunluğunu doğrudan etkileyen faktörlerden biridir. Tanık beyanları, bilirkişi incelemeleri, sosyal inceleme raporları ve ekonomik durum araştırmaları bu sürecin önemli aşamalarını oluşturmaktadır. Özellikle velayet konusunda pedagog veya psikolog bilirkişi raporlarının alınması yaygın uygulamadır.

Çekişmeli boşanma davaları genellikle bir ila üç yıl arasında sürmektedir. İstinaf ve temyiz aşamalarının da dahil edilmesiyle bu süre daha da uzayabilmektedir. Dava süresince taraflar, tedbir nafakası, geçici velayet ve diğer tedbirler konusunda ara kararlar talep edebilmektedir.

Dava Açma Süreci ve Dilekçe Hazırlama

Boşanma davası, aile mahkemesine sunulan dava dilekçesiyle açılmaktadır. Dava dilekçesinde davacı ve davalının kimlik bilgileri, evlilik tarihi ve yeri, boşanma nedenleri, deliller, nafaka talebi, velayet talebi, tazminat talebi ve mal paylaşımı talebi gibi hususlar açıkça yer almalıdır. Dilekçenin hukuki terminolojiye uygun ve eksiksiz hazırlanması, davanın seyrini olumlu etkilemektedir.

Boşanma davası açılabilmesi için mahkeme harcının ve gider avansının yatırılması gerekmektedir. Harç miktarı, davanın niteliğine ve talep edilen tazminat tutarına göre değişmektedir. Adli yardım koşullarını taşıyan kişiler, harç ve gider avansından muaf tutulabilmektedir. Adli yardım talebi, dava dilekçesiyle birlikte yapılabilmektedir.

Dava dilekçesinin tebliğinden sonra davalı taraf, iki hafta içinde cevap dilekçesi sunma hakkına sahiptir. Cevap dilekçesinde davalı, davacının iddialarına karşı savunmasını ve varsa karşı taleplerini ileri sürmektedir. Karşı dava açılması da mümkün olup, karşı davada davalı boşanma talep edebileceği gibi nafaka, tazminat ve velayet konusunda da taleplerini ileri sürebilmektedir.

Ön inceleme duruşmasında hakim, tarafların iddia ve savunmalarını tespit etmekte, uyuşmazlık konularını belirlemekte ve delillerin toplanmasına ilişkin ara kararlar vermektedir. Ön inceleme duruşmasında taraflar sulh olma imkanı da değerlendirilmektedir. Tarafların anlaşamaması halinde tahkikat aşamasına geçilmekte ve deliller incelenmektedir.

Deliller ve Tanıklar

Boşanma davasında deliller, boşanma nedenlerinin ve tarafların iddialarının ispatı açısından kritik öneme sahiptir. Türk hukukunda serbest delil sistemi geçerli olup, hakim her türlü delili serbestçe değerlendirmektedir. Ancak delillerin hukuka uygun yollarla elde edilmiş olması, kabul edilebilirliğin temel koşuludur.

Tanık beyanları, boşanma davalarında en sık kullanılan delil türlerinden biridir. Tanıklar, tarafların evlilik sürecindeki davranışları, yaşanan olaylar ve çocuklarla ilişkileri hakkında bilgi vermektedir. Tanıkların akraba olması, beyanlarının geçerliliğini ortadan kaldırmamakla birlikte, hakimin tanık beyanlarını değerlendirirken bu durumu göz önünde bulundurmasına yol açmaktadır.

Yazılı deliller arasında mesajlaşma kayıtları, e-postalar, sosyal medya paylaşımları, banka kayıtları, faturalar ve resmi belgeler yer almaktadır. Bu delillerin mahkemeye sunulmasında, hukuka uygunluk ilkesine özen gösterilmelidir. Özel hayatın gizliliğini ihlal eden yollarla elde edilen deliller, mahkemece kabul edilmeyebilir.

Bilirkişi incelemeleri, özellikle velayet, mal paylaşımı ve nafaka konularında sıkça başvurulan bir delil türüdür. Pedagog veya psikolog bilirkişiler tarafından hazırlanan sosyal inceleme raporları, çocuğun hangi ebeveynle kalmasının daha uygun olacağını değerlendirmektedir. Mali bilirkişi raporları ise tarafların ekonomik durumlarının tespitinde kullanılmaktadır.

Nafaka Türleri ve Hesaplama

Boşanma davasında dört farklı nafaka türü söz konusu olabilmektedir: tedbir nafakası, yoksulluk nafakası, iştirak nafakası ve yardım nafakası. Her bir nafaka türünün koşulları, süresi ve hesaplanma yöntemi farklıdır. Nafaka miktarının belirlenmesinde tarafların ekonomik durumu, yaşam standartları ve çocukların ihtiyaçları esas alınmaktadır.

Tedbir nafakası, boşanma davası süresince ihtiyaç sahibi eş ve çocuklar için hükmedilen geçici nitelikteki nafakadır. TMK'nın 169. maddesi uyarınca hakim, dava süresince tarafların bakımı, geçimi ve çocukların korunmasına ilişkin gerekli tedbirleri almaktadır. Tedbir nafakası, dava açılmasıyla birlikte talep edilebilir ve kararın kesinleşmesine kadar devam eder.

Yoksulluk nafakası, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olan eş lehine hükmedilen nafakadır. TMK'nın 175. maddesi uyarınca, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Yoksulluk nafakasının belirlenmesinde tarafların gelir düzeyleri, yaşam standartları ve çalışma durumları dikkate alınmaktadır.

İştirak nafakası, velayeti kendisinde bulunmayan ebeveynin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katkısı olarak ödediği nafakadır. TMK'nın 182. maddesi uyarınca, çocuğun bakımı, eğitimi ve korunmasının gerektirdiği giderler, velayet kendisine bırakılan tarafın mali gücü ile orantılı olarak diğer tarafa yüklenir. İştirak nafakası, çocuğun ergin olmasına kadar devam etmektedir.

Velayet Hakkı ve Çocuğun Üstün Yararı

Velayet, çocuğun bakımı, eğitimi, temsili ve mallarının yönetimi konusunda ana ve babaya tanınan hak ve yükümlülüklerin bütünüdür. Boşanma davasında velayetin hangi ebeveyne verileceği, çocuğun üstün yararı ilkesi esas alınarak belirlenmektedir. Türk hukukunda ortak velayet düzenlemesi bulunmamakta olup, velayet ebeveynlerden birine verilmektedir.

Velayetin belirlenmesinde dikkate alınan kriterler arasında çocuğun yaşı, cinsiyeti, ebeveynlerle duygusal bağı, ebeveynlerin yaşam koşulları, eğitim ortamı, sosyal çevre, ebeveynlerin psikolojik durumu ve çocuğun görüşü yer almaktadır. Küçük yaştaki çocuklar için anne bakımının öncelikli olduğu genel bir eğilim olmakla birlikte, her dava kendi koşulları çerçevesinde değerlendirilmektedir.

Velayeti almayan ebeveynin çocukla kişisel ilişki kurma hakkı, TMK'nın 323. maddesiyle güvence altına alınmıştır. Mahkeme, çocukla kişisel ilişki kurulmasının süresini, şeklini ve koşullarını belirlemektedir. Kişisel ilişki düzenlemesi, hafta sonları, yarıyıl tatilleri, yaz tatili ve bayram tatilleri gibi dönemleri kapsayacak şekilde yapılmaktadır.

Velayet kararı, koşulların değişmesi halinde değiştirilebilir niteliktedir. Velayetin değiştirilmesi davası, çocuğun menfaatinin gerektirdiği hallerde açılabilmektedir. Velayet sahibi ebeveynin çocuğa kötü muamele etmesi, bakım yükümlülüklerini yerine getirmemesi veya çocuğun sağlığını ve gelişimini tehlikeye düşüren davranışlarda bulunması, velayetin değiştirilmesi için geçerli nedenler arasındadır.

Mal Paylaşımı ve Mal Rejimi Tasfiyesi

Boşanmada mal paylaşımı, evlilik süresince edinilen malların tasfiyesini ifade etmektedir. 01.01.2002 tarihinden sonra evlenen çiftler için yasal mal rejimi, edinilmiş mallara katılma rejimidir. Bu rejimde, evlilik süresince eşlerin çalışmaları karşılığı elde ettikleri gelirler, tasarruflar ve bu gelirlerle satın alınan mallar edinilmiş mal sayılmaktadır.

Edinilmiş mallara katılma rejiminde, her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden borçlar düşüldükten sonra kalan artık değer hesaplanmaktadır. Her eş, diğer eşin artık değerinin yarısı üzerinde hak sahibidir. Kişisel mallar ise paylaşıma dahil edilmemektedir. Kişisel mallar, evlilik öncesinde sahip olunan mallar, miras yoluyla edinilen mallar, karşılıksız kazanma yoluyla edinilen mallar ve manevi tazminat alacaklarıdır.

Mal rejimi tasfiyesi davası, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra açılabilmektedir. Dava, boşanma davasından ayrı bir dava olarak aile mahkemesinde görülmektedir. Tasfiye davasında, edinilmiş malların tespiti, değerlemesi ve paylaştırılması yapılmaktadır. Malların değerlemesinde, tasfiye tarihindeki sürüm değerleri esas alınmaktadır.

Eşlerden birinin mal kaçırma amacıyla mal rejimi devam ederken üçüncü kişilere yaptığı devirler, diğer eşin alacağını zedelemesi halinde iptal edilebilir niteliktedir. TMK'nın 229. maddesi, edinilmiş mallara eklenecek değerler konusunda düzenleme içermektedir. Karşılıksız kazandırmalar ve mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan yapılan olağandışı kazandırmalar, edinilmiş mallara eklenmektedir.

Maddi ve Manevi Tazminat

Boşanma davasında kusursuz veya daha az kusurlu eş, diğer eşten maddi ve manevi tazminat talep edebilmektedir. Maddi tazminat, TMK'nın 174/1 maddesi uyarınca mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf lehine hükmedilmektedir. Manevi tazminat ise kişilik hakları saldırıya uğrayan taraf lehine takdir edilmektedir.

Maddi tazminat miktarının belirlenmesinde tarafların ekonomik durumu, evlilik süresi, kusur oranı ve boşanma nedeniyle uğranılan ekonomik kayıp dikkate alınmaktadır. Manevi tazminat ise kişilik haklarına verilen zararın ağırlığı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusur oranı göz önünde bulundurularak takdir edilmektedir.

Tazminat talebinin boşanma davasıyla birlikte ileri sürülmesi gerekmektedir. Boşanma davası kesinleştikten sonra ayrı bir tazminat davası açılması mümkün değildir. Bu nedenle dava dilekçesinde tazminat taleplerinin açıkça belirtilmesi ve gerekçelendirilmesi büyük önem taşımaktadır.

Tazminat miktarının hakkaniyete uygun olarak belirlenmesi hakimin takdirindedir. Uygulamada tazminat miktarları, davanın koşullarına göre önemli farklılıklar gösterebilmektedir. Tazminatın toplu veya irat şeklinde ödenmesine karar verilebilir. İrat şeklinde ödenmesine karar verilmesi halinde, alacaklının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü halinde irat kendiliğinden sona ermektedir.

İstinaf ve Temyiz Süreci

Aile mahkemesinin boşanma kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulabilmektedir. İstinaf başvurusu, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde yapılmalıdır. İstinaf başvurusu, bölge adliye mahkemesi tarafından incelenmektedir. Bölge adliye mahkemesi, hem maddi hem de hukuki yönden kararı denetlemektedir.

İstinaf mahkemesinin kararına karşı temyiz yoluna başvurulması, kararın niteliğine göre mümkün olabilmektedir. Temyiz başvurusu da kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde yapılmalıdır. Temyiz incelemesi, Yargıtay tarafından yalnızca hukuki yönden gerçekleştirilmektedir. Temyiz süreci, toplam dava süresini önemli ölçüde uzatabilmektedir.

İstinaf ve temyiz sürecinde boşanma kararı kesinleşmemektedir. Kararın kesinleşmemesi, nafaka yükümlülüklerini, velayet düzenlemesini ve mal paylaşımını doğrudan etkilemektedir. Tedbir nafakası, kararın kesinleşmesine kadar devam etmekte; yoksulluk nafakası ve iştirak nafakası ise kararın kesinleşmesiyle başlamaktadır.

İstinaf ve temyiz aşamalarında hukuki temsil, sürecin doğru yönetilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Başvuru sürelerinin kaçırılması, başvurunun usulüne uygun yapılmaması veya gerekçelerin yetersiz kalması, hak kaybına yol açabilmektedir. Bu nedenle kanun yollarına başvuru sürecinde hukuki destek alınması tavsiye edilmektedir.

Boşanma Sonrası Hukuki Durum

Boşanma kararının kesinleşmesiyle birlikte evlilik birliği sona ermekte ve taraflar arasında yeni bir hukuki durum ortaya çıkmaktadır. Nüfus kayıtlarının güncellenmesi, kadının bekarlık soyadına dönmesi veya boşandığı eşinin soyadını kullanmaya devam etme talebinde bulunması, ikametgah değişiklikleri ve sigorta durumları bu süreçte düzenlenmesi gereken konulardır.

Boşanan kadın, TMK'nın 173. maddesi uyarınca evlenmeden önceki soyadını yeniden alır. Ancak boşandığı kocasının soyadını kullanmakta menfaati bulunduğunu ve bunun kocaya zarar vermeyeceğini ispat etmesi halinde, hakimin izniyle kocasının soyadını taşımaya devam edebilir. Bu izin, koşulların değişmesi halinde kaldırılabilir.

Boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren kadın, üç yüz gün geçmedikçe yeniden evlenemez. Bu süre, bekleme süresi (iddet müddeti) olarak adlandırılmaktadır. Ancak kadının gebe olmadığının tıbbi raporla belgelenmesi halinde mahkeme bu süreyi kaldırabilir. Erkek açısından böyle bir bekleme süresi bulunmamaktadır.

Boşanma sonrasında velayet, nafaka ve kişisel ilişki düzenlemelerine ilişkin kararların uygulanması, tarafların sorumluluğundadır. Kararlara uyulmaması halinde hukuki yaptırımlar söz konusu olmaktadır. Nafaka yükümlülüğünün yerine getirilmemesi icra takibine konu olabilirken, kişisel ilişki düzenlemesine uyulmaması velayetin değiştirilmesi talebi için gerekçe oluşturabilmektedir.

Boşanma Sürecinde Hukuki Destek

Boşanma davası, hukuki bilgi ve deneyim gerektiren karmaşık bir süreçtir. Davanın doğru yönetilmesi, haklarınızın korunması ve olumlu sonuç alınması açısından aile hukuku alanında deneyimli bir hukuk bürosundan destek almak büyük önem taşımaktadır. Hukuki destek, dava stratejisinin belirlenmesi, dilekçelerin hazırlanması, delillerin toplanması ve duruşmalarda temsil gibi tüm aşamaları kapsamaktadır.

Hukuki destek seçiminde dikkat edilmesi gereken hususlar arasında büronun aile hukuku alanındaki deneyimi, süreçteki iletişim kalitesi ve müvekkil memnuniyeti yer almaktadır. Boşanma süreci duygusal açıdan yıpratıcı olduğundan, empati kurabilen ve süreci profesyonelce yönetebilen bir hukuki destek, tarafların psikolojik yükünü de hafifletmektedir.

Avukatlık ücretleri, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde belirlenen alt sınırın altına düşülemez. Ücretler, davanın karmaşıklığına, süresine ve talep edilen hukuki sonuçlara göre değişmektedir. Ücret konusunun başlangıçta açıkça belirlenmesi, taraflar arasında güven ilişkisinin kurulmasına katkı sağlamaktadır.

Boşanma sürecinde hukuki destek almanın yanı sıra psikolojik destek almak da tavsiye edilmektedir. Özellikle çocuklu çiftlerin boşanması sürecinde, çocukların psikolojik durumunun korunması büyük önem taşımaktadır. Aile danışmanlığı ve çocuk psikolojisi alanında profesyonel destek, sürecin tüm taraflar için daha sağlıklı yönetilmesine katkı sağlamaktadır.

Mahkeme Süreci ve Duruşmalar

Boşanma davasının mahkeme süreci, dava dilekçesinin kabulünden başlayarak kararın kesinleşmesine kadar devam eden çok aşamalı bir yapıya sahiptir. İlk aşamada dava dilekçesi ve cevap dilekçesi teatisi gerçekleşmekte, ardından ön inceleme duruşması yapılmaktadır. Ön inceleme duruşmasında hakim, tarafların iddia ve savunmalarını tespit eder, uyuşmazlık konularını belirler ve delillerin toplanmasına ilişkin ara kararlar verir.

Tahkikat aşamasında tanıklar dinlenir, bilirkişi raporları alınır, sosyal inceleme raporları hazırlatılır ve diğer deliller değerlendirilir. Tanık dinleme duruşmalarında taraflar ve vekilleri, karşı tarafın tanıklarına soru sorma hakkına sahiptir. Bilirkişi raporlarına itiraz süresi tebliğden itibaren iki haftadır. İtiraz halinde ek rapor veya yeni bilirkişi incelemesi istenebilmektedir.

Sözlü yargılama aşamasında taraflar son beyanlarını sunmakta ve hakim kararını açıklamaktadır. Gerekçeli karar, kısa kararın açıklanmasından itibaren otuz gün içinde yazılmaktadır. Gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf başvurusu yapılabilmektedir.

Duruşmalara katılım konusunda dikkat edilmesi gereken hususlar bulunmaktadır. Anlaşmalı boşanma davasında her iki tarafın da duruşmaya bizzat katılması zorunludur; vekil aracılığıyla temsil yeterli değildir. Çekişmeli boşanma davasında ise taraflar vekil aracılığıyla temsil edilebilir. Ancak hakimin tarafları bizzat dinlemek istemesi halinde, tarafların duruşmaya katılması zorunlu hale gelebilmektedir.

Boşanma davaları, aile mahkemelerinde görülmektedir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi, aile mahkemesi sıfatıyla davaya bakmaktadır. Duruşmalar kural olarak kamuya açık yapılmakta, ancak tarafların talebi veya hakimin takdiri ile gizli yapılmasına da karar verilebilmektedir. Özellikle aile mahremiyetinin korunması gereken hallerde gizlilik kararı verilmesi yaygın uygulamadır.

Boşanma Davası Hakkında Hukuki Değerlendirme Almak İster Misiniz?

Uzman ekibimizle iletişime geçerek durumunuza özel değerlendirme alabilirsiniz.

Boşanma Davasında Tazminat Hakları

Boşanma davasında kusurlu eş aleyhine maddi ve manevi tazminata hükmedilebilmektedir. TMK m. 174/1 uyarınca mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat, boşanma nedeniyle uğranılan somut ekonomik kayıpları kapsamakta olup evlilik birliğinin devam etmesi halinde elde edilecek mali avantajların kaybını da içermektedir.

Manevi tazminat, TMK m. 174/2'de düzenlenmiştir. Buna göre boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. Manevi tazminat miktarının belirlenmesinde tarafların sosyal ve ekonomik durumları, evliliğin süresi, boşanmaya yol açan olayların ağırlığı, kusur oranı ve hakkaniyet ilkesi dikkate alınmaktadır. Tazminat miktarı, zenginleşme aracı olarak kullanılamayacak düzeyde belirlenmelidir.

Tazminat talep edebilmek için kusur koşulunun gerçekleşmesi gerekmektedir. Yalnızca kusursuz veya daha az kusurlu eş tazminat talep edebilmektedir. Eşit kusurlu tarafların birbirinden tazminat talep etmesi mümkün değildir. Kusurun belirlenmesinde boşanma davasında ileri sürülen ve kanıtlanan vakıalar esas alınmaktadır. Tazminat talebi, boşanma davası ile birlikte ileri sürülebileceği gibi boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içinde ayrı bir dava olarak da açılabilmektedir.

Boşanmada tazminat miktarları konusunda kanunda belirli bir üst veya alt sınır öngörülmemiştir. Mahkeme, somut olayın koşullarını ve tarafların durumunu dikkate alarak hakkaniyete uygun bir miktar belirlemektedir. Uygulamada tazminat miktarları büyük farklılıklar gösterebilmekte olup eşlerin gelir düzeyi, evliliğin süresi ve boşanma sebebinin ağırlığı miktarı doğrudan etkilemektedir. Tazminatın toplu veya taksitler halinde ödenmesine karar verilebilmektedir.

Boşanma Sebepleri ve Hukuki Dayanakları

Türk Medeni Kanunu, boşanma sebeplerini özel ve genel sebepler olmak üzere iki ana kategoride düzenlemiştir. Özel boşanma sebepleri arasında zina (TMK m. 161), hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış (TMK m. 162), suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme (TMK m. 163), terk (TMK m. 164) ve akıl hastalığı (TMK m. 165) yer almaktadır. Bu sebeplerden birinin varlığı halinde davacının kusur ispatı kolaylaşmakta ve mahkeme, şartların gerçekleştiğine kanaat getirdiğinde boşanma kararı vermektedir.

Genel boşanma sebebi olan evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m. 166/1), uygulamada en sık ileri sürülen boşanma sebebidir. Bu hüküm, özel sebeplere girmeyen ancak evlilik birliğini çekilmez hale getiren her türlü olayı kapsamaktadır. Sürekli tartışmalar, duygusal uzaklaşma, iletişimsizlik, ekonomik sorumsuzluk, ailelerin evliliğe müdahalesi, sosyal medya kullanımından kaynaklanan sorunlar ve kültürel uyumsuzluklar bu kapsamda değerlendirilmektedir. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması davalarında kusur tespiti büyük önem taşımaktadır.

Özel boşanma sebeplerinin ispatında dava açma süreleri (hak düşürücü süreler) bulunmaktadır. Zina nedeniyle boşanma davası, aldatmayı öğrenme tarihinden itibaren 6 ay ve her halde zina fiilinin işlendiği tarihten itibaren 5 yıl içinde açılmalıdır. Hayata kast nedeniyle dava, öğrenme tarihinden itibaren 6 ay ve her halde 5 yıl içinde açılmalıdır. Terk nedeniyle dava açılabilmesi için en az 6 aylık terk süresinin dolmuş olması ve terk eden eşe ihtar çekilmesine rağmen 2 ay içinde dönmemesi gerekmektedir.

Fiili ayrılık sebebiyle boşanma (TMK m. 166/4), boşanma davası reddedildikten sonra 3 yıl içinde ortak hayatın kurulamaması halinde başvurulan bir boşanma sebebidir. Bu durumda eşlerden birinin talebi üzerine boşanma kararı verilmektedir. Fiili ayrılık süresinin hesaplanmasında red kararının kesinleşme tarihi esas alınmaktadır. Boşanma sebeplerinin tam listesine ve ilgili kanun maddelerine mevzuat.gov.tr üzerinden ulaşılabilmektedir.

Boşanma Davasında Deliller ve İspat Yükümlülüğü

Boşanma davasında delillerin doğru ve yeterli şekilde sunulması, davanın sonucunu doğrudan belirleyen en önemli faktörlerden biridir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri çerçevesinde, boşanma davasında her türlü delil ileri sürülebilmektedir. Tanık beyanları, yazılı belgeler, fotoğraflar, mesajlaşma kayıtları, ses ve görüntü kayıtları, sosyal medya paylaşımları, banka hesap hareketleri, otel kayıtları ve bilirkişi raporları boşanma davalarında sıklıkla kullanılan delil türleri arasında yer almaktadır.

Tanık delili, boşanma davalarında en yaygın kullanılan ispat aracıdır. Tanıklar, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylara doğrudan tanıklık etmiş veya tarafların bu olayları kendilerine anlattığı kişiler olabilmektedir. Akrabalar, komşular, ortak arkadaşlar, iş arkadaşları ve hatta aile terapistleri tanık olarak dinlenebilmektedir. Tanık listesi, mahkemenin belirlediği süre içinde sunulmalıdır. Tanıkların duruşmada hazır bulunması gerekmekte olup mazeretsiz gelmeyen tanıklar hakkında zorla getirme kararı verilebilmektedir.

Elektronik deliller, günümüz boşanma davalarında giderek artan bir öneme sahiptir. WhatsApp, Telegram gibi mesajlaşma uygulamalarındaki yazışmalar, e-posta içerikleri, sosyal medya paylaşımları ve konum bilgileri delil olarak sunulabilmektedir. Ancak bu delillerin hukuka uygun yollarla elde edilmiş olması şarttır. Hukuka aykırı olarak elde edilen deliller mahkemece dikkate alınmamaktadır. Eşin telefonunun izinsiz incelenmesi veya casus yazılım kullanılması suretiyle elde edilen deliller, hukuka aykırı delil kapsamında değerlendirilmektedir. Öte yandan kişinin kendi telefonuna gelen mesajların ekran görüntüsü alınması hukuka uygun kabul edilmektedir.

Kusur ispatı, çekişmeli boşanma davalarının merkezinde yer almaktadır. TMK m. 166/1 uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması halinde tarafların kusur durumu belirlenmelidir. Davacının kusurunun davalıdan daha ağır olması halinde davalının itirazı ile dava reddedilebilmektedir. Bu nedenle kusur ispatı büyük önem taşımaktadır. Aldatma, fiziksel ve psikolojik şiddet, hakaret, aşırı kıskançlık, eve bakmama, ortak konuta dönmeme ve güven sarsıcı davranışlar kusurluluk hallerine örnek gösterilebilmektedir. Delillerin değerlendirilmesine ilişkin genel hükümlere mevzuat.gov.tr üzerinden ulaşılabilmektedir.

Boşanma Davasında Geçici Tedbirler

Boşanma davasının açılmasıyla birlikte mahkeme, dava süresince geçerli olacak geçici tedbirlere karar vermektedir. TMK m. 169 uyarınca hakim, boşanma veya ayrılık davasının açılmasıyla birlikte davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re'sen almaktadır. Bu tedbirler, dava sonuçlanana kadar tarafların ve çocukların haklarını korumak amacıyla verilmektedir.

Tedbir nafakası, geçici tedbirlerin en önemli unsurlarından biridir. Dava süresince ekonomik olarak daha güçsüz olan eşe ve müşterek çocuklara mahkemece tedbir nafakası bağlanmaktadır. Tedbir nafakası, dava tarihinden itibaren hüküm ifade etmekte ve boşanma kararının kesinleşmesine kadar devam etmektedir. Tedbir nafakasının belirlenmesinde tarafların gelir durumu, yaşam standardı, çocukların ihtiyaçları ve barınma masrafları gibi kriterler dikkate alınmaktadır. Tedbir nafakası, kusur durumuna bakılmaksızın talep edilebilmektedir.

Aile konutu şerhi ve konutta kalma hakkı, boşanma sürecinde barınma sorununu çözmek amacıyla uygulanan geçici tedbirlerdir. Mahkeme, eşlerden birinin ortak konuttan ayrılmasına ve diğer eşin konutta kalmasına karar verebilmektedir. Genellikle çocukların velayetini fiilen üstlenen eşe konutta kalma hakkı tanınmaktadır. TMK m. 194 uyarınca aile konutu olarak özgülenen taşınmazın maliki olmayan eş, tapu müdürlüğünden aile konutu şerhi verilmesini talep edebilmektedir. Bu şerh, konutun eş rızası olmadan satılmasını veya devredilmesini engellemektedir.

Çocuklara yönelik geçici tedbirler, velayet kararı verilinceye kadar çocukların bakım ve korunmasını düzenlemektedir. Mahkeme, dava süresince çocukların hangi ebeveynin yanında kalacağına, diğer ebeveynle kişisel ilişki düzenlemesine ve çocuklara ilişkin tedbir nafakasına karar vermektedir. Acil durumlarda çocukların güvenliğinin tehlikede olması halinde mahkeme, derhal çocuğun geçici olarak bir ebeveynin veya sosyal hizmet kurumunun korumasına alınmasına karar verebilmektedir. Ayrıca tarafların ortak malları üzerinde tasarruf yasağı konulması, banka hesaplarına tedbir konulması ve değerli eşyaların korunması gibi tedbirler de verilebilmektedir.

Boşanmada Mal Paylaşımı ve Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi

Boşanmada mal paylaşımı, 1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun kabul ettiği edinilmiş mallara katılma rejimi çerçevesinde yapılmaktadır. Bu rejime göre eşlerin evlilik süresince edindiği mallar (edinilmiş mallar) ve evlilik öncesinden gelen veya miras-bağış yoluyla edinilen mallar (kişisel mallar) ayrı ayrı değerlendirilmektedir. Boşanma halinde her eş, diğer eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden borçlar çıkıldıktan sonra kalan miktarın yarısı üzerinde artık değer alacağı hakkına sahiptir.

Edinilmiş mallar, TMK m. 219'da sayılmıştır. Çalışma karşılığı elde edilen gelirler, sosyal güvenlik ödemeleri, iş gücü kaybı tazminatları, kişisel malların gelirleri ve edinilmiş malların yerine geçen değerler edinilmiş mal sayılmaktadır. Kişisel mallar ise TMK m. 220'de düzenlenmiş olup eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşyalar, evlilik öncesi sahip olunan mallar, miras veya karşılıksız kazanma yoluyla elde edilen mallar ve manevi tazminat alacakları kişisel mal olarak kabul edilmektedir.

Değer artış payı alacağı, mal paylaşımının önemli bir unsurunu oluşturmaktadır. Eşlerden birinin kişisel malından diğer eşin edinilmiş malına veya ortak mala katkıda bulunması halinde değer artış payı alacağı doğmaktadır. Örneğin eşlerden birinin evlilik öncesinden gelen bir taşınmazın satılarak elde edilen parayla evlilik süresinde yeni bir gayrimenkul alınması halinde, katkı oranına göre değer artış payı hesaplanmaktadır. Bu hesaplama, malın tasfiye tarihindeki sürüm değeri üzerinden yapılmaktadır.

Mal paylaşımı davası, boşanma davasından ayrı olarak açılabileceği gibi boşanma davasıyla birlikte de ileri sürülebilmektedir. Ancak uygulamada mal paylaşımı davasının boşanma kararının kesinleşmesinden sonra ayrı bir dava olarak açılması yaygın kabul gören yöntemdir. Mal paylaşımı davasında zamanaşımı süresi, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 10 yıldır. Dava sürecinde malların tespiti, değerlemesi ve paylaşımı aşamaları oldukça karmaşık olabilmektedir. Özellikle şirket ortaklıkları, yurtdışındaki mallar ve gizlenen malvarlığı unsurları konusunda bilirkişi incelemesine başvurulmaktadır. Mal rejimi düzenlemelerinin ayrıntılarına mevzuat.gov.tr üzerinden erişilebilmektedir.

Boşanma Davasında Yargılama Giderleri ve Masraflar

Boşanma davası açılırken ödenmesi gereken harç ve masraflar, davanın türüne ve taleplerinin kapsamına göre değişmektedir. Başvurma harcı, peşin harç, tebligat giderleri, bilirkişi ücreti, keşif masrafı ve tanık yol giderleri yargılama masraflarının başlıca kalemlerini oluşturmaktadır. Anlaşmalı boşanma davalarında masraflar genellikle daha düşük tutulmakta iken çekişmeli boşanma davalarında bilirkişi incelemesi, sosyal inceleme raporu ve uzun yargılama süreci nedeniyle masraflar artabilmektedir. Yargılama giderlerinin davanın başında doğru hesaplanması, süreç boyunca mali planlamanın sağlıklı yapılabilmesi açısından önem taşımaktadır.

Adli yardım kurumu, yargılama giderlerini karşılayamayacak durumda olan kişilere mahkemece sağlanan bir hukuki koruma mekanizmasıdır. HMK m. 334 uyarınca kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kişiler, adli yardımdan yararlanabilmektedir. Adli yardım talebinin kabul edilmesi halinde harç, masraf ve vekalet ücreti gibi giderlerden muafiyet sağlanmaktadır. Adli yardım talebi, dava dilekçesiyle birlikte veya yargılama sırasında ileri sürülebilmekte olup başvurucunun mali durumunu gösteren belgelerin sunulması gerekmektedir.

Yargılama masraflarının paylaşımı, davanın sonucuna göre belirlenmektedir. HMK m. 326 uyarınca yargılama giderleri, davayı kaybeden tarafa yükletilmektedir. Boşanma davalarında her iki tarafın da kısmen haklı bulunması halinde yargılama giderleri, tarafların haklılık oranlarına göre paylaştırılabilmektedir. Fer'i taleplerin (nafaka, tazminat, velayet) sonucuna göre de ayrıca masraf hükmü kurulmaktadır. Karşı tarafın aleyhine hükmedilen masraflar, icra takibi yoluyla tahsil edilebilmektedir.

Boşanma davasında vekalet ücreti de yargılama masraflarının önemli bir bileşenini oluşturmaktadır. Davanın sonunda haklı çıkan taraf lehine karşı taraftan tahsil edilmek üzere vekalet ücretine hükmedilmektedir. Bu ücret, Türkiye Barolar Birliği tarafından her yıl yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre belirlenmektedir. Boşanma davasında nafaka, tazminat ve velayet gibi her bir fer'i talep için ayrı ayrı vekalet ücreti hesaplanmaktadır. Maktu ve nispi vekalet ücreti ayrımı, talep edilen miktarlara göre değişmektedir. Yargılama giderlerine ilişkin düzenlemelere mevzuat.gov.tr üzerinden ulaşılabilmektedir.

Boşanma Kararının Kesinleşmesi ve Sonrası İşlemler

Boşanma kararının kesinleşmesi, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık istinaf süresinin dolmasıyla gerçekleşmektedir. Taraflardan birinin istinaf yoluna başvurması halinde dosya, bölge adliye mahkemesi tarafından incelenmektedir. İstinaf incelemesi sonucunda karar onanabilmekte, bozulabilmekte veya değiştirilerek yeniden karara bağlanabilmektedir. Bölge adliye mahkemesinin kararına karşı temyiz yoluna başvurulması da mümkündür. Kararın kesinleşmesiyle birlikte boşanma hükmü, nüfus müdürlüğüne bildirilmekte ve nüfus kayıtlarına işlenmektedir.

Boşanma kararının kesinleşmesinin ardından nüfus kayıtlarında yapılması gereken değişiklikler, ilçe nüfus müdürlüğü tarafından gerçekleştirilmektedir. Kadının soyadı, boşanma kararıyla birlikte evlilik öncesi soyadına dönmektedir. Ancak kadın, boşanma davasında evlilik soyadını kullanmaya devam etmek istediğini talep edebilmekte ve hakim bu talebi uygun bulabilmektedir. Nüfus cüzdanının yenilenmesi, ehliyet, pasaport ve banka hesapları gibi resmi belgelerin güncellenmesi de boşanma sonrası tamamlanması gereken işlemler arasında yer almaktadır.

Boşanma kararıyla hükmedilen nafaka, tazminat ve mal paylaşımı kararlarının icrası, kararın kesinleşmesiyle birlikte başlatılabilmektedir. Karşı tarafın kararı gönüllü olarak yerine getirmemesi halinde ilamlı icra takibi yoluyla kararın zorla yerine getirilmesi talep edilmektedir. Nafaka alacaklarında tazyik hapsi uygulaması da mümkündür. Mal paylaşımı kararının yerine getirilmesinde taşınmaz devirleri, banka hesaplarının paylaştırılması ve şirket hisselerinin devri gibi işlemler ayrıca yürütülmektedir.

Boşanma sonrası velayet ve kişisel ilişki düzenlemelerinin uygulanması, çocukların menfaatinin korunması açısından büyük önem taşımaktadır. Velayeti alan ebeveyn, çocuğun bakım ve eğitim sorumluluğunu üstlenmekte; diğer ebeveyn ise mahkemece belirlenen kişisel ilişki programı çerçevesinde çocuğuyla görüşmektedir. Kişisel ilişki programının uygulanmasında sorun yaşanması halinde icra yoluna başvurulabilmekte veya kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi talebiyle dava açılabilmektedir. Çocukların okul kaydı, sağlık hizmetleri ve seyahat izinleri gibi konularda velayet sahibi ebeveynin yetki ve sorumlulukları, TMK hükümlerine göre belirlenmektedir. Aile hukuku yargılamalarına ilişkin bilgilere adalet.gov.tr üzerinden ulaşılabilmektedir.

Sıkça Sorulan Sorular

Boşanma davası ne kadar sürer?

Anlaşmalı boşanma davaları genellikle tek celsede, otuz ila doksan gün içinde sonuçlanır. Çekişmeli boşanma davaları ise davanın karmaşıklığına bağlı olarak bir ila üç yıl arasında sürebilir. İstinaf ve temyiz aşamaları dahil edildiğinde süre daha da uzayabilir.

Anlaşmalı boşanma şartları nelerdir?

Anlaşmalı boşanma için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, tarafların birlikte başvurması veya bir tarafın açtığı davayı diğerinin kabul etmesi ve hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi gerekir.

Nafaka miktarı nasıl belirlenir?

Nafaka miktarı, tarafların ekonomik durumu, gelir düzeyleri, yaşam standartları, çocukların ihtiyaçları ve evlilik süresi dikkate alınarak belirlenir. Hakim, tüm kriterleri hakkaniyete uygun şekilde değerlendirerek nafaka takdir eder.

Boşanmada velayet nasıl belirlenir?

Velayet, çocuğun üstün yararı ilkesi esas alınarak belirlenir. Çocuğun yaşı, cinsiyeti, ebeveynlerle ilişkisi, eğitim durumu ve yaşam koşulları değerlendirilir. Pedagog ve psikolog bilirkişi raporları da dikkate alınır.

Boşanmada mal paylaşımı nasıl yapılır?

01.01.2002 sonrası evlenen çiftler için yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılma rejimidir. Evlilik süresince edinilen mallar eşit olarak paylaştırılır. Kişisel mallar paylaşım dışındadır. Mal rejimi tasfiyesi boşanma kararının kesinleşmesiyle talep edilebilir.

Eşim boşanmak istemiyor, ne yapmalıyım?

Eşiniz boşanmak istemese bile çekişmeli boşanma davası açabilirsiniz. Evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını ispat etmeniz halinde mahkeme eşinizin rızası olmasa da boşanmaya karar verebilir.

Yasal Uyarı: Bu makale Mart 2026 tarihi itibarıyla güncel mevzuat bilgilerine dayanmaktadır. Aile hukukuna ilişkin düzenlemeler kanun değişiklikleriyle güncellenebilir. Güncel mevzuat için mevzuat.gov.tr ve adalet.gov.tr adreslerini takip edebilirsiniz. Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.
Tüm Makaleler

Hukuki Surecte Profesyonel Destek

Turk hukuk sisteminde usul kurallarina tam uyum gerektiren karmasik yapilar mevcuttur. Dilekcelerin yasal sureler icinde dogru mahkemeye eksiksiz icerikle sunulmasi, delillerin hukuka uygun bicimde toplanmasi ve dosyaya eklenmesi, durusmalarda etkin savunma yapilmasi — tum bu adimlar hem teknik bilgi hem de deneyim gerektirir. Itiraz sureleri son derece kisitlidir: icra takibine itiraz icin 7 gun, istinaf icin 2 hafta, temyiz icin 2 hafta gibi sureler gecikmeksizin hareket edilmesini zorunlu kilar.

Turk yargi teskilati uc dereceli bir yapiya sahiptir: Ilk derece mahkemeleri, istinaf mahkemeleri (Bolge Adliye Mahkemeleri) ve Yargitay. 2016 yilinda hayata gecirilen istinaf sistemi hem temyiz yukunu azaltmis hem de davalarin daha hizli sonuclanmasina katki saglamistir. Anayasa Mahkemesi bireysel basvuru yolu ise 2012'den bu yana vatandaslarin temel haklarini ic hukuk yollarini tukettikten sonra Anayasa duzeyinde koruma altina almasina imkan tanimaktadir.

Arabuluculuk kurumu, 2018'den itibaren is hukuku uyusmazliklarinda, 2019'dan itibaren ticari davalarda, 2023'ten itibaren ise kira ve tahliye uyusmazliklarinda dava acmanin on kosulu haline gelmistir. Zorunlu arabuluculuk, taraflarin mahkemeye gitmeden once bir arabulucu araciligiyyla uzlasma imkanini degerlendirmesini saglar. Arabuluculuk sonucunda varilan anlasma mahkeme karari niteligindedir.

Zamanasimu sureleri, hak kayiplarinin en yaygin nedenlerinden biridir. Alacak davalarinda genel zamanasimu 10 yil olmakla birlikte, is hukuku alacaklari icin 5 yil, trafik kazasi tazminati icin yaralamalı davalarda 8 yil, olumlu davalarda 15 yil gibi ozel sureler uygulanmaktadir. Sure hesaplamasi olayin ogrenilmesi veya gerceklesmesine bagli olarak degiskenlik gosterebilir.

Delil toplama surecinde hukuka aykiri yollarla elde edilen deliller mahkemede kabul gormez. Dijital delillerin (ekran goruntusu, mesaj kayitlari, e-posta) usulune uygun bicimde noter araciligi ile ya da bilirkisi raporu ile tespitinin yaptirilmasi delil gecerliligi acisindan buyuk onem tasir. Elektronik deliller gunumuzde giderek daha fazla onem kazanmakta olup UYAP sistemi uzerinden dava takibi ve dilekce gonderimi gibi islemler elektronik ortamda gerceklestirilmektedir.

Istanbul'da Hukuki Hizmetler

Istanbul Turkiye'nin ekonomik ve hukuki merkezi olarak ulkedeki davalarin buyuk bolumune ev sahipligi yapmaktadir. Anadolu ve Avrupa yakasindaki mahkemeler farkli yargi cevrelerine sahip olup yerel prosedurler ve ictihat birikimi acisindan belirli farkliliklar gosterebilir. Bu nedenle Istanbul'da yerel deneyimi bulunan bir avukatla calismak sureclerin hizli ve etkin yurutulmesi bakimindan kritik onem tasir.

Buromuz Acibadem Mahallesi Kadikoy'de konusllanmis olup Anadolu yakasinin tum mahkemelerine yakin mesafededir. Muvekkillerin farkli bolgelerdeki uyusmazliklari icin Istanbul'un her iki yakasinda aktif dava takibi yapilmaktadir. Aile hukuku, miras hukuku, gayrimenkul hukuku, ceza hukuku, is hukuku ve ticaret hukuku basta olmak uzere pek cok alanda kapsamli hizmet sunulmaktadir.

Turkiye'de avukatlik meslegi 1136 sayili Avukatlik Kanunu cercevesinde duzenlenmektedir. Avukatlar bagli olduklari baro tarafindan sicile kayit yaptirarak meslegi icra eder. Muvekkiller avukatlarinin baro sicil numarasini ilgili baro uzerinden sorgulayabilir. Vekalet iliskisi noterden duzenlenen vekaletname ile kurulur. Gizlilik ilkesi avukat-muvekkil iliskisinin temel guvencesidir.

Avukatlik ucretleri Turkiye Barolar Birligi tarafindan her yil yayimlanan Asgari Ucret Tarifesi esas alinarak belirlenir. Taraflar bu tarifenin uzerinde serbestce anlasabilir ancak altinda ucret kararlastirilamaz. Davanin kazanilmasi halinde karsi tarafa yargilama giderleri ve vekalet ucreti yukletilmektedir.

Sadaret Hukuk ve Danismanlik olarak muvekkillerimize her asamada hukuki rehberlik sunuyor dava stratejisini titizlikle belirliyor ve haklarinizi en etkin bicimde savunuyoruz. Ilk gorusme icin bugun iletisime gecin: +90 531 500 03 76 veya WhatsApp. Ilgili mevzuata mevzuat.gov.tr uzerinden ulasabilirsiniz.