Anlaşmalı Boşanma: Süreç, Şartlar ve Protokol Rehberi 2026

📅 20 Mart 2026 ⏱ 25 dk okuma ✍️ Sadaret Hukuk

Anlaşmalı boşanma, eşlerin boşanma ve boşanmanın sonuçları konusunda karşılıklı mutabakat sağlayarak evlilik birliğini sona erdirdikleri hukuki süreçtir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 166/3. maddesi ile düzenlenen anlaşmalı boşanma, çekişmeli boşanmaya kıyasla çok daha hızlı, daha az maliyetli ve taraflar için psikolojik açıdan daha az yıpratıcı bir süreçtir. Büromuz, boşanma ve aile hukuku alanındaki kapsamlı deneyimiyle anlaşmalı boşanma süreçlerinde müvekkillerine profesyonel hukuki destek sunmaktadır.

Anlaşmalı boşanma, Türkiye'de en çok tercih edilen boşanma yöntemidir. İstatistiklere göre boşanmaların önemli bir kısmı anlaşmalı olarak gerçekleşmektedir. Bunun temel nedenleri arasında sürecin kısa sürmesi, mahkeme masraflarının düşük olması ve tarafların kendi kaderlerini belirleme imkanına sahip olması yer almaktadır. Ancak anlaşmalı boşanmanın bu avantajlarından tam olarak yararlanabilmek için sürecin doğru yönetilmesi ve protokolün hukuki açıdan eksiksiz hazırlanması büyük önem taşımaktadır.

2026 yılı itibarıyla anlaşmalı boşanma sürecinde dikkat edilmesi gereken güncel hususlar, özellikle nafaka hesaplaması, velayet düzenlemesi, mal paylaşımı ve ortak konut kullanımı gibi konularda ortaya çıkmaktadır. Yargı kararları ve yasal düzenlemelerdeki güncellemeler, protokolün hazırlanmasında dikkate alınması gereken önemli değişiklikler içermektedir. Bu rehberde, 2026 güncel mevzuatı çerçevesinde anlaşmalı boşanma sürecinin tüm aşamalarını detaylı olarak ele alacağız.

Anlaşmalı boşanma sürecinde profesyonel hukuki destek almak, tarafların haklarının korunması ve ileride ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların önlenmesi açısından kritik önem taşımaktadır. Özellikle velayet, nafaka ve mal paylaşımı gibi konularda yapılacak düzenlemelerin hukuki sonuçları uzun vadeli olup geri dönüşü güç olabilmektedir.

Anlaşmalı boşanma süreciniz hakkında hukuki destek almak ister misiniz?

Ön Görüşme Alın

Anlaşmalı Boşanmanın Yasal Şartları

Anlaşmalı boşanmanın gerçekleşebilmesi için Türk Medeni Kanunu'nun 166/3. maddesinde öngörülen belirli şartların sağlanması gerekmektedir. Bu şartlar, kanun koyucu tarafından hem tarafların hem de varsa müşterek çocukların menfaatlerinin korunması amacıyla düzenlenmiştir. Güncel mevzuata mevzuat.gov.tr üzerinden erişebilirsiniz.

Birinci ve en temel şart, evliliğin en az 1 yıl sürmüş olmasıdır. Nikah tarihinden itibaren 1 yıllık sürenin dolmamış olması halinde anlaşmalı boşanma davası açılamamaktadır. Bu süre koşulu, evlilik birliğinin yeterince denenmesini ve aceleyle alınan boşanma kararlarının önlenmesini amaçlamaktadır. 1 yıllık süre dolmadan boşanmak isteyen eşler, ancak çekişmeli boşanma yoluna başvurabilmektedir.

İkinci şart, eşlerin mahkemeye birlikte başvurmaları veya bir eşin açtığı boşanma davasını diğer eşin kabul etmesidir. Her iki eşin de boşanma iradesini özgürce ortaya koyması gerekmektedir. Baskı, tehdit veya hile ile elde edilen rıza geçersizdir. Mahkeme, tarafların boşanma iradelerinin gerçek ve samimi olup olmadığını duruşmada bizzat değerlendirmektedir.

Üçüncü şart, hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesidir. Anlaşmalı boşanmada hakimin duruşmada her iki tarafı da bizzat dinlemesi zorunludur. Taraflardan birinin duruşmaya katılmaması halinde anlaşmalı boşanma gerçekleşemez. Hakim, tarafların beyanlarını, protokolün içeriğini ve varsa müşterek çocukların durumunu değerlendirerek boşanmaya karar vermektedir. Hakim, protokolü uygun bulmazsa değişiklik önerisinde bulunabilir veya protokolü onaylamayabilir.

Anlaşmalı Boşanma Protokolü ve Hazırlanması

Anlaşmalı boşanma protokolü, boşanma sürecinin en önemli belgesidir. Protokolde, boşanmanın mali ve kişisel tüm sonuçlarına ilişkin tarafların mutabakatı yer almaktadır. Protokolün hukuki açıdan eksiksiz ve açık bir şekilde hazırlanması, ileride ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların önlenmesi açısından kritik öneme sahiptir. Eksik veya muğlak ifadeler içeren protokoller, boşanma sonrası ciddi sorunlara yol açabilmektedir.

Protokolde yer alması gereken temel konular şunlardır: Velayet düzenlemesi (müşterek çocuk varsa velayetin hangi eşe verileceği), kişisel ilişki düzenlemesi (velayet kendisine verilmeyen eşin çocukla görüşme takvimi), iştirak nafakası (çocuk için ödenmesi gereken nafaka miktarı ve artış oranı), yoksulluk nafakası (boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eşe ödenmesi gereken nafaka), maddi ve manevi tazminat talepleri, mal paylaşımı (edinilmiş mallara katılma rejimi çerçevesinde), ortak konut kullanımı ve kişisel eşyaların paylaşımı.

Protokolün hazırlanmasında dikkat edilmesi gereken en önemli hususlardan biri, nafaka düzenlemesinin detaylı ve açık olmasıdır. Nafaka miktarı, ödeme tarihleri, artış oranı (genellikle TÜFE oranında yıllık artış), ödeme yöntemi (banka havalesi) ve nafakanın sona erme koşulları açıkça belirtilmelidir. Nafaka konusunda belirsiz ifadeler, boşanma sonrası icra takibi ve dava süreçlerine neden olabilmektedir.

Mal paylaşımı konusu, protokolün en karmaşık bölümünü oluşturabilmektedir. Edinilmiş mallara katılma rejimi kapsamında hangi malların edinilmiş mal, hangi malların kişisel mal olduğunun doğru belirlenmesi gerekmektedir. Taşınmazlar, araçlar, banka hesapları, yatırım hesapları, bireysel emeklilik birikimi ve şirket hisseleri gibi tüm varlıkların protokolde açıkça düzenlenmesi, ileride çıkabilecek mal paylaşımı davalarını önlemektedir.

Velayet Düzenlemesi ve Çocuğun Üstün Yararı

Anlaşmalı boşanmada müşterek çocuk bulunması halinde velayet düzenlemesi, protokolün en hassas konusunu oluşturmaktadır. TMK m. 182 uyarınca boşanma halinde çocuğun velayeti eşlerden birine verilmektedir. Anlaşmalı boşanmada taraflar velayet konusunda mutabakat sağlamakta, ancak hakimin bu mutabakatı çocuğun üstün yararı ilkesi çerçevesinde değerlendirmesi gerekmektedir. Hakim, protokoldeki velayet düzenlemesini çocuğun menfaatine aykırı bulursa onaylamamaktadır.

Çocuğun üstün yararı ilkesi, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin 3. maddesi ve TMK'nın ilgili hükümleri uyarınca tüm velayet kararlarında esas alınan temel ilkedir. Bu ilke kapsamında çocuğun yaşı, gelişim düzeyi, eğitim durumu, alışkanlıkları, ebeveynlerle olan bağı, barınma ve bakım koşulları gibi çok sayıda faktör değerlendirilmektedir. Velayet davası sürecinde bu kriterlerin detaylı analizi yapılmaktadır.

Kişisel ilişki düzenlemesi (görüşme takvimi), velayet kadar önemli bir konudur. Velayet kendisine verilmeyen eşin çocukla düzenli ve anlamlı bir ilişki sürdürebilmesi için görüşme takviminin detaylı olarak belirlenmesi gerekmektedir. Hafta sonu görüşmeleri, yaz tatili düzenlemesi, dini bayramlar, yarıyıl tatili ve resmi tatiller için ayrı ayrı düzenleme yapılması önerilmektedir. Görüşme saatleri, teslim-tesellüm yeri ve özel durumlar (doğum günü, okul etkinlikleri gibi) de protokolde belirtilmelidir.

İştirak nafakası, velayeti kendisine verilmeyen eşin çocuğun bakım, eğitim ve diğer ihtiyaçlarına katkısı olarak ödediği nafakadır. İştirak nafakasının miktarı belirlenirken çocuğun yaşı, eğitim giderleri, sağlık ihtiyaçları ve tarafların ekonomik durumu dikkate alınmaktadır. Nafaka miktarının enflasyon karşısında erimesini önlemek için yıllık artış oranının protokolde belirlenmesi büyük önem taşımaktadır.

Nafaka Türleri ve Hesaplama Kriterleri

Anlaşmalı boşanmada iki tür nafaka gündeme gelmektedir: iştirak nafakası ve yoksulluk nafakası. İştirak nafakası müşterek çocuk için, yoksulluk nafakası ise boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eş için ödenmektedir. Her iki nafaka türünün de koşulları, hesaplama kriterleri ve sona erme halleri farklıdır. Protokolde bu ayrımın açıkça yapılması ve her bir nafaka kalemi için ayrıntılı düzenleme yapılması gerekmektedir.

Yoksulluk nafakası, TMK m. 175 uyarınca boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın, diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak isteyebileceği nafakadır. Yoksulluk nafakası talep edebilmek için nafaka talep eden eşin boşanmada daha ağır kusurlu olmaması gerekmektedir. Nafaka miktarı belirlenirken nafaka yükümlüsünün geliri, nafaka alacaklısının ihtiyaçları, tarafların yaşam standartları ve sosyal konumları dikkate alınmaktadır. Anlaşmalı boşanmada taraflar nafaka konusunda serbestçe anlaşabilmekte, hatta nafaka talep etmeme konusunda da mutabakat sağlayabilmektedir.

Nafakanın sona erme halleri de protokolde düzenlenmelidir. Yoksulluk nafakası, alacaklının evlenmesi, taraflardan birinin ölümü, alacaklının evlilik olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğun ortadan kalkması veya alacaklının haysiyetsiz hayat sürmesi hallerinde sona ermektedir. İştirak nafakası ise çocuğun ergin olması (18 yaş) ile sona ermekte, ancak eğitim devam ediyorsa hakimin takdiriyle uzatılabilmektedir.

Nafaka miktarının belirlenmesinde 2026 yılı ekonomik koşulları da dikkate alınmalıdır. Enflasyon oranları, asgari ücret düzeyi, konut kira bedelleri ve genel yaşam maliyetleri nafaka hesabında belirleyici faktörlerdir. Protokolde yıllık artış oranının TÜFE veya ÜFE gibi resmi endekslere bağlanması, nafakanın zaman içinde gerçek değerini korumasını sağlamaktadır.

Mal Paylaşımı ve Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi

Türk hukukunda yasal mal rejimi, edinilmiş mallara katılma rejimidir (TMK m. 218-241). Bu rejime göre evlilik süresince edinilen mallar (edinilmiş mallar) boşanma halinde eşler arasında paylaştırılmaktadır. Kişisel mallar ise paylaşım dışında kalmaktadır. Anlaşmalı boşanma protokolünde mal paylaşımının açıkça düzenlenmesi, boşanma sonrası mal rejiminin tasfiyesi davalarının önlenmesi için zorunludur.

Edinilmiş mallar, evlilik süresince bir eşin karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir. Çalışma karşılığı edinilen gelirler, sosyal güvenlik ödemeleri, çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar ve kişisel malların gelirleri edinilmiş mal kapsamındadır. Kişisel mallar ise evlilik öncesi edinilen mallar, miras yoluyla kazanılan mallar, karşılıksız kazandırmalar (bağış) ve kişisel kullanıma yönelik eşyalar olarak tanımlanmaktadır.

Mal paylaşımında en sık karşılaşılan sorunlardan biri, edinilmiş mal ile kişisel malın iç içe geçtiği durumlardır. Örneğin evlilik öncesi birikimlerin evlilik süresince alınan bir taşınmazın finansmanında kullanılması, miras yoluyla edinilen paranın ortak hesaba yatırılması veya kişisel malın gelirinin edinilmiş mala karışması gibi durumlar karmaşık hesaplamaları gerektirmektedir. Protokolde bu durumların net bir şekilde çözümlenmesi önerilmektedir.

Anlaşmalı boşanma protokolünde mal paylaşımı konusunda taraflar serbestçe anlaşabilmektedir. Kanundaki edinilmiş mallara katılma rejiminin öngördüğü hesaplama yönteminden farklı bir düzenleme yapılması mümkündür. Taraflardan biri tüm mal varlığını diğerine bırakabilir veya farklı bir paylaşım oranı belirlenebilir. Önemli olan, tarafların bu konuda tam bilgi sahibi olarak ve özgür iradeleriyle karar vermeleridir.

Mahkeme Süreci ve Duruşma Aşaması

Anlaşmalı boşanma davası, eşlerin birlikte veya biri tarafından aile mahkemesine verilen dava dilekçesi ile başlamaktadır. Dilekçeye anlaşmalı boşanma protokolü, nüfus kayıt örneği ve vekaletname (avukat ile takip ediliyorsa) eklenmektedir. Dava, eşlerden birinin yerleşim yeri veya son altı aydır birlikte oturdukları yer aile mahkemesinde açılmaktadır. İstanbul'da birden fazla aile mahkemesi bulunmakta olup dava nöbetçi mahkemeye tevzi edilmektedir.

Duruşma günü, genellikle dava dilekçesinin verilmesinden 1-4 hafta sonrasına tayin edilmektedir. Bu süre, mahkemelerin iş yoğunluğuna göre değişebilmektedir. Duruşmada her iki tarafın da bizzat hazır bulunması zorunludur. Hakim, tarafları ayrı ayrı dinleyerek boşanma iradelerinin gerçek ve samimi olup olmadığını değerlendirmektedir. Tarafların avukatları da duruşmada hazır bulunabilir; ancak tarafların bizzat beyan vermesi zorunluluğu ortadan kalkmaz.

Hakim, protokolü inceleyerek çocukların menfaatine uygun bulup bulmadığını değerlendirmektedir. Protokolde eksiklik veya çocuğun yararına aykırılık tespit edilmesi halinde hakim, taraflara protokolde değişiklik yapmaları için süre verebilmektedir. Tarafların önerilen değişiklikleri kabul etmemesi halinde anlaşmalı boşanma gerçekleşemez ve süreç çekişmeli boşanmaya dönüşebilmektedir.

Duruşmanın olumlu sonuçlanması halinde mahkeme, boşanma kararını duruşma günü açıklamaktadır. Gerekçeli karar genellikle 1-2 hafta içinde yazılmaktadır. Kararın kesinleşmesi için tarafların istinaf kanun yoluna başvuru süresi olan 2 haftalık sürenin geçmesi veya tarafların istinaftan feragat etmesi gerekmektedir. İstinaftan feragat beyanı ile karar aynı gün kesinleştirilebilmektedir. Kesinleşen karar, nüfus müdürlüğüne bildirilmekte ve nüfus kayıtlarında gerekli değişiklikler yapılmaktadır.

Anlaşmalı Boşanma Masrafları ve 2026 Güncel Ücretler

Anlaşmalı boşanma davasının masrafları, çekişmeli boşanmaya kıyasla çok daha düşüktür. 2026 yılı itibarıyla anlaşmalı boşanma dava masrafları; maktu başvurma harcı, maktu karar ve ilam harcı, tebligat giderleri ve dosya masrafından oluşmaktadır. Bu masraflar toplamda birkaç yüz TL düzeyindedir. Avukatlık ücretleri ise avukat ile müvekkil arasındaki anlaşmaya göre belirlenmekte olup İstanbul Barosu Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca asgari tutarın altında ücret belirlenemez.

Anlaşmalı boşanma sürecinde ek masraflar da ortaya çıkabilmektedir. Protokolde taşınmaz devri öngörülmesi halinde tapu harçları ve devir masrafları, araç devri halinde noter ve tescil masrafları söz konusu olabilmektedir. Bu masrafların kimin tarafından karşılanacağı da protokolde açıkça belirtilmelidir.

Avukatlık hizmet ücretleri, davanın karmaşıklığına, mal paylaşımının kapsamına ve müzakere sürecine göre değişkenlik göstermektedir. Basit bir anlaşmalı boşanma ile çok sayıda taşınmaz ve yüksek tutarlı mal varlığının paylaşımını içeren bir anlaşmalı boşanma arasında ciddi farklılıklar bulunmaktadır. Avukatın hem müzakere sürecindeki rolü hem de protokolün hukuki açıdan güvenli bir şekilde hazırlanması, ücretin belirlenmesinde etkili olan faktörlerdir.

Anlaşmalı boşanmanın maliyet avantajı, yalnızca doğrudan dava masraflarıyla sınırlı değildir. Çekişmeli boşanma davalarının 1-3 yıl sürmesi ve bu sürede tarafların ayrı avukatlık ücretleri, bilirkişi masrafları ve duruşma giderleri ödemesi gerektiği düşünüldüğünde, anlaşmalı boşanmanın dolaylı maliyet avantajı da büyüktür. Ayrıca psikolojik yıpranma, iş kaybı ve sosyal etkilerin mali karşılığı da hesaba katıldığında anlaşmalı boşanmanın toplam maliyeti çok daha düşüktür.

Anlaşmalı Boşanmada Maddi ve Manevi Tazminat

Anlaşmalı boşanmada tarafların maddi ve manevi tazminat talepleri de protokolde düzenlenebilmektedir. TMK m. 174 uyarınca mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf ise manevi tazminat talep edebilir.

Anlaşmalı boşanma protokolünde tazminat konusu üç şekilde düzenlenebilmektedir. Birincisi, tarafların birbirine tazminat ödeme yükümlülüğü öngörülmesi; ikincisi, taraflardan birinin diğerine belirli bir tazminat ödemesi; üçüncüsü ise tarafların karşılıklı olarak tazminat taleplerinden feragat etmesidir. Her üç düzenleme de hukuki açıdan geçerlidir. Ancak feragat beyanının bilinçli ve aydınlatılmış bir şekilde yapılması gerekmektedir.

Tazminat konusunda dikkat edilmesi gereken önemli bir husus, protokolde açık bir düzenleme yapılmaması halinde boşanma sonrası tazminat davası açma hakkının saklı kalmasıdır. Bu nedenle, tazminat talep edilmeyecekse bile protokolde "tarafların birbirinden maddi ve manevi tazminat talebi bulunmadığı" açıkça belirtilmelidir. Aksi takdirde boşanma sonrası ayrı bir tazminat davası açılması riski bulunmaktadır.

Tazminat miktarının belirlenmesinde tarafların kusur durumu, evlilik süresi, ekonomik koşullar ve boşanmanın yarattığı mağduriyet gibi faktörler dikkate alınmaktadır. Anlaşmalı boşanmada tarafların kusur tespiti yapılmaması nedeniyle tazminat miktarı tamamen tarafların mutabakatına bırakılmaktadır. Ancak tazminat miktarının hakkaniyete uygun olması ve tarafların mali kapasiteleriyle orantılı olması önerilmektedir.

Yabancı Uyruklu Eşler ve Uluslararası Unsurlu Boşanma

Yabancı uyruklu eşlerin anlaşmalı boşanma süreci, bazı ek prosedürleri gerektirmektedir. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) hükümleri, yabancılık unsuru taşıyan boşanma davalarında uygulanacak hukuku ve yetkili mahkemeyi belirlemektedir. Türkiye'de yerleşik yabancı uyruklu eşler, Türk mahkemelerinde boşanma davası açabilmektedir.

Uygulanacak hukuk konusunda MÖHUK m. 14 uyarınca boşanma ve ayrılık sebepleri ve hükümleri, eşlerin müşterek milli hukukuna tabidir. Taraflar farklı vatandaşlıklara sahipse müşterek mutad mesken hukuku, bu da yoksa Türk hukuku uygulanmaktadır. Her iki eşin de yabancı uyruklu olması halinde belge temini, tercüme ve apostil işlemleri gibi ek prosedürler söz konusu olmaktadır.

Türk mahkemesinde alınan boşanma kararının yurt dışında tanınması için tanıma ve tenfiz davası açılması gerekebilmektedir. Bu süreç, boşanma kararının ilgili ülkede hukuki geçerlilik kazanması için zorunludur. Bazı ülkelerle Türkiye arasında ikili anlaşmalar bulunmakta olup bu anlaşmalar tanıma sürecini kolaylaştırabilmektedir.

Yabancı uyruklu eşlerin oturma izni durumu da boşanma sürecinde dikkate alınması gereken bir konudur. Evlilik nedeniyle oturma izni almış olan yabancı eşin, boşanma sonrası oturma izni durumu değişebilmektedir. Bu nedenle boşanma sürecinde göç hukuku danışmanlığı da alınması önerilmektedir.

Anlaşmalı Boşanmadan Çekişmeli Boşanmaya Dönüş

Anlaşmalı boşanma sürecinin her aşamasında taraflardan birinin anlaşmadan vazgeçmesi mümkündür. Duruşma gününe kadar taraflardan birinin rızasını geri çekmesi halinde anlaşmalı boşanma gerçekleşemez. Duruşmada hakimin protokolü uygun bulmaması veya taraflardan birinin beyanını değiştirmesi halinde de süreç çekişmeli boşanmaya dönüşebilmektedir.

Çekişmeli boşanmaya dönüş, süreç, maliyet ve psikolojik etki açısından önemli değişiklikler anlamına gelmektedir. Çekişmeli boşanma davaları 1-3 yıl sürebilmekte, delil sunma, tanık dinletme ve bilirkişi incelemesi aşamalarını içermektedir. Bu nedenle anlaşmalı boşanma sürecinin başarılı bir şekilde tamamlanması için protokolün müzakere aşamasında tüm konuların titizlikle ele alınması ve tarafların beklentilerinin gerçekçi bir şekilde yönetilmesi büyük önem taşımaktadır.

Anlaşmalı boşanma görüşmelerinde çıkmaza girilmesi halinde arabuluculuk mekanizmasından yararlanılması da bir seçenek olarak değerlendirilebilmektedir. Aile hukuku uyuşmazlıklarında ihtiyari arabuluculuk, tarafların bir arabulucu eşliğinde müzakere ederek anlaşmaya varmasını sağlayabilmektedir. Bu yöntem, özellikle duygusal gerilimin yüksek olduğu ve taraflar arasında doğrudan iletişimin güçleştiği durumlarda etkili olmaktadır.

Çekişmeli boşanma sürecine dönülmesi halinde, anlaşmalı boşanma görüşmelerinde yapılan beyanlar ve teklifler kural olarak çekişmeli davada delil olarak kullanılamamaktadır. Bu ilke, tarafların anlaşmalı boşanma müzakerelerinde daha rahat ve açık bir şekilde konuşmalarını teşvik etmektedir. Ancak bu güvence, her durumda mutlak olmayıp somut olayın koşullarına göre değerlendirilmektedir.

Boşanma Sonrası Protokolün Değiştirilmesi

Kesinleşen anlaşmalı boşanma kararındaki düzenlemelerin sonradan değiştirilip değiştirilemeyeceği, düzenlemenin niteliğine göre farklılık göstermektedir. Nafaka ve velayet düzenlemeleri, koşulların değişmesi halinde yeni bir dava ile değiştirilebilirken, mal paylaşımı ve tazminat gibi kesinleşen hükümler kural olarak değiştirilememektedir.

Nafaka miktarının artırılması veya azaltılması, TMK m. 176/4 uyarınca koşulların önemli ölçüde değişmesi halinde mümkündür. Nafaka yükümlüsünün gelirinin önemli ölçüde artması veya azalması, nafaka alacaklısının ihtiyaçlarının değişmesi veya çocuğun eğitim durumunun değişmesi gibi haller, nafaka değişikliği davasının açılmasına gerekçe oluşturabilmektedir.

Velayet düzenlemesinin değiştirilmesi de koşulların gerektirmesi halinde mümkündür. TMK m. 183 uyarınca ana veya babadan birinin başvurusu, çocuğun menfaatinin gerektirmesi veya velayetin kötüye kullanılması gibi hallerde velayet değişikliği davası açılabilmektedir. Velayet değişikliğinde de çocuğun üstün yararı ilkesi esas alınmaktadır.

Mal paylaşımı ve tazminat konusundaki düzenlemeler ise kesinleşmiş hüküm niteliğinde olup kural olarak değiştirilememektedir. Ancak protokolün iradenin sakatlanması (hile, tehdit, yanılma) nedeniyle geçersiz olduğu iddia edilirse yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurulabilmektedir. Bu yol son derece istisnai olup ispatı güç bir süreçtir.

Anlaşmalı Boşanma Sürecinde Yanınızdayız

Protokol hazırlama, müzakere süreci ve mahkeme aşamasında profesyonel hukuki destek.

Anlaşmalı Boşanmanın Avantajları ve Çekişmeli Boşanmadan Farkları

Anlaşmalı boşanma, çekişmeli boşanma sürecine kıyasla pek çok avantaj sunmaktadır. Süre açısından değerlendirildiğinde, anlaşmalı boşanma davaları genellikle tek celsede sonuçlanmakta ve dava açılışından kesinleşmeye kadar olan süreç 1-3 ay içinde tamamlanabilmektedir. Çekişmeli boşanma davaları ise tanık dinleme, bilirkişi incelemesi, uzman raporu alma ve tarafların savunma süreleri nedeniyle 1-3 yıl sürebilmektedir. Bu süre farkı, tarafların hem psikolojik yükünü hem de mali külfetini önemli ölçüde azaltmaktadır.

Mali avantajlar bakımından anlaşmalı boşanma, yargılama giderlerini ve vekalet ücretlerini minimize etmektedir. Tek celsede sonuçlanan dava, duruşma masraflarını, bilirkişi ücretlerini ve uzun süren vekalet ücretlerini ortadan kaldırmaktadır. Ayrıca tarafların çekişmeli süreçte yaşadıkları gelir kayıpları (işten izin alma, psikolojik destek masrafları vb.) da anlaşmalı boşanmada büyük ölçüde azalmaktadır.

Çocukların korunması açısından anlaşmalı boşanma daha sağlıklı bir alternatif sunmaktadır. Çekişmeli boşanma sürecindeki çatışma ortamı, çocuklar üzerinde olumsuz psikolojik etkiler yaratabilmektedir. Ebeveynlerin mahkemede birbirlerini suçlaması, tanıkların dinlenmesi ve uzayan dava süreci çocuklarda kaygı, güvensizlik ve bağlanma sorunlarına yol açabilmektedir. Anlaşmalı boşanmada ise taraflar, çocukların menfaatini gözeterek uzlaşmacı bir şekilde velayet ve kişisel ilişki düzenlemesini belirlemektedir.

Anlaşmalı boşanmanın dezavantajları da göz ardı edilmemelidir. Taraflardan birinin ekonomik veya duygusal baskı altında kabul ettiği protokol maddeleri, boşanma sonrasında hakkaniyete aykırı sonuçlara yol açabilmektedir. Özellikle mal paylaşımında bir eşin haklarından feragat etmesi veya nafaka miktarının gerçek ihtiyacın çok altında belirlenmesi, uzun vadede mağduriyet yaratabilmektedir. Bu nedenle her iki eşin de protokol maddelerini bağımsız hukuki danışmanlık alarak değerlendirmesi önerilmektedir.

Anlaşmalı Boşanmanın Yasal Şartları ve Ön Koşulları

Anlaşmalı boşanma, TMK m. 166/3 hükmünde düzenlenen özel bir boşanma türüdür. Bu hükme göre evlilik en az bir yıl sürmüş ise eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılmaktadır. Bir yıllık evlilik süresi şartı, nikah tarihinden itibaren hesaplanmakta olup fiili birliktelik süresi değil resmi evlilik süresi esas alınmaktadır. Bu süre dolmadan anlaşmalı boşanma davası açılması halinde dava reddedilmektedir.

Anlaşmalı boşanmanın ikinci temel şartı, eşlerin boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu hakkında tam bir mutabakata varmış olmalarıdır. Mali sonuçlar kapsamında nafaka, tazminat, mal paylaşımı ve ortak borçların dağılımı yer almaktadır. Çocukların durumu ise velayet, kişisel ilişki düzenlemesi ve iştirak nafakası konularını kapsamaktadır. Bu konuların tamamında anlaşma sağlanmadan anlaşmalı boşanma gerçekleştirilememektedir.

Hakimin tarafları bizzat dinlemesi, anlaşmalı boşanmanın vazgeçilmez şartlarından biridir. Her iki eşin duruşmada şahsen hazır bulunması ve boşanma iradelerini serbest ve samimi bir şekilde beyan etmeleri gerekmektedir. Vekil aracılığıyla temsil yeterli olmamakta; eşlerin bizzat mahkemede bulunmaları zorunludur. Hakim, tarafların boşanma konusundaki iradelerinin baskı altında oluşup oluşmadığını, protokol maddelerinin hakkaniyete uygun olup olmadığını ve çocukların menfaatlerinin yeterince korunup korunmadığını değerlendirmektedir.

Hakimin onay yetkisi, anlaşmalı boşanma sürecinin güvencesini oluşturmaktadır. TMK m. 166/3 uyarınca hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir; bu değişikliklerin taraflarca kabul edilmesi halinde boşanmaya hükmeder. Hakimin uygun bulmadığı protokol maddeleri konusunda taraflar yeni bir düzenleme yaparak hakimin onayını almak zorundadır. Tarafların değişiklikleri kabul etmemesi halinde dava çekişmeli boşanma davasına dönüşebilmektedir.

Anlaşmalı Boşanma Protokolünde Yer Alması Gereken Maddeler

Anlaşmalı boşanma protokolü, eşlerin boşanmanın tüm mali ve kişisel sonuçları konusunda mutabakata vardıklarını gösteren yazılı bir sözleşmedir. TMK m. 166/3 uyarınca anlaşmalı boşanmanın mahkemece kabul edilebilmesi için eşlerin boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu hususunda anlaşmış olmaları gerekmektedir. Protokolün kapsamlı ve açık bir şekilde düzenlenmesi, boşanma sonrası uyuşmazlıkların önlenmesi bakımından büyük önem taşımaktadır.

Protokolde yer alması gereken temel maddeler arasında nafaka düzenlemesi birinci sırada gelmektedir. Yoksulluk nafakası talep edilip edilmediği, talep ediliyorsa miktarı ve artış oranı açıkça belirtilmelidir. İştirak nafakası, müşterek çocuklar için zorunlu bir kalem olup çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılım miktarı, ödeme periyodu ve yıllık artış oranı protokolde yer almalıdır. Nafaka alacağından feragat edilmesi halinde bu husus açıkça belirtilmelidir; ancak çocuk adına iştirak nafakasından feragat hukuken geçerli değildir.

Mal paylaşımı düzenlemesi, protokolün ikinci önemli unsurunu oluşturmaktadır. Eşlerin edinilmiş malları, kişisel malları, taşınmazlar, araçlar, banka hesapları, yatırım hesapları, şirket ortaklıkları ve diğer varlıklar üzerindeki hak talepleri ayrı ayrı düzenlenmelidir. Her bir mal varlığı unsurunun kime kalacağı veya nasıl paylaşılacağı açıkça belirtilmelidir. Aile konutunun kime bırakılacağı, konut kredisi borcu varsa ödeme sorumluluğunun kime ait olacağı ve tahliye süresi gibi konular da protokolde yer almalıdır.

Velayet, kişisel ilişki düzenlemesi ve tazminat konuları da protokolün zorunlu unsurlarıdır. Müşterek çocukların velayetinin hangi ebeveyne bırakılacağı, velayeti almayan ebeveynin kişisel ilişki takvimi (hafta sonu, yaz tatili, dini bayramlar, sömestr tatili), maddi ve manevi tazminat talepleri ve eşyaların paylaşımı protokolde ayrıntılı olarak düzenlenmelidir. Protokolün her sayfası taraflarca imzalanmalıdır. Protokolün noter onaylı olması zorunlu olmamakla birlikte ispat kolaylığı sağlaması açısından tavsiye edilmektedir. TMK'nın anlaşmalı boşanma düzenlemelerine mevzuat.gov.tr üzerinden ulaşılabilmektedir.

Anlaşmalı Boşanma Mahkeme Süreci Detayları

Anlaşmalı boşanma davası, aile mahkemesinde görülmektedir. Dava dilekçesi, anlaşmalı boşanma protokolü ile birlikte mahkemeye sunulmaktadır. TMK m. 166/3 uyarınca evlilik en az bir yıl sürmüş ise eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılmaktadır. Dava dilekçesinde tarafların kimlik bilgileri, evlilik tarihi, müşterek çocukların bilgileri ve boşanma talebi açıkça belirtilmektedir.

Mahkeme, dava dilekçesi ve protokolü inceledikten sonra duruşma günü tayin etmektedir. Anlaşmalı boşanma davalarında genellikle tek celsede karar verilebilmektedir. Duruşmada her iki eşin bizzat hazır bulunması zorunludur; vekil aracılığıyla temsil yeterli olmamakta, eşlerin şahsen dinlenilmesi gerekmektedir. Mahkeme hakimi, tarafları ayrı ayrı dinleyerek boşanma iradelerinin serbest ve samimi olduğunu teyit etmektedir. Hakim, protokol maddelerini taraflara okuyarak onay alır ve gerekli gördüğü düzenlemeleri yapabilmektedir.

Hakimin protokolü uygun bulmaması halinde, taraflardan protokolde değişiklik yapmaları istenebilmektedir. Özellikle çocukların menfaatinin yeterince korunmadığı, nafaka miktarının hakkaniyete aykırı olduğu veya protokolün belirsiz maddeler içerdiği hallerde hakim, düzeltme talebinde bulunabilmektedir. Tarafların değişiklikleri kabul etmesi halinde protokol güncellenecek şekilde duruşma tutanağına geçirilmektedir. Tarafların değişiklikleri kabul etmemesi halinde ise dava çekişmeli boşanma davasına dönüşebilmektedir.

Anlaşmalı boşanma kararı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık istinaf süresinin dolmasıyla kesinleşmektedir. Taraflardan birinin istinaf yoluna başvurması halinde dava, bölge adliye mahkemesince incelenmektedir. Ancak uygulamada anlaşmalı boşanma kararlarına istinaf başvurusu oldukça nadir görülmektedir. Kararın kesinleşmesiyle birlikte boşanma, nüfus müdürlüğüne bildirilmekte ve nüfus kayıtlarına işlenmektedir. Kadının bekleme süresi (iddet müddeti) TMK m. 132 uyarınca 300 gün olup mahkemeden sürenin kaldırılması kararı alınarak bu süre kısaltılabilmektedir. Yargılama süreçlerinin detaylarına adalet.gov.tr üzerinden ulaşılabilmektedir.

Anlaşmalı Boşanma Protokolünde Yer Alması Gereken Hükümler

Anlaşmalı boşanma protokolünün kapsamlı ve açık bir şekilde hazırlanması, boşanma sonrasında taraflar arasında uyuşmazlık yaşanmasını önlemenin en etkili yoludur. Protokolde çocukların velayeti, kişisel ilişki düzenlemesi, nafaka miktarları, mal paylaşımı, tazminat talepleri ve ortak konutun durumu gibi tüm hususların ayrıntılı olarak düzenlenmesi gerekmektedir. Eksik veya belirsiz düzenlemeler, boşanma sonrasında yeni davalara yol açabilmektedir. Hakimin protokolü onaylayabilmesi için çocukların menfaatinin yeterince korunmuş olması ve tarafların serbest iradeleriyle protokolü hazırladıklarının anlaşılması zorunludur.

Velayet ve kişisel ilişki düzenlemesi, protokolün en hassas bölümünü oluşturmaktadır. Velayetin hangi ebeveyne verileceği, diğer ebeveynin çocukla hangi gün ve saatlerde görüşeceği, bayram ve tatil dönemlerindeki düzenleme, çocuğun yurtdışı seyahatlerinde izin prosedürü ve eğitim kararlarının nasıl alınacağı protokolde açıkça belirtilmelidir. Kişisel ilişki programının çocuğun yaşına ve gelişim dönemine uygun olarak hazırlanması büyük önem taşımaktadır. Okul öncesi dönemdeki çocuklar için kısa süreli ve sık görüşmeler, okul çağı çocuklar için hafta sonu geceleme ve tatil düzenlemeleri öngörülmelidir.

Nafaka hükümleri, protokolün mali boyutunu oluşturmakta olup detaylı bir şekilde düzenlenmelidir. İştirak nafakası miktarı, ödeme tarihi, ödeme yöntemi ve yıllık artış oranı protokolde belirtilmelidir. Yoksulluk nafakası talep edilip edilmeyeceği, talep edilmesi halinde miktarı ve süresi de açıkça ifade edilmelidir. Tarafların nafaka haklarından feragat etmeleri halinde bu feragatin bilinçli ve iradi olduğunun protokolde açıkça belirtilmesi gerekmektedir. Nafaka artış oranının TÜFE, ÜFE veya belirli bir yüzdeye bağlanması, ileride doğabilecek uyuşmazlıkları önlemektedir.

Mal paylaşımı ve maddi konular, protokolün tamamlanması gereken diğer önemli bölümüdür. Edinilmiş malların paylaşımı, ortak konutun kime bırakılacağı, araçların devri, banka hesaplarının paylaşımı ve kredi borçlarının üstlenilmesi gibi konular ayrıntılı olarak düzenlenmelidir. Tarafların mal paylaşımı haklarından karşılıklı olarak feragat etmeleri de mümkündür. Ancak feragatin kapsamının açıkça belirtilmesi, ileride mal paylaşımı davası açılmasını önlemek açısından zorunludur. Maddi ve manevi tazminat talepleri de protokolde karara bağlanmalı; talep edilip edilmediği ve miktarı net olarak ifade edilmelidir. Anlaşmalı boşanma protokolünün hazırlanmasında TMK hükümlerine mevzuat.gov.tr üzerinden erişilebilmektedir.

Anlaşmalı Boşanmada Sık Yapılan Hatalar

Anlaşmalı boşanma sürecinde tarafların en sık düştüğü hatalardan biri, protokolün aceleye getirilerek hazırlanmasıdır. Boşanma kararının duygusal yoğunluk altında alınması, tarafların mali hakları ve çocuklarla ilgili düzenlemeler konusunda yeterince düşünmeden uzlaşmaya varmalarına yol açabilmektedir. Protokolde nafaka, velayet, kişisel ilişki düzenlemesi ve mal paylaşımı gibi kritik konuların ayrıntılı biçimde ele alınmaması, boşanma sonrasında yeni uyuşmazlıkların ortaya çıkmasına zemin hazırlamaktadır. Özellikle nafaka artış oranının belirlenmemesi veya belirsiz ifadelerle düzenlenmesi, ileride taraflar arasında ciddi anlaşmazlıklara neden olabilmektedir. Mevzuat Bilgi Sistemi üzerinden Türk Medeni Kanunu'nun anlaşmalı boşanmaya ilişkin hükümlerine erişilebilmektedir.

Velayet ve kişisel ilişki düzenlemesinin protokolde yetersiz biçimde kaleme alınması, anlaşmalı boşanmanın en kritik hata kaynaklarından birini oluşturmaktadır. Velayetin hangi ebeveyne verileceğinin belirlenmesinin yanı sıra, diğer ebeveynle kurulacak kişisel ilişkinin gün, saat ve tatil dönemleri itibarıyla detaylı olarak düzenlenmesi gerekmektedir. Çocuğun eğitim, sağlık ve sosyal aktivitelerine ilişkin kararların nasıl alınacağının protokolde belirtilmemesi, uygulamada sorunlara yol açmaktadır. Yaz tatili, dini bayramlar ve özel günlerde çocuğun hangi ebeveynle vakit geçireceğinin açıkça düzenlenmesi, taraflar arasındaki olası çatışmaları önlemektedir. Protokolün çocuğun büyüme sürecindeki değişen ihtiyaçlara uyum sağlayacak esneklikte hazırlanması da göz ardı edilmemesi gereken bir husustur.

Mal paylaşımı haklarından feragat konusunda bilinçsiz karar verilmesi, anlaşmalı boşanmada sıklıkla karşılaşılan bir diğer hatadır. Taraflardan birinin bir an önce boşanma sürecini tamamlamak istemesi, mal paylaşımı haklarından kapsamlı bir feragatte bulunmasına neden olabilmektedir. Feragatin hukuki sonuçlarının tam olarak kavranmadan kabul edilmesi, telafisi güç mali kayıplara yol açabilmektedir. Özellikle yüksek değerli taşınmazlar, şirket hisseleri ve yatırım hesaplarının varlığı halinde mal paylaşımı konusunun uzman desteğiyle değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Adalet Bakanlığı UYAP sistemi üzerinden boşanma davalarının sürecinin takibi yapılabilmektedir.

Protokolün mahkeme tarafından onaylanması aşamasında karşılaşılan sorunlar da anlaşmalı boşanma sürecini olumsuz etkileyebilmektedir. Hakimin, protokolün çocuğun üstün yararına uygun olmadığını veya taraflardan birinin iradesinin özgürce oluşmadığını tespit etmesi halinde protokolde değişiklik talep etmesi mümkündür. Duruşmada taraflardan birinin protokol hükümlerini kabul etmediğini beyan etmesi, anlaşmalı boşanma davasının çekişmeli boşanma davasına dönüşmesine yol açmaktadır. Protokolün hazırlanması aşamasında her iki tarafın da hukuki danışmanlık alması, bu tür sorunların önlenmesinde en etkili yöntemdir. Anlaşmalı boşanma sürecinin sağlıklı biçimde tamamlanması, protokolün hukuki gerekliliklere uygun ve tarafların gerçek iradesini yansıtır nitelikte hazırlanmasına doğrudan bağlıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

Anlaşmalı boşanma ne kadar sürer?

Anlaşmalı boşanma davası, dilekçenin verilmesinden itibaren ortalama 1-4 hafta içinde tek celsede sonuçlanmaktadır. Mahkemelerin iş yoğunluğuna göre bu süre değişebilir. Duruşma genellikle 15-30 dakika sürmektedir. Kararın kesinleşmesi için istinaf süresi (2 hafta) beklenmeli veya taraflar istinaftan feragat etmelidir.

Anlaşmalı boşanmanın şartları nelerdir?

Evliliğin en az 1 yıl sürmüş olması, eşlerin birlikte başvurması veya birinin açtığı davayı diğerinin kabul etmesi, hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hakkında tarafların anlaşmış olması gerekmektedir.

Anlaşmalı boşanma protokolünde neler yer almalıdır?

Protokolde velayet, kişisel ilişki düzenlemesi (görüşme takvimi), iştirak nafakası, yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat, mal paylaşımı, ortak konut kullanımı ve kişisel eşyaların paylaşımı konularında tarafların mutabakatı yer almalıdır. Her kalemin detaylı ve açık bir şekilde düzenlenmesi ilerideki uyuşmazlıkları önler.

Anlaşmalı boşanmada nafaka belirlenir mi?

Evet. İştirak nafakası (çocuk nafakası) ve yoksulluk nafakası anlaşmalı boşanma protokolünde düzenlenir. Taraflar nafaka miktarını, ödeme tarihini, yıllık artış oranını ve ödeme yöntemini serbestçe belirleyebilir. Nafaka talep etmeme konusunda da anlaşma sağlanabilir.

Anlaşmalı boşanmada velayet nasıl belirlenir?

Velayet, tarafların mutabakatıyla belirlenir ve protokolde açıkça belirtilir. Ancak hakim, çocuğun üstün yararını gözetir ve protokoldeki velayet düzenlemesini uygun bulmayabilir. Çocuğun yaşı, gelişimi, ebeveynlerle bağı ve barınma koşulları değerlendirilir.

Anlaşmalı boşanmadan sonra protokol değiştirilebilir mi?

Nafaka ve velayet düzenlemeleri, koşulların önemli ölçüde değişmesi halinde yeni bir dava ile değiştirilebilir. Ancak mal paylaşımı ve tazminat gibi kesinleşen hükümler kural olarak değiştirilemez. Nafaka artırım veya azaltım davası açmak her zaman mümkündür.

Sonuç: Anlaşmalı Boşanma Sürecini Doğru Yönetin

Anlaşmalı boşanma, eşlerin karşılıklı mutabakat ile evlilik birliğini sona erdirmelerinin en hızlı, en ekonomik ve psikolojik açıdan en az yıpratıcı yoludur. Ancak bu sürecin başarılı olabilmesi için protokolün hukuki açıdan eksiksiz hazırlanması, tüm konuların detaylı şekilde düzenlenmesi ve tarafların haklarının korunması büyük önem taşımaktadır. 2026 güncel mevzuatı ve yargı içtihatları çerçevesinde hazırlanan bir protokol, ileride ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkları büyük ölçüde önlemektedir.

Büromuz, boşanma ve aile hukuku alanındaki deneyimiyle anlaşmalı boşanma süreçlerinde müvekkillerine kapsamlı hukuki destek sunmaktadır. Protokol hazırlama, müzakere süreci yönetimi ve mahkeme aşamasında profesyonel hukuki rehberlik sağlamaktayız.

Anlaşmalı boşanma süreciniz hakkında sorularınız için bizimle iletişime geçmekten çekinmeyin. Boşanma hukuku konusunda güncel mevzuatı takip etmek için mevzuat.gov.tr adresini, yargı süreçleri hakkında bilgi edinmek için ise adalet.gov.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.

Her boşanma süreci kendine özgüdür ve standart bir yaklaşımla yürütülemez. Tarafların bireysel koşulları, mal varlığı durumu, çocukların ihtiyaçları ve gelecek planları gibi pek çok faktör, protokolün içeriğini ve sürecin yönetimini şekillendirmektedir. Bu nedenle profesyonel hukuki destek almak, haklarınızın en iyi şekilde korunmasını sağlayacaktır.

Bu makale Mart 2026 itibarıyla güncel mevzuat ve uygulamalar doğrultusunda hazırlanmıştır. Hukuki düzenlemeler değişkenlik gösterebileceğinden, güncel bilgi için profesyonel danışmanlık almanız önerilir. Bu içerik bilgilendirme amaçlı olup hukuki tavsiye niteliğinde değildir.

↩ Tüm Makaleler
← Önceki Makale
Aile İçi Şiddet ve Koruma Tedbirleri 2026
Sonraki Makale →
Anlaşmalı Boşanma Protokolü Hazırlama Rehberi 2026

Hukuki Surecte Profesyonel Destek

Turk hukuk sisteminde usul kurallarina tam uyum gerektiren karmasik yapilar mevcuttur. Dilekcelerin yasal sureler icinde dogru mahkemeye eksiksiz icerikle sunulmasi, delillerin hukuka uygun bicimde toplanmasi ve dosyaya eklenmesi, durusmalarda etkin savunma yapilmasi — tum bu adimlar hem teknik bilgi hem de deneyim gerektirir. Itiraz sureleri son derece kisitlidir: icra takibine itiraz icin 7 gun, istinaf icin 2 hafta, temyiz icin 2 hafta gibi sureler gecikmeksizin hareket edilmesini zorunlu kilar.

Turk yargi teskilati uc dereceli bir yapiya sahiptir: Ilk derece mahkemeleri, istinaf mahkemeleri (Bolge Adliye Mahkemeleri) ve Yargitay. 2016 yilinda hayata gecirilen istinaf sistemi hem temyiz yukunu azaltmis hem de davalarin daha hizli sonuclanmasina katki saglamistir. Anayasa Mahkemesi bireysel basvuru yolu ise 2012'den bu yana vatandaslarin temel haklarini ic hukuk yollarini tukettikten sonra Anayasa duzeyinde koruma altina almasina imkan tanimaktadir.

Arabuluculuk kurumu, 2018'den itibaren is hukuku uyusmazliklarinda, 2019'dan itibaren ticari davalarda, 2023'ten itibaren ise kira ve tahliye uyusmazliklarinda dava acmanin on kosulu haline gelmistir. Zorunlu arabuluculuk, taraflarin mahkemeye gitmeden once bir arabulucu araciligiyyla uzlasma imkanini degerlendirmesini saglar. Arabuluculuk sonucunda varilan anlasma mahkeme karari niteligindedir.

Zamanasimu sureleri, hak kayiplarinin en yaygin nedenlerinden biridir. Alacak davalarinda genel zamanasimu 10 yil olmakla birlikte, is hukuku alacaklari icin 5 yil, trafik kazasi tazminati icin yaralamalı davalarda 8 yil, olumlu davalarda 15 yil gibi ozel sureler uygulanmaktadir. Sure hesaplamasi olayin ogrenilmesi veya gerceklesmesine bagli olarak degiskenlik gosterebilir.

Delil toplama surecinde hukuka aykiri yollarla elde edilen deliller mahkemede kabul gormez. Dijital delillerin (ekran goruntusu, mesaj kayitlari, e-posta) usulune uygun bicimde noter araciligi ile ya da bilirkisi raporu ile tespitinin yaptirilmasi delil gecerliligi acisindan buyuk onem tasir. Elektronik deliller gunumuzde giderek daha fazla onem kazanmakta olup UYAP sistemi uzerinden dava takibi ve dilekce gonderimi gibi islemler elektronik ortamda gerceklestirilmektedir.

Istanbul'da Hukuki Hizmetler

Istanbul Turkiye'nin ekonomik ve hukuki merkezi olarak ulkedeki davalarin buyuk bolumune ev sahipligi yapmaktadir. Anadolu ve Avrupa yakasindaki mahkemeler farkli yargi cevrelerine sahip olup yerel prosedurler ve ictihat birikimi acisindan belirli farkliliklar gosterebilir. Bu nedenle Istanbul'da yerel deneyimi bulunan bir avukatla calismak sureclerin hizli ve etkin yurutulmesi bakimindan kritik onem tasir.

Buromuz Acibadem Mahallesi Kadikoy'de konusllanmis olup Anadolu yakasinin tum mahkemelerine yakin mesafededir. Muvekkillerin farkli bolgelerdeki uyusmazliklari icin Istanbul'un her iki yakasinda aktif dava takibi yapilmaktadir. Aile hukuku, miras hukuku, gayrimenkul hukuku, ceza hukuku, is hukuku ve ticaret hukuku basta olmak uzere pek cok alanda kapsamli hizmet sunulmaktadir.

Turkiye'de avukatlik meslegi 1136 sayili Avukatlik Kanunu cercevesinde duzenlenmektedir. Avukatlar bagli olduklari baro tarafindan sicile kayit yaptirarak meslegi icra eder. Muvekkiller avukatlarinin baro sicil numarasini ilgili baro uzerinden sorgulayabilir. Vekalet iliskisi noterden duzenlenen vekaletname ile kurulur. Gizlilik ilkesi avukat-muvekkil iliskisinin temel guvencesidir.

Avukatlik ucretleri Turkiye Barolar Birligi tarafindan her yil yayimlanan Asgari Ucret Tarifesi esas alinarak belirlenir. Taraflar bu tarifenin uzerinde serbestce anlasabilir ancak altinda ucret kararlastirilamaz. Davanin kazanilmasi halinde karsi tarafa yargilama giderleri ve vekalet ucreti yukletilmektedir.

Sadaret Hukuk ve Danismanlik olarak muvekkillerimize her asamada hukuki rehberlik sunuyor dava stratejisini titizlikle belirliyor ve haklarinizi en etkin bicimde savunuyoruz. Ilk gorusme icin bugun iletisime gecin: +90 531 500 03 76 veya WhatsApp. Ilgili mevzuata mevzuat.gov.tr uzerinden ulasabilirsiniz.